http://www.aict-iatc.org/

TENKİT VE TAKDİR ETMEK

HAZIM KÖRMÜKÇÜ (1898-1944)
(Darülbedayi dergisi / no:35) 
HAZIM KORMUKCUMesele şu... Her memlekette olduğu gibi Türkiye'de de tiyatro sanatını sevenler çoktur. İşte bundan dolayıdır ki, şehir belediyesine mensup Darülbedayi hiçbir fedakârlıktan çekinmeyerek kıymetli seyircilerine her fırsatta yeni bir şey göstermeğe çalışıyor.

Fakat bütün bunların yanında her zaman olduğu gibi, biz tiyatroculardan bir türlü hırsını alamayan, hatta kabil olsa gazetenin baş makalesinden son sahifenin son noktasına kadar aleyhimize yazı yazsa gene doymayan münekkit beyler yazılarının her kelimesinde zehirli gaz sıkar gibi hücum etmekten bıkmıyorlar. Anlayamadım, acaba bu hırs nereden geliyor? Yoksa bizi Türkten başka bir millet mi zannediyorlar? Yoksa arasıra alkışlandığımızı mı çekemiyorlar? Yahutta tiyatroyu her gece dolduran halkın verdiği para artistlerin cebine mi giriyor zannediyorlar? Eğer öyle ise ne büyük bir hata. Şuna emin olun ki, halkın tiyatroya verdiği para ile bizim katiyen alâkamız yoktur. Biz hepimiz ücreti maktualı memuruz. Söylemeğe utanıyorum, fakat ne yapalım ki icap etti: Birinci sınıf bir aktörün maaşı nedir bilirmisiniz? 135 lira. Bundan bir çok vergi kesildikten sonra yüz lira bile kalmaz. Bu para bir memur, bir katip için az değildir, fakat bir artist için (Az) kelimesi bile azdır. Bir kâtip senede iki kat elbise, iki çift kundura ile idare edebilir, fakat bir artist bilhassa sahneye temiz çıkması ve hele dört perdelik bir eserde dört ayrı kostüm değiştirmesi icap ederse (Çünki müessese artistin elbisesini temin etmez. Yalnız tarihi eserler müstesna). Sonra her eserde rolün icabına göre giyinmek mecburiyeti vardır. Avrupa artistlerinin nasıl yaşadıklarını mecmualarda okudukça ne yalan söyliyeyim kendi hesabıma kedi ciğere bakar gibi oluyorum. Onlar otomobilsiz yere basmıyorlar, halbuki ben tramvayın ikincisini beklemek mecburiyetindeyim. Onlar kürkler içinde yaşıyorlar, halbuki pardesümü tornistan ettirmek için beş lira lâzım. Artist Moris Şövalye şatosunda ikiyüz kişilik bir balo vermiş, halbuki ben bir ahbabıma bir fincan kahve ikram edecek vaziyette olmadığım için evde yok dedirtme mecburiyetindeyim. Artıl mukayese etmenizi ferasetinize bırakırım. Bir de üstelik zaruri ihtiyaçları ilâve edin... İşte biz bu sıkıntılara, bu yoksullığa göğüs gererek, gece gündüz hem fikren, hem bedenen çalışıyoruz. Bütün bunlardan sonra bizleri teselli edecek, yorgunluğumuzu giderecek olan şey yalnız bir el şakırtısı, lehimize çıkmasını ümit ettiğimiz bir yazıdır. Halbuki bunu bile çok görenler var. Başka milletler hehangibir piyesi, yahutta musikili bir eseri en az altı ayda hazırlar; bizse her hafta yeni bir eser yetiştirmek için sırtımızda dekor taşıyarak; elimizde fırça, boya yaparak sabahlara kadar çalışıyoruz daha ne yapalım?..

Eğer vaktimiz olsa münekkit beylerin esaretinden kurtulmak için matbaadaki mürettiplere yardım dahi edeceğiz...

Şeraiti bilmeden, işin iç yüzünü tanımadan çalakalem yürümek merhametsizliktir.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim