http://www.aict-iatc.org/

TARİHTE YANAN HER İNSANIN ALEVİ SONRADAN IŞIK OLUR: “SON ÇIĞLIK”

13. yüzyılın başlarında Papa III. Innocent, Fransa'nın güneyinde, İspanya'nın

kuzeyindeki bir bölgeye, Toulouse Kontu'nun toprakları olan Oksitanya'ya Haçlı

Seferi başlatmış. Amacı, Güney Fransanın Languedoc bölgesine etkisini sürdüren

ve ayrılıkçı bir Hıristiyanlık inanışı olan Katharizmden kurtulmakmış. Nitekim bu

acımasız savaş sırasında, felsefesini iyinin ve kötünün dengesi üzerine kuran Kathar

mezhebi üyeleri Engizisyon tarafından toplu kıyıma uğratılmış, yok edilmiş. Esasında

Oksitan kontları ve şövalyeleri Katarlara sahip çıkmışlar, çıkmışlar çıkmasına da

Haçlılar Oksitan topraklarını silindir gibi ezmiş geçmiş.

Geride kalanlar mı?

Yanmış yıkılmış kentler, katliamlar, odun yığınları, yakılmış insanlar, baskı ve korku...

İŞLEMELİ OYUN METNİ

Yazar, çevirmen, sinema ve tiyatro oyuncusu. Ali Berktay (1960), "Son Çığlık" başlıklı

bu konuyu işleyen, günümüze pek çok göndermesi olan tek perdelik bir oyun yazmış.

Deli karakterine: "Of of bu gözler neler gördü neler..." dedirterek masalı başlatmış.

Gel gelelim, öyküleneceklerin masalla, efsaneyle ilgisi olmayacağını da önceden

vurgulamış, anlatılacakları: "Geçmişten bugüne uzanan bir yolda yürümek" olarak

tanımlamış.

Geçmişten bugüne uzanan bir yolda yürürken, asimile edilerek dilinden ve

kültüründen koparılıp atılan bir halkın ıstırabının da altını çizmiş.

Yani bir anlamda: "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" demiş.

Gelin kim miymiş?

Oyunu İzmir Devlet Tiyatrosu yapımı olarak 16 tabloya bölerek yöneten "fenomen

yönetmen" Ayşe Emel Mesci, gelinin kim olduğunu anlayanların anlamayanlara

anlatmalarını istemiş.

MESCİ'NİN YÖNETİMİ

Mesci oyunu yönetirken karakterlerin gerçeğe uygunluğunu, heyecanların anlatımını,

metnin isteklerini, olayların mantığını, sahne üzerindeki durumları, oyuncuların

doğallığını, grup simetrisini mükemmel işlemiş.

Çevrenin karakterlerin devinimlerini belirler biçiminde olması gerektiğine inanarak,

Savaş Çetinel'i de yanına alarak ("Engizisyon" tablosunda sahnenin ortasında

duran ezilmiş teneke içecek kutusu esprisini anlayamadım, ama) izleyicilerin, sahne

üzerinde olup bitenleri izlemelerini sağlamak amacıyla öncelikle "dördüncü duvar"ı

ortadan kaldırmış. Yıldız Köse İpeklioğlu'na anlamsal değeri olan kostümler çizdirmiş.

Yakup Çartık, eserin bütününü tablo tablo düşünerek en ideal ışık tasarım tekniğini

uygulamış.

MÜZİK VE KOREOGRAFİ

Değerli müzisyen Tahsin İncirci'nin bestelerinde nedendir bilmem, kadın sesinin

kullanımı uç noktalara ulaşamamış; ikiden çok sesin birlikte oluşturduğu, armoninin

bulunmadığı müzik, solistleri zorlamış.

Ayşe Emel Mesci, Meltem Yorulmaz ile birlikte kompozisyon ve koreografiyi oluşturan

faktörleri fevkalade ayırt ederek bir koreografi hazırlamış.

Diğer taraftan Levent Güray (Piyano), Feyza Nur Sağlıklıer (Çello), Yağız

Yelkencioğlu (Saksafon), Ayşe Gize Dilbaz (Çello), Cem Güray (Ritim-Perküsyon),

Alkım Berk Önoğlu (Keman)'dan oluşan orkestranın oyuna katkı sağladığını, ama

özellikle Sağlıklıer'in yan flütteki tertemiz sesinin özel övgüme hak kazandığını;

Koro'nun, özellikle "Hesaplaşma", "Karnaval", "Vebalılar" başlıklı tablolarda

kusursuzluğu elde ettiğini söylemekten kaçınmamalıyım.

OYUNCULUKLAR

Oyuncuların hepsi, birer birer ve ayrı ayrı, karakterlerini sürekli yükselen istekler,

özlemler, aksiyona çağrılar ve onların içsel-dışsal aksiyonlardaki tüketimlerinden

oluşturuyorlar. Gene de her birini tek tek ele al derseniz Mustafa Çolak'ın

isteklerindeki kesintisiz patlamalar dizisinin Guillaume karakterinin yaratıcı iradesini

aralıksız devindirdiğini söyleyebilirim. Aday'da Fatih Özyiğit, Engizisyon Yargıcı'nda

Ümit Dikmen, Yargıç Yardımcısı'nda Fatih Özyiğit, Braida'da Neşe Arat görevlerini

bihakkın yapmaktalar. Hande Gürler, Garsende'nin içsel yaşam akışını çok iyi

kurmakta ve sanatsal arzu ateşini oyun boyunca korumakta. Arif Yavuz, Mirepoix'e

derinlik ekliyor, yaratıcı duygularını aktarmak için her şeyi, ama her şeyi, sesini,

sözcüklerini, jestlerini, yüz ifadesini mükemmel kullanıyor.

HÜLYA SAVAŞ'IN PLASTİK YÜZÜ

Melike Aslı Sınke, Azalais'in fiziksel ve psikolojik yönelimlerini çok iyi kavramış.

Isarn'da Rüçhan Gürel, rolü yaşama sürecinin rolün aksiyon çizgisi aracılığıyla etkin

bir biçimde elde edilmesinden oluştuğunu biliyor. Ozan Yıldırım'ın canlandırdığı

Deli'nin işaret ve dayanak noktaları üzerinde eklemlediği ve bedenini de katarak

elde ettiği yönlendirici devinduyumsal ve duygulanımsal şemayı kutlamak gerek.

Laf aramızda, Roger'de Özkan Gezgin'in sesindeki gerilim tınılarına, telaffuzuna,

tonlamasına zaman zaman zarar vermekte.

Diğer taraftan, Esclarmonde'de Hülya Savaş sese dayalı, anlatımbilimsel

çalışmasıyla dikkat çekmekte. Savaş, performansını çok sınırlı özellikler halinde

alışıldığı üzere parçalamamış. Parçalamamış ve böylece anlamın bütünlüğünü

gözden düşürmemiş. Düşürmediği için de sahnenin bütününe ve bir parçası olduğu

sahne düzenine kendini çok kaptırmaksızın, jestüeline bir yer değiştirmede, bir

konuşma biçiminde, kendince tutturduğu ritme göre anlam yüklemiş.

Kısacası "Son Çığlık", İzmir Devlet Tiyatrosu'nun izlenesi ve kutlanası bir oyunu

olarak sahnelerimize hoş gelmiş.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim