http://www.aict-iatc.org/

SAVAŞ BAŞAR İÇİN OĞLUNDAN SAYGI DURUŞU: “ÖYKÜLERDEN OYUNLAR”

Savaş Başar (1938-1985)...

Tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen, senarist.

Geniş topluluklarca tanınan, bilinen, sevilen bir tiyatrocu...

Tiyatronun dışında beyazperde de önemli filmlerde rol almış, ayrıca senaryo ve yönetmenlik deneyimlerine de sahip enderlerden.

Savaş Başar'ın vefalı oğlu, tiyatro yönetmeni ve oyuncusu Kemal Başar, babasının önünde saygı duruşunda bulunmak istemiş. Savaş Başar'ın 1979 yılında tiyatroya yeni bir biçem ve soluk getirdiği, tek bir sandalyenin dekor olduğu ve biçimden biçime girdiği "Öykülerden Oyunlar" başlıklı çalışmasından esinlenmiş.


PROJENİN DOĞUŞU

Savaş Başar'ın Anadolu'yu karış karış, hem de birkaç kez dolaştığı bu oyun formatını ne yalan söyleyeyim, ben izlemedim, ama çok tutmuş. Bu çalışma ilk "One Man Show" muydu, modern meddah mıydı bilemiyorum ya da siz ne derseniz deyin, Savaş Başar'ın oğlu Kemal Başar'a esin kaynağı olmuş. Başar'ın kafasında yepyeni bir "Öykülerden Oyunlar" projesi doğmuş.

Babasının Muzaffer İzgü, Sait Faik, Wolfgang Borchert gibi değişik yazarların öykülerini kullanmasına karşın, Kemal Başar tek yazarın ifadesini yeğlemiş. Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes'in, edebiyatımızda pek de işlenmemiş erkek çocukların enerjik, hüzünlü, fıkır fıkır dünyalarından yola çıkarak rengarenk bir kolaj yapmış. Emrah Serbes'in kitapları arasından öyküler seçerken, içlerinde kendimizden bir şeyler bulmamız gerektiğine inanmış. Eskileri, kaybettiklerimizi, sert geçen mahalle maçlarını, kıyasıya ettiğimiz kavgaları, suçladıklarımızı, bizi suçlayanları, âşık olduğumuz komşu kızını, kızın annesinin güzelliğini, delikanlıları, delikanlılığı, serserileri sahneye taşınmasını amaçlamış. Emrah Serbes'in akıcı diliyle anlattığı, kimi yerde son derece komik öğeler içeren, kimi yerde gözleri nemlendirecek kadar hüzün yeşerten, çok yerde fevkalade coşkulu, ortaya "erken kaybeden" bireyi konu alan serbest metin öykülerinden oluşan bir seçki çıkmış.


OYA GİBİ DRAMATURGI

Kemal Başar, sahibi olduğu Tiyatro Keyfi topluluğu olarak projeyi olgunlaştırırken, yakın dostu Tayfun Dinçer'e oyunun rejisini teslim etmiş. Usta oyuncu Hakkı Ergök'ün yanına, on beş yıl aradan sonra (babasına daha yakın olabilmek amacıyla olsa gerek) kendisini de oyuncu olarak seçmiş, yanı sıra sıraya dizilmiş öykülerin dramaturgisini de bizzat kendisi oya gibi işlemiş.

Netice itibariyle, Tayfun Dinçer'in anlatı tiyatrosunun olmazsa olmazları arasında sayılan dans, pantomim, koral okuma, kukla, illüzyon, doğaçlama, taklit etme gibi unsurlarına; aksesuar, kostüm gibi gereçlerine gerek duymaksızın sahneye koyduğu öyküler kolajını; oyuncular, öyküleri ses ve bedenleri ile beraber, figür konuşması, sahnesel canlandırma, dramatizasyon tekniklerini kullanarak anlatmaya girişmiş.
 

YARATICI KADRONUN DİĞERLERİ

"Öykülerden Oyunlar"ın ışık tasarımı Yüksel Aymaz ustanın imzasını taşımakta. Oyunda dekor olmaması (sadece arka planda iki büyük monitör var) Yüksel Aymaz'ı aymazlığa(!) sürüklememiş. Yüksel Aymaz, izleyicinin anlatılan öykülerin geçtiği zamanı, mekânı, atmosferi, duyguyu ve doğal ışığı sahnede görmeleri gerektiğini aklından çıkarmamış. Şayet bu doğallık ve atmosferi Yüksel Aymaz sağlayamayacak olsa, öyle sanıyorum ki seyirci anlatılan olayların doğruluğundan kopar, dolayısıyla öyküden uzaklaşır.

Orhan Enes Kuzu'nun müzikleriyse hareketten ritme, ritimden sese, sesten figür yaratmaya doğru yol alan kutlanası bir çalışma.

VSG Production'ın animasyon ve sahnesel canlandırma filmleri de aktarımlara fevkalade yardımcı. Bu arada, VSG Production'ın animasyon ve canlandırma filmlerine tümüyle destek olması, Tiyatro Keyfi'ni bu çalışma için kurum olarak bütün olanaklarından yararlandırması bana sorarsanız her türlü takdirin üzerinde sayılmalı. Temenni olarak: "Darısı tüm kurum ve kurumcukların başına" denilmeli. VSG Production'a örnek davranışı için tüm tiyatroseverler teşekkür etmeli.

ANLATICILAR

İstanbul seyircisinin özellikle "Leenane'in Güzellik Kraliçesi" oyunundaki titiz, pinpirikli, aşık Pato karakteriyle yakından tanıdığı ve sevdiği Hakkı Ergök "Hüzünlü Piç", "Korhan Ağbi'nin Kardeşi", "Hisler Ansiklopedisi", "Kapanış Konuşması", "Sen Gittin" öykülerini anlatırken duygularını, iradesini, aklını, tüm varlığını harekete geçirmek için derinlikli tutkularını da başarıyla ortaya koyuyor.

Diğer Anlatıcı olarak 15 yıl sonra sahneye gelen Kemal Başar ise "Cahide", "Bira ve Kahve", "İyileşen Adam", "Ayşenur'un Ablası", "Galip İş Hanı" öykülerine anlatımı ile can verirken öykü kahramanına yaşam katan yönelimleri arıyor ve buluyor. Kahramanların içsel güzelliklerini başarıyla su yüzüne çıkarıyor. Sesinde, tonlamasında, vurgularındaki yaratıcı yönelimler basit bir ilgi değil, tutkulu bir heyecan, arzu, özlem ve aksiyon uyandırıyor.

Kısacası Tiyatro Keyfi, bir anlatı tiyatrosu örneğini pek güzel sivriltmiş ve bana sorarsanız Savaş Başar'ın huzur içinde uyumasını sağlıyor.

Yazının tam da burasında bana da: "Işıklar içinde, alkışlar arasında uyu Savaş Başar" demek düşüyor.

Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim