http://www.aict-iatc.org/

“ÜCRET ARTIŞI TALEBİNDE BULUNMAK İÇİN SERVİS ŞEFİNE YANAŞMA SANATI VE BİÇİMİ”

Farklı yıllarda Galatasaray Üniversitesi'nde eğitime başlamış, farklı bölümlerde okumuş, ama nihayette aynı amaç doğrultusunda üniversitenin tiyatro topluluğunda buluşmuş gençlerin bir bölümü, bu yıl başka bir kulvarda uçmaya başladılar ve sarısandalye ekibini oluşturdular.

sarısandalye ilk yılında, Fransız sosyolog ve edebiyatçı Georges Perec'in (1936-1982) 1968 yılında yazdığı "L'art Et La Manière D'aborder Son Chef De Service Pour Lui Demander Une Augmentation - Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi (İmge Kitabevi / Ankara 2010) başlıklı absürd oyununu sahnelemekte. Daha doğrusu bu cesareti gösterebilmekte... Sözü genişletmeden diyeceğim o ki, sarısandalye'nin sarı renginin tonunu bilemem, ama ayakları sağlam görünmekte.

Perec'in ölümünden sonra notları arasında bulunan ve son yazdığı değil, ama son yayınlanan kitabı olan "Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi", gerçek bir edebiyat okurunun keyifle okuyacağı, fiziki boyutları küçük bir kitaptır esasında.

Ücretinin artırılması talebiyle amiriyle görüşmek...

Aslına bakarsanız, yazar konuyu romanının başlığında söylemiştir. Yazarın bu girişim bağlamında olası bütün durumları anlatmayı üstlendiği daha romanın kapağını kaldırmadan anlaşılmaktadır. Metinde, yoğunlaştırma kaygılarıyla hiçbir yazım işaretinin kullanılmamış olması romanı okurken hiç mi hiç yadırganmaz; aksine yazar, ikide bir durup nefes almanıza bilerek engel olmaktadır. Sayfaları çevirdikçe merakınız çoğalacaktır. Perec'in anlatımının karmaşık olmadığı sayfalar sol tarafta yığılmaya başladıkça anlaşılacak, biçem farkı ve mizahi zekâ özellikleri aklınızı alacaktır.

Sarısandalye'nin ekip çalışmasıyla sahneye uyarladığı romandaki bilinçli yinelemeler gerek uyarlama başarısı, gerekse Ziya Demirel'in yönetiminde seyirciyi asla boğmuyor. Bürokratik anaforun komikliği, yanı sıra eğlenceli çekiciliğinin giderek hüzünlü bir anlatıma dönüşmesi, izlerken de şaşkınlık yaratıyor.

Günsu Engin-Denizhan Çay ikilisinin sahne tasarımı, çalışma yaşamının temel işleyiş biçimini ifade eder nitelikte. Yazarın romanında kullandığı geniş kapsamlı organigram ve giderek oluşan karmaşık labirent seyirciye sahne tasarımı yoluyla kolayca geçiyor. Reji ekibinin ışık tasarımı da vasat, ama hiç kötü değil. Alex Lawrence'in müzikleri de oyuna katkı sağlamayı başarıyor.

Ücret artışı talebinde bulunmak için şefiyle görüşmek isteyen kahramanımıza can üfleyen İlyas Özçakır da, Mösyö X'de Emirhan Altunkaya da, Yolande'da Nezaket Erden de can verdikleri karakterlerin olgularını ve yönelimlerini, içsel itkiler, psikolojik imalar, içsel bir hareket noktaları ekleyerek başarıyla değiştiriyorlar.

Aralarından Çağdaş Ekin Şişman'ı ayırdım.

Neden derseniz, onun rolünün skoruna derinlikler eklemesine bayıldım.

Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim