http://www.aict-iatc.org/

'Tom, Dick ve Harry' Bir de Komiklikleri

'Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim çünkü komünist değildim. Sonra Yahudileri için geldiler ve bir şey demedim çünkü Yahudi değildim. Sonra sendikacılar için geldiler ve bir şey demedim çünkü sendikacı değildim. Sonra Katolikler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Katolik değildim. Ve sonra benim için geldiklerinde ise çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı.' ( Martin Niemoeller, Alman Dinadamı)

Ray Cooney ve oğlu Michael Cooney'in yazdıkları Tom, Dick ve Harry, tipik bir durum komedyası. Oyunda müzikli hiçbir sahne olmadığından vodvil yerine, fars demek daha doğru bir tür saptaması olur. Tempo-ritminin yüksek oluşu, hızlı akan bir olay örgüsü ve karakterlerinin tip düzeyindeki abartılmış gafları, güldürmekten öte bir işlevi olmayan eylemdeki rastlantısallık; 'Tom, Dick ve Harry' de bir araya gelmiş.

Ray Cooney'nin 'Hangisi Karısı' oyunu daha önce Tiyatro Kare'de, 'İkinin Biri' Kocaeli Şehir Tiyatrosunda, 'Haydi Karına Koş' Ankara Devlet Tiyatrosu'nda, 'Şimdi Olmaz Sevgilim' Eskişehir Şehir Tiyatrosu'nda farklı dönemlerde sahnelenmiş. Durum şunu gösteriyor ki, hem İngiliz hem komik hem üç kapı ve bu kapıların senkronize açılıp kapanmaları, gülme de garanti olunca niye sahnelenmesin?

Mizah, her dönemde seyirciyi kazanmanın en tercih edilir yolu olmuştur. Hele de böyle, suya sabuna dokunmayan, 'gülelim, gidelim' türünden olunca, risksizliği ve seyirci garantisiyle yönetmenlerin cazibe alanına girmiş bir tür. Her toplumun mizah anlayışı farklıdır. Mizah, içinden çıktığı toplumun gerçeklerinin içinden kendini var eder. İngilizlerin, Fransızların, Uzak Doğuluların gülme nedenleri birbirininkine benzemez. Hatta aynı kültürel dokudaki insanların statüsel ayrımlarında da gülme ve mizah anlayışı değişkenlik gösterir. Cooney'in oyunlarının asal konusunun, eş aldatma, tanık olmaması gereken durumlara tanık olan bir 'seçici'nin bulunması farklı kültürler ve farklı sınıflardaki insanların, gülme paydasını doğru tespit ettiğini gösteriyor. Bir de oyunların kendi dilinde hayat bulan esprilerini zaten fark etmiyoruz. Tom, Dick ve Harry' de seyircinin gülmesi gereken sahneler reji tarafından belirlenmiş, hani neredeyse: 'seyirci burada güleceksiniz' cinsinden altı çizilmiş... Bu da, her daim gülme garantisi veren, kadının cinselliğini imleyen sığ mizansenlerle sunulmuş... Oysa mizah kışkırtıcıdır, sorgulatıcıdır ve bunun için de yaratıcı bir ustalığa gerek vardır.

"Gülme hiçbir zaman insanları bastırıp körleştirmeye yönelik bir araç olmamış; daima bir özgürlük silahı olarak kalmıştır." Bakhtin

Mizah, toplumda iktidarla halk arasında, halkın sorgulama ve haksızlıklara karşılık verme biçimidir. Toplumdaki haksızlıklar arttıkça, mizah da toplumun atar damarı olarak hızlanır, aktif hale gelir. Özellikle şeffaf olmayan, yalanlara dayalı yönetimlerde mizah, toplumsal bir tepki, trajedinin içindeki komiği fark etme ayrıcalığı ile bezenmiş mutluluktur. Bu nedenle mizah yalanların üstüne doğrultulmuş projektör gibidir. Ama hangi mizah, ebetteki, kralın soytarısı olmayan, gerçeğin yanındaki mizah...

Aziz Nesin'e göre; Mizah hem egemen sınıfların baskısıyla doğar, hem de kendisinin doğuran egemen sınıfların baskısını çağırır. Tarihte görülmüştür ki, egemen sınıflar mizahı yapan ve kendini eleştirenleri yok etseler de, sonunda yine mizah kazanmıştır. İlk çağlardan bu yana toplumda var olan düzensizlikler, haksızlıklar, kötülüklerle beraber mizah da görülmüştür.

'Tom, Dick ve Harry'

Çocuk evlat edinmek için yasal onayı almanın derdinde olan bir çiftin başına en olmayacak olaylar gelir. Kardeşlerinin başına aştığı en olmayacak olayları geçiştirmeye çalışırken oradan oraya koşuşturan, olanları gizlemeye çalışırken, iyice içinden çıkılmaz bir hale getiren bu haliyle de güldürüyü sağlayan Tom'un yaşadığı günün trafiği oyunun konusu... Oyun; tek mekânda geçmekte, olayın başladığı ve çözümlendiği ( çözümlenmeye çalışıldığı) bir günü anlatmaktadır. Evin salonuna giren, çıkanlar, çek-yatın altında saklananlar, görmemesi gerekeni zamanı gelene dek görmeyen, duymaması gerekeni zamanı gelene dek duymayan oyun kişilerinin senkronize sarkaçlar gibi çarpışmalarının komik seyri...

Burcu Kara'nın statik oyunculuğunu saymazsak, oyuncuların oyunun temposunu hiç düşürmediklerini, metinde ve rejide gözden kaçmış mantık hatalarını, samimi oyunculuklarıyla gizlediklerini ya da çekilebilir kıldıklarını söyleyebilirim. (Özellikle, Bayan Potter rolüyle Nazan Diper'in ve Harry rolüyle Hakan Altuntaş'ın hakkını vermek lazım.) Şöyle ki, bir poşetin içinde ceset parçaları var ve o poşet salonun orta yerinde duruyor, evin hanımı (kokuyu duymaması gereken kişi), bu kokuyu bazen alıyor, bazen almıyor. Buna benzer bir diğer hata; ikinci perdede. En olmazlar olmuş, evde kaçak iki göçmen, göçmenlerin peşine düşmüş bir polis memuru, bir poşet dolusu ceset parçası evin içindeyken, evlat edinmelerini onaylayacak olan memur Bayan Potter da gelmiştir. Tom, durumu bir süre idare eder, Bayan Potter ona inanır ve isterse başka bir gün gelebileceğini dahi söyler. Tom'un böyle bir fırsatı kaçırmaması gerekir. Bu sayede o gün başına gelen tüm olumsuzluklardan, ceset torbasından, polisten, göçmenlerden kurtulacaktır. Ama Tom, bu teklifi kabul etmez ve incelemenin o gün yapılması için diretir. Böyle bir sahneyi 'Neden', diye sorgulamaz ve kendinizi gülmenin rahvan sularına bırakabilirseniz eğlenceli olabilecekken, bırakamadığınızda 'sinir' oluyorsunuz.

İçinde yaşadığımız dünyada aslında neredeyse hemen her şey bir mizah malzemesine dönüştürülebilecekken, aynı izlekte yürüyen bir yazar, aynı izleği takip eden, birbirinin ardılı niteliğindeki reji anlayışıyla sahnelenen oyunlar; gişe kaygısının yansımasından başka bir durumun ifadesi değil... Tek kutuplu dünyada, 'gerçek, doğru, iyi' denen değerlerin bir anda değişip 'yalan, yanlış, kötü' oluvermesi ve bu sırada dönen dolapların içindeki mizahı yakalamak varken, ülkedeki adalet mekanizmasının kişilere, kurumlara göre aldığı çok yönlülüğü tartışmaya açmak gerekirken, Tom, Dick ve Harry'e bunca zaman harcamak, hayatı ıskalamak, ıskalatmak değil midir? Bunlar klişe konular da denebilir, ağır da gelebilir. Evet, tercih meselesi... Ama sanatın hadi, çemberi daha da daraltalım, tiyatronun varlığının sorgulandığı bugün, tiyatroların oyun repertuvarlarını biraz daha sorumlulukla yerine getirmesi gerekmez mi? Zira akla kara sahnelerden de seçilir olmuştur. Ol bu sebeptendir, yazının girizgâh cümlesi...

OYUNUN KÜNYESİ

Yazan: Ray Cooney & Michael Cooney

Çeviri : Özgür Özdural

Süpervizör : Haldun Dormen

Yönetmen : Ali Altuğ

Yönetmen yardımcısı : Müjde Başkale

Dekor : Mahsuni Yılmaz

Işık : Serpil Coşkun

Oyuncular : Ece Uslu, Savaş Özdural, Kerem Kobanbay, Hakan Altuntaş, Nur Subaşı, Nazan Diper, Mustafa Dinç, Beril Senvarol, Taylan Atlıhan

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim