http://www.aict-iatc.org/

Dot’tan yeni bir "yenilik": "Dövüş Gecesi"

Murat ve Özlem Daltaban'ın 2005 yılında başlattıkları Dot girişiminin bugüne kadar sergilemiş olduğu 21 oyunu ile 3 oyunlar dizisinin tümünü görmüş, önemli bir bölümü hakkında dergimizde eleştiriler yazmış ve yenilikçi yaklaşımlarını her daim alkışlamış olmakla birlikte, tarafsızlığımı korumaya da hep büyük gayret gösterdim... Örneğin, "Sarı Ay" ve "Pornografi" gibi oyunlarda beğenmediklerimi yazmamın yanı sıra, kendilerine de açık açık belirtmekten çekinmedim.

Ne var ki, son oyunları "Dövüş Gecesi"ni kimi dostlarımın "zamanlaması ile gişeye yönelik" olarak nitelendirmeleri, bazılarının ise "bu ne biçim tiyatrodur?" şeklinde sorgulamalarını burada yanıtlamadan edemiyorum, diğer bazı tiyatroseverlerin de benzer duyguları paylaşmış olabileceklerini düşünerek...

İkinci konuyu yazının sonuna bırakarak, oyunun "tecimselliğine" kısaca dem vuralım. Şimdi sorarım size – eğer bir ülkenin en güncel konusunu anında irdelemesini tasarlamış bir tiyatro topluluğu, gerekli hazırlığını yaparak bu sorunsalı tam zamanında sahnesine taşıyabilmiş ise, bu projeyi "gişeye göz kırpan" maddi bir girişim olarak adlandırmak, haksızlık değil midir? Kaldı ki, bilinçli bir seçim ile ilgili konuların değişik açılardan incelenmesi, daha iyiye gitmesi uğruna eleştirilmesi ülkemizin anlık/geçici değil, son yıllarda artık sürekli olarak "güncel" bir gereksinimi olmamış mıdır?!

"Dövüş Kulübü"nü kaleme almış olan Alman/Arjantin/Lübnan kökenli Alexander Devrient, tiyatro yazarlığına yeni soyunmuş bir yönetmen, oyuncu ve seslendirme ("voice over" = "kafa sesi") sanatçısıdır. "Fight Night" oyunu 2013 Edinburgh Fringe festivalinde pek beğenilmiş ve anlaşılan Daltaban'larca orada keşfedilmiş... Öğrendiğim kadarıyla, aynı festivalde bu yıl da eleştirmenlerce iyi not alan, feniminizmi konu edinen yeni bir oyunu sergilenmiş bu çiçeği burnunda tiyatrocu.

İstanbul'da ilk gösterimini (2014 yerel seçimlerden iki hafta önce!) 14 Mart'ta yapan oyun, azınlık/çoğunluk/öteki olmak, neye göre oy verilmeli, koalisyonlar nasıl kurulur, demokrasiden diktatörlük mü doğar gibi soruları ve sorunsallarını irdelerken, oy vermemek/direnmek konusuna da ağırlıklı olarak yer veriyor. Kısaca: Bir demokrasi eleştirisi, Dot'un tanıtımında "seyircinin oylarıyla yol alan ve yön değiştiren bir demokratik sistem simülasyonu" ile karşı karşıya bırakılan izleyiciler, ellerindeki kumanda aletleriyle "oy vererek" oyuna katılıyor, sahnedeki beş aday arasında değişik konularda seçimlerini belirliyor.

Bugüne kadar izlediğim belki de en "interaktif" oyun olan "Dövüş Kulübü"nde rol alan Dot'un deneyimli ekibinden Ece Dizdar, dönüşümlü olarak Gizem Erdem ve Pınar Töre, İbrahim Selim, Tuğrul Tülek ve Serkan Altunorak arasındaki seçim yarışını, gene "eskilerden" Mert Öner yönlendiriyor. Oyuna özel bir nitelik kazandıran, gerek ilk "round"larda elenenler, gerek sonuçta "tek adam"lığa sivrilen(ler)in salt izleyici oylarıyla belirlenmesiyle, her oyuncunun beş role de hakim olma (replikleri ezberleme veya –belki/bilemiyorum?– ona göre doğaçlama yapma) gereğidir... Öte yandan, oyunun her an değişen hızlı devinimlerini son derece başarılı biçimde kotarmış olan yönetmen Murat Daltaban'a da (aynen vaktiyle "Malafa" için de yazdığım gibi) koskocaman bir alkış..!

Peki, oyunun zayıf yönleri yok mu hiç? Tabii ki var: Bence "koalisyon" kurma öğesi ve buna yönelik eleştiriler pek cılız kalıyor ve (en önemlisi) adayların izleyicilere/halka sundukları, gerçekleştirmeyi vaadettikleri hiç bir proje/plana rastlamadım – yoksa, bu eksiklik de mi başlı başına bir eleştiridir?!

Gelelim, bu oyunun "tiyatro olmadığı" yakıştırmasına...

Bana kalırsa –tamam, dekorsuz, kostümsüz, dahası neredeyse sahne diyalogları içermeyen– "Dövüş Gecesi" kesinlikle ve de "damardan" tiyatro'dur. Neden mi? İzleyicilerin oyları için bir karizma yarışına girmiş oyuncuları, bu baş döndürücü sahne devinimlerine hazırlayan çok yetkin bir reji içerdiğinden / seçimlerde niye oy verdiğimizi sorgularken, bize nice iletiler sunduğundan / kumanda aygıtlarıyla sonuçları belirlememizle, oyunu en üst düzeyde interaktif kıldığından / oy verirken, izleyicileri durmaksızın düşündürdüğünden / ilk elemelerin, koalisyonlar kurmanın ve nihayet seçim sonuçlarının sürekli olarak değişebilme olasılığı karşısında, oyunculardan sürekli olarak alternatif sözel/eylemsel atılımlar beklediğinden – ve nihayet, kuramsal yazılarında Brecht'in bile çok önemsediği gibi, izleyicileri eğlendirdiğinden – başka ne istersiniz ki..?!

"Dövüş Kulübü", Tiyatro Dot'un 10. sezonuna girerken sanat çevrelerine sunduğu yeni bir yenilikçi tiyatro örneğidir...

(“Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Kasım 2014)

Robert Schild

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim