http://www.aict-iatc.org/

VAHŞETTEN CAN ACITICI, CAN ALICI DOĞRU BİR KESİT: "DİSKO 5NO'LU"

DestAR-Theatre, Seyr-î Mesel Tiyatrosu, Teatre Avesta, Teatra Jiyana Nû,

Teatra Demsal. Bunlar, günümüzde Kürtçe tiyatro yapan gruplar. Aralarından DestAr-Theatre ile yeni tanıştım. "Destar", buğdayı inceltmekte kullanılan el değirmeni anlamına geliyormuş. Yani üretmek ve inceltmek anlamında... İzledim ve anladım ki, "Disko 5No'lu" başlıklı oyunlarında öğütmekten yola çıkıyorlar, ellerindeki malzemeyi öğüttükten sonra sanatla bir güzel yoğuruyorlar.

TERÖR "HÜDAİ NABİT" DEĞİLDİR

Bilinen bir gerçek, bir zamanlar Diyarbakır'da bulunan 5 Numaralı Cezaevi (bu tanımı 'zindan' sözcüğü daha anlamlı kılıyor), Türkiye tarihinin iğrençliklerle dolu bir sayfasıdır. 1980-1984 döneminde bu cezaevinde devrimcilere yapılan işkenceler ise, zerre kadar kuşkum yok, bu ülkede terörün tohumlarının atılmasına, halkların birbirlerini vurmasına neden olan kapkara bir başlangıçtır. Yani bugün yanıp yakındığımız terör, "Beygir Ressamı 'Netekim' Paşa" ve şürekâsının anlattığı gibi ortaya "hüdai nabit" çıkmamıştır!

DİYARBAKIR ZİNDANI'NDA 3 YIL İÇİNDE 53 ÖLÜ

2 Nisan 1984'te Genelkurmay Başkanlığı'nın, Diyarbakır "Zindanı"nda 12 Eylül'den o güne kadar 53 kişinin öldüğünü açıklamasını öğrendiğimde (hiç unutmam) ayakta durmakta zorlanmıştım. Haydi, dilerseniz birlikte anımsayalım: Diyarbakır "Zindanı"ndakilerin 14'ü kendini asmış, 23'ü çeşitli hastalıklardan ölmüş, 7'si ölüm orucunda can vermiş, 7'si ise işkencede öldürülmüştü. Devletin kontrolü altındaki bir (zindan haline getirilmiş) cezaevinde, o gün bu gündür 3 yıl içinde 53 kişinin ölmesiyle ilgili hiçbir soruşturma başlatılmadı, görevli apoletlilerin sorgulamaları yapılmadı, sorumlular hakkında kamu davası açılmadı. Mirza Metin, insanlığın olup olabilecek en büyük ayıbı işkencenin, vahşetin ve faşist uygulamaların, ihanet ve var olma ikileminin somut olarak örneklendiği işkence tezgâhlarını bu bilgiler ışığında oyun haline getirmiş, belli ki malum yer hakkında kitap, belgesel, ne bulduysa didiklemiş.

AKILLARA SEZA İNSANLIK DIŞI UYGULAMALAR

Disko (vatani görevlerini(!) "sakıncalı piyade" olarak yapanlarımız da pek iyi bilirler), disiplinin sivil hayatta işkence olarak adlandırılan yöntemlerle sağlandığı "Disiplin Koğuşu"nun kısaltmasıdır. Berfin Zenderlioğlu, Mirza Metin'in disiplin koğuşunda yaşanan (tamamı gerçek mi gerçek) vahşet metnini sahneye taşırken, Diyarbakır "Zindanı"nını yaşamış olan Kürt Siyasetçilerden Ahmet Türk, Bayram Bozyel ve Mustafa Caymazer'in anılarından da yararlanmış. Çok da iyi yapmış ve incelikli çalışmasıyla akıllara seza insanlık dışı uygulamalardan bir sanat estetiği yumağı yaratmış, uyuşuk toplumsal belleği gıdıklamış, yaşanan vahşet ile toplumu yüz yüze bırakmış.

ZENDERLİOĞLU TİYATRODA KENDİ DİLİNİ Mİ ARIYOR NE!

Sahne tasarımını yapan Metin Çelik, oyunu baştan sona dekorla bütünleştiren bir yapıya kavuşturmuş. İnsanların sistemin ağına nasıl düşürüldüğünü simgeleyen örümcek figürü ise ayrıca övgüye değer. Işık Tasarımını imzalayan Alev Topal ters ışıkların renklerini fon aydınlatmasında kullandığı renklerden oluştursaymış, fon perdesiyle sahne ışığı arasındaki bağı kurmuş olacak ve ışık sanki fondan geliyor izlenimini verebilecekmiş.

Etmemiş, eylememiş.

Neyse!

Nizamettin Arıç'ın müzik, Alan Ciwan-Adar Baran Değer ikilisinin efektleri itirazsız güzel. Yönetmen Berfin Zenderlioğlu, klişelerin formunu deforme edip, iç içe açan gül yaprağı örneğince bir mizansen formu yaratmış. Anlatı içinden yeni bir anlatı doğurmuş; eski formu, yeni forma gebe bıraktırmış. Belki de tam anlamıyla deneysel bir çalışma yapmış. Oyunu izlerken kendi kendime: "Zenderlioğlu tiyatroda kendi dilini mi arıyor" sorusunu sormamı sağlamış.

MİRZA METİN'İN CANLANDIRDIĞI KARAKTERLE BÜTÜNLEŞMESİ

Örümceği, Sineği, Fareyi, Joe adlı Köpeği, Gaddar Gardiyan'ı ve Mahkûm'u tek vücutta sahneye taşıyan Mirza Metin'e gelince... Canlandırdığı karakterle fevkalade bütünleşerek kusursuz bir aktarım elde ediyor. Ritmi hiç aksatmadan tutturuyor. Olayın akışını hiç bozmuyor, tempo düzeyini gıdım düşürmüyor. Seyircinin uyarıcılarını olumsuz yönde etkileyecek her türlü eylemden itinayla kaçınıyor. Gerek sahne kullanımı, gerekse uyumlu ve tutarlı devinimleri, duraklamalarıyla karakter/lerle özdeşleşiyor.

Haaa, Mirza Metin bir de kendi fiziksel parçalarını çok iyi tanımasıyla dikkat çekmekte.

Sözü uzatmayayım: "Disko 5No'lu", yılın "en iyi"leri arasına adaylığını koyuyor ve koruyor.

(Evrensel – 11 Ocak 2012)
Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim