http://www.aict-iatc.org/

AKP’nin sanat düşmanlığı sürüyor. Hedefte bu sefer Eskişehir var.

eskisehir-29-11-2014Eskişehir'de sanata ayrılan yüzde 50'lik bütçeye el konuluyor. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen, "AKP iktidarının cellatlığı sürüyor. Bu sanata yapılan bir darbedir" dedi.

Son Güncelleme: Salı, 02 Aralık 2014 14:47

Gösterim: 1302

Devamını oku: AKP’nin sanat düşmanlığı sürüyor. Hedefte bu sefer Eskişehir var.

SEN DE Mİ BE MELİSA…

Melis-GurpinarÖğleye doğru ağlaya ağlaya Dilek (Türker) telefon etti, Melisa (Gürpınar)'nın aramızdan çekip gittiğini söyledi. Birden içim eridi, sesim titredi.

Ben, Melisa'yı neredeyse 55 yıl önce tanımıştım.

Tanıştıktan hemen sonra, yüreğimi temizlemek için (ya da temiz tutmak için), yüreğime Melisa'nın sevgisini doldurmuşlardandım.

Eylülde göç eden leyleklere el sallayan eski İstanbullu kadınlar, sayılı fırtınalar, her yıl niyet edilip aktarılamayan damlar, pençe yaptırılan ayakkabılar, ters yüz edilen giysiler, kış için hazırlanan reçeller, sandal sefaları, bastonlarına tutunarak titrek adımlarla sandalına binip balığa çıkan, hayat karşısında yalnızlıklarına direnen emekliler, kış bastırdığında sığınılan sobalı odalar, betonlara gömdüğümüz kırlar, erguvanlar, mor salkımlar, şakayıklar, manolyalar, gülibrişimler, filbahriler, hanımelleri, yok olan bostanlar, yılbaşı eğlenceleri, kaybolan tatlar, yemişler..

Anılardan, düşlerden, imgelerden oluşan öykülerini okurken her daim sarsılmışlardandım.

Elinden ya da dilinden insanlara hiçbir kötülük gelmemiş bu dostun yıllar yılı yüreğinde yer tutmuşlardandım.

Melisa beni daima iyiye, doğruya, güzel olana doğru itmişti.

İnsanlara ayırım yapmaksızın hep iyilikte bulunduğuna tanıklık etmiştim, tanıklık ederken benim de içimde kötülüğe yer kalmadığını gözlemlemiştim.

"İstanbul, ışıklı ve bir yüzüyle çok zengin bir kent artık görünüşe bakılırsa," diyordu bir yerde, "... ama tarihsel varlığını yitiriyor, uygar dünyanın içindeki yerini yitiriyor, uygar dünyanın içindeki yeri kararıyor gitgide. Ve ben korkuyorum" diye de ekliyordu, korktuğunu bizzat gözlemlemiştim.

Doğa tutkunuydu.

Yüzyıllardır İstanbul'da yaşamış bir aileden geliyordu,

Asildi, daima vakurdu.

Dünyanın en güzel kentlerinden biri olan İstanbul'a tutkundu, yitip giden değerlere hep özlem duydu.

Emirgân'da lale zamanı çiçek açan yalancı kiraz ağacını, toplumsal hayattaki olumsuz değişmeleri, yaşanan bireysel ve toplumsal olayları, küreselleşmenin, tek kültürlülüğün dayattığı olumsuzlukları, çatırdayan dostlukların sızılarına karşın badem ağacıyla kurulan dostluğu, günden güne yok olan dünyayı, geçmişe, insanın iç dünyasındaki hüznü saklayan gizli köşeleri, kalabalıklar içindeki yalnızlıkları, özlemleri hep onun kitaplarından içime sindirmiştim.

Kitaplarını okudukça hem onu daha fazla tanıyıp sevmeye başlamıştım, hem de onun yaşantısından kendime örnekler çıkartmıştım, belirli bir yaştan sonra olsa dahi onun gibi olmak gayretiyle yıpranmıştım.

Ona olan saygımla, onun kadar dürüst yaşamaya çalışma gayreti bende hâsıl olduğunda, zaten iyi insan olduğuma inanmıştım.

Çok kötü!

Eski dostumu asla unutamayacağım.

İyi de unutamazsam ne yapacağım?

Son Güncelleme: Pazartesi, 24 Kasım 2014 22:37

Gösterim: 1734

HAKLARIMIZI GİZLİ SAKLI GASPEDİYORLAR

akun-sahnesi-haklarimiz-gaspediliyor
Mülkiyeti Emek İnşaat A.Ş'de bulunan Ankara'nın en önemli iki tiyatro sahnesi Akün ve Şinasi'nin, 10 gün önce gizlice Karadenizli bir şirkete satılmasını ben fevkalade heyecansız karşıladım.

Her iki sahnenin satışı 23 milyon TL'ye gerçekleşmiş ve satış talimatını bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Nazırı Faruk Çelik vermiş.

Hiç şaşırmadım!

Şimdi sorarım size: Akün ve Şinasi Sahnelerini satılığa çıkaranlar; kent merkezinin göbeğindeki Devlet Tiyatroları'nın köklü sahnelerinden biri olan Yeni Sahne'yi yıkıp yerine hamburgerci açmadılar mı?

İstanbul'da Emek Sineması'nı yıkanlar, Topkafa'nın muhallebicisine göre kent planı yapmıyorlar mı?

Halk böyle oturduğu yerde oturursa, halkın vergileriyle kurulmuş olan sahnelerin mülkiyetini kamu adına elinde bulunduran; Sosyal Güvenlik Kurumu, Türk Kızılay'ı, Türk Hava Yolları ve AOÇ Genel Müdürlüğü'nün ortaklığındaki bir işletme olan Emek İnşaat, Nazır'ın talimatıyla, işte böyle göstere göstere iki kültür mirasını satar.

Bu iki sahneyi satanlar Dikmen'de, Sulukule'de, Fikirtepe'de yoksul halkın evlerine belediyenin gücü yetmediğinde bakanlar kurulu marifeti ile el koyanlardır. İstanbul'da Taksim'i, Ankara'da Atatürk Orman Çiftliğini yağmalayanlardır.

AKP, bir yandan rant kapısı olarak gördüğü kamusal değerlerimizi pazarlamakta, Ankara'da cumhuriyet dönemi mimarlığının bir açık hava sergisi olan kent merkezlerini AVM'lerle, otellerle donatarak yandaş sermayedarların ceplerini doldurmakta, diğer yandan da kendi ideolojik ve siyasi hedefleriyle uyumlu kentler yaratmanın peşinde koşmaktadır.

AKP, "Devletin Tiyatrosu, Sanatçısı olmaz" diyerek Devlet Tiyatrolarını özelleştirme hesapları yaparken, sanatı emekçi halktan kopartma hedefiyle de hareket etmektedir.

Görünen gerçek şudur ki, AKP'nin"dindar yeni nesli" için kurmak istediği kentlerde ne sanata, ne de sanatın gerçek sahibi emekçi halka yer yoktur.

Bir gerçek daha var ki, halkımızda eylem harici laf çoktur.

Son Güncelleme: Çarşamba, 05 Kasım 2014 11:45

Gösterim: 1314

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim