http://www.aict-iatc.org/

"Katil Joe"

başarılı bir parodi mi – yoksa sadece başarılı bir oyun mu..?

Sahnelerimizde önce yabancı, ardından da yerli "In-Yer-Face" oyunlarından artık yeterince nasibimizi almışken, Engin Hepileri'nin yeni kurduğu tiyatro.İN'de Amerika'dan gelen bir S.A.Ö. ("Suratına Tiyatro Öncesi") örneği çıktı karşımıza..! Nasıl desem – birazcık "karışık" hislerle gittim, taaa 1991'den gelme bu oyunu görmeye. Bu beklentiler, yönetmeni ve her dem alkışladığım başrol oyuncularından kaynaklanmıyordu elbet; beni asıl kaygılandıran, son yıllarda artık bıkkınlık derecesine varan duygularla izlediğimiz, şiddet öğesi ağır basan bir oyunla yeniden karşılaşmak endişesiydi...

Daha sonraki bir oyunuyla Pulitzer Ödülü'nü de almış olan oyuncu/yazar Tracy Letts'in ilk sahne yapıtı olan "Killer Joe"ya ilk kez bundan 10-12 yıl önce Aleks Sierz'in "In-Yer-Face-Theatre" kitabında (Selin Girit'in çevirisiyle: "Suratına Tiyatro"; Mitos-Boyut Yay., 2009) rastlamıştım. Orada konunun A.B.D.'nin "yoksul beyaz alt tabakası"nı oluşturan bir aile ile annelerini öldürmek için tuttukları kiralık katil arasında geliştiğini öğrenmiş ve baba, üvey anne ile çocukların çaresizlik/umutsuzluk/ahlaksızlık üçgeni arasında bocaladığını okumuştum; oyunun sonu da (anladığım kadarıyla) birazcık "Shakespeare'yen" boyutlara çalıyordu... Gene Sierz'in aktardığı kadarıyla, ortam ve kişiler W.Faulkner/T.Williams/S.Peckinpah'ın roman/oyun/filmlerini andırıyor ve oyun hakkında yazdığı ilk satırlarda yer alan Letts hakkında "...Britanya izleyicisine polisiye bir gerilim izlemek için sinemaya gitmek zorunda olmadıklarını hatırlatıyor..." yorumu ilgimi çekmişti.

Bu bağlamda, birazcık da Amerikanvari biçimde "so what?" diye homurdanarak yerlerimizi aldık – ancak çok geçmeden, en azından kişisel olarak, bu yapımda konudan çok yorumun ön planda olduğunu algılar gibi oldum...

"Üç boyut"

Bana kalırsa, "Katil Joe"yı bir çeşit fars, büyük bir "şaka" olarak görmeli. Oyunun sonlarına doğru ortaya çıkan şaşırtıcı gelişme, Amerika'nın kırklı/ellili yıllarının ucuz romanlarına bir nazire olarak yazılmış olabilir – veya altmışlı yıllarda, örneğin James Hadley Chase gibi çok satan, bu tür "pulp" öykülerin bir kademe üstünde yer almış yazarların sürpriz dolu polisiye romanlarına... Ancak, yukarıda da belirttiğim gibi bundan daha önemlisi, yönetmen Mehmet Birkiye ile onunla birlikte sahne alan sanatçılarının oyuna kattıkları yorumlarıdır!

Haddime düşer mi, bilemem – ancak bu yapımda yer alan oyuncuların performansını üç ayrı boyutta değerlendirmek istiyorum. Bunların ilki, Öykü Karayel ile Taner Ölmez'in gerçekten çok düzgün birer oyunculuk sergiledikleri dört dörtlük başarımlarıdır. Bu iki gencin, eğer yeniden iyi yönetmenler ile devam edip kendilerini salt dizilere kaptırmayacaklar ise, daha nice güzel oyunlar çıkarıp ileride başarılı kariyer yapabileceklerinden eminim. – İkinci boyut, sahnelerimizin en yetenekli sanatçılarından Defne Halman'ın sergilediği oyun ile ortaya çıkıyor. Kenter Tiyatrosunda, gene Engin Hepileri ile birlikte 2008'de sergilediği o müthiş "Victoria" performansından –ve belki 2011/İkinci Kat'da "Bulanık" oyununda çizdiği agresif cinsellik portresinden– bu yana, yeniden tam anlamıyla "rolünü buldu" diyebilirim! Cinayet, uyuşturucu kullanımı/ticareti, ensest ve kızını peşkeş çektirme gibi öğelerin arasında diz boyu ilerleyen "Katil Joe" öyküsünün kesinlikle en ahlâksız karakterini canlandırırken kullandığı söylemler, dışa vurumu, beden dili ve özellikle dövüş sahnelerindeki o müthiş devinimlerine izin veren üstün kondisyonuyla, kendisini yıllarca izlemiş olan tiyatroseverlerin bile şaşakalmasına yol açıyor bu köküne kadar profesyonel, alçak gönüllü tiyatro sanatçımız... – Gelelim "üçüncü boyut"a: Ahmak olduğu kadar düşüncesiz/ahlâksız baba rolündeki Mehmet Birkiye, sanki kendi rolüyle dalga geçiyor gibi geldi bana ve bu bağlamda –belki de abartıyorum!– birazcık Brecht'sel bir "yabancılaştırma" sezinlemek istedim. Engin Hepileri'ye gelince, ne desem ki... Olağan şablonlara uymayan azılı katil rolünde umulmadık bir kibarlık, tutarlılık ve romantizm sergiliyor – ve izleyicileri tabii ki şaşırtıyor bu özellikleri/tavırlarıyla. Ancak burada da, 25.000 Dolar karşılığında hiç tanımadığı kişileri gözünü kırpmadan öldürebilen canavarı canlandırırken, kanımca aynen Birkiye'de olduğu gibi, bazı belirli ironi öğeleri ortaya çıkıyor – kimi izleyicilerde "narsizm" tanımlamasını bile uyandırırcasına..! Özetle, 4/4'lük bir oyun çıkaran gençler ve onların başarımını da geçen Halman'ın yanı sıra, oyuna kanımca bir çeşit parodi havasını aşılayan iki usta da var karşımızda.

On yıl önceden mi..?

Anımsayanlarınız vardır belki – bundan tam on yıl önce Kenter Tiyatrosu'nda Mehmet Ergen'in yönetimindeki Martin McDonagh'ın "Inishmore'lu Yüzbaşı" oyununda "yarı şaşkın, yarı ermiş davranışlarıyla (...) oyundaki güldürü öğesini ortaya çıkaran(...)" baba rolündeki Mehmet Birkiye ile "sakarlığı ve çaresizliği oldukça iyi biçimde dışa vuran (...)" Engin Hepileri (bu alıntılar, dergimizin Şubat 2004 sayısında yer almış eleştiri yazımdandır) aynı sahneyi paylaşmışlardı. Yanılmıyorsam o sıralarda Engin, genç Taner'in bugünkü yaşlarındaydı. Bugün ise, kendi kumpanyasının ilk oyununda başrolü üstlenirken, gene hocası Mehmet Birkiye ile birlikte o günlerde (özellikle ülkemizde) yeni sayılan IYFT türünün bir çeşit "rafine edilmiş" yorumunu sunuyorlar...

...ve hemen belli oluyor ki "Katil Joe"nun yönetimi usta ellerden çıkmadır – karşılıklı olarak birbirlerinin kuyusunu kazmaya hazır olan aile fertlerini barındıran "ev" bozmasını kullanımından, oraya gelen herkesin önce pencereden görülüp (görünmeyen) köpeğin vahşice havlamasıyla "anons" edilmesine, keza oyunda görülmeyen anne ve sevgilisinin sanki aramızdaymış gibi anılmasından, oyunun sonundaki dudak uçuklatan dövüş sahnesine kadar (sahi, bunun için acaba özel bir "dövüş yönetmeni" gerekmedi mi?!), ancak en önemlisi göz ardı edilmemeli – o da, video ve projeksiyon etmenlerinin kullanımıdır! Bir yandan sahnenin solunda duran televizyonda izlenen film kesimlerinin babanın sözleri/devinimleriyle ilişkilendirilmeleri, ancak en başta bu dev aygıttan çıkarak sahnenin geri planındaki perdede simgelenen cinsellik ile ilgili, canlı olarak gösterilemeyen görüntüler, oyuna bambaşka bir derinlik katıyor. Cem Yılmazer'in elinden çıkma ışık ve sahne tasarımı da bu bütünlüğü yetkin bir şekilde tamamlıyor kuşkusuz.

Özetle: Öğrendiğim kadarıyla, Hepileri/Birkiye ekibi "Killer Joe"nun sahneleme haklarını bir süredir (belki de "Inıshmore"dan bu yana?!) ellerinde tutup uygun bir anı beklemiş – ve bu "an" şimdi geldi; iyi de ki geldi..!!

*****

Not 1) Tracy Letts'in senaryosunu da yazdığı, William Friedkin'in yönettiği oyunun 2011 yapımı sinema uyarlamasını izlemedim – bu yapımı da gördükten sonra, asla izlemek istemem!

Not 2) Caz saksofonisti Benny Golson'un aynı adı taşıyan bestesi ile Manhattan Transfer'in müthiş yorumu, oyundan çok daha eskidir – ve her ikisi de şiddetle önerilir..!!

Not 3) "Katil Joe"yu ister keyifle izlenecek bir oyun, ister bir "parodi" olarak görün – ancak görmeden kalmayın!!!

----------

"Tiyatro... Tiyatro..." Dergisi, Mart 2014

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim