http://www.aict-iatc.org/

‘Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’na ilişkin taslaklardan biri basının gündeminde ZAPTETMEK Mİ YOK ETMEK Mİ?

Minicik kızım bir bahar dalı kopardığında, 'Niye yaptın, bak ağacın canı acıdı, kırdığın yerden gözyaşları akıyor' deyivermiştim eskiden. Anlamıştı, içini çeke çeke dakikalarca ağlamıştı. Yıllar sonra saksıdaki çiçeğin kuru yapraklarını yolarken bu kez ben uyarılacaktım: 'Makasla kessene. Çiçek "bilerek canımı yakıyor" diye küsüverir.' Bitki, hayvan, insan ne farkeder, canlının canı yanınca... Yaşam kutsanmalı.

Bilen bilir, kültür oluşumlarıyla biçimlenmiş kimliğe yapılan saldırı insan için en çok can yakandır. Çünkü bu saldırı, kişinin içine doğduğu değerlerin reddi demektir. Türkiye'nin dört bir yanında günlerdir yaşanan, kimliklerinin içinde yeşerdiği düşünme, yaşama, eyleme biçimlerine sahip çıkan insanların savunmasıdır.

Bu savunmanın etnik, sınıfsal, yöresel ya da başka yan kimliklerle ilgisi olmadığını gördük. İnsanlar, içinde 90 yıldır yaşadıkları Cumhuriyet düzenine ilişkin varoluş kültürüne, bu kültürde oluşmuş kimliklerine engel koyan siyasal dayatmaya karşı çıkıyorlar. Bu karşı çıkış doğal ki en az dayatmacılarınki kadar siyasal bir duruş barındırıyor.

Sorun hem 'ağaç sorunu'dur, hem de daha ötesi... Doğayı ve çevreyi korumacı tutumun boyutları genişlemiştir; Gezi Parkı'nı bir yaşam alanı olarak savunanlar ile toplumsal kimliğin -AKM'nin simgelediği- kültür sanat cephesini savunanlar Taksim ortak paydasında buluşmuştur.

Tüzel kişilikten Özel kişiliğe

'Tiyatroları özelleştirme' yaftası altında yıllardır sürdürülen tartışmalar da, kültür sanat eylemleri karşısındaki siyasal dayatmanın göstergesi değil midir? Amaçlanan, sorunların giderilmesi için yeni düzenlemeler yapılacağına, sahne sanatlarını devlet adına yöneten kurumların tüzel kişiliğini ortadan kaldırmaktır.

'Özelleştirme' söylemleri, 'Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı'na ilişkin bir taslağın ana hatlarının17 Mayıs tarihli Radikal'de Hacer Boyacıoğlu'nun 'Sanata Üst Kurul' başlıklı yazısında yer almasıyla somutlaşmış görünüyor. Taslağın içerdiği bilgilere göre, Kültür ve Turizm bakanlığı bünyesindeki Devlet Opera ve Balesi ve Devlet Tiyatroları genel müdürlükleri ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü kaldırılıyor. Açıkta kalan opera, tiyatro, bale, dans ve müzik sanatçıları bulundukları ildeki Kültür ve Turizm müdürlüklerine bağlanıyor.

Adı geçen taslak yasalaşırsa, sanatçılar sahne yaşamlarını nasıl sürdürecekler? Herhalde, aralarından biri çıkıp bir proje hazırlayacak. Projenin en az yüzde ellisini gerçekleştirebileceği bir para kaynağı bulacak. Sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olarak kurulacak olan, idari ve mali özerkliğe sahip 'Sanat Kurumu'nun karar organı niteliğindeki -Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu'nca atanacak- 6'sı ilgili sanat dallarıyla ilişkili 11 kişilik 'Sanat Kurulu'na başvuracak. Kurul onay verirse işe girişecek.

Ne ki, Kurul'dan yapım desteği alınabilmesi için sözleşme koşullarına uyulması gerekiyor. (Bu koşulların ne olduğuna ilişkin bir bilgi yok.) Daha sonra, koşullara ters düşüldüğüne karar verilirse destek geri çekilecek ve proje sahibi dımdızlak ortada kalacak... Projenin gerçekleşme durumunda ise 'maliyeti kurtarmak için', tıpkı özel tiyatroların yapmakta olduğu gibi, bilet ücretlerini dörde katlayacak.

'Az gittik Uz Gittik' derken

Devlet Tiyatroları'nın 2012-2013 dönemindeki etkinliklerine ilişkin bilgiler şöyle: '430.000 km. yol katettik. 81 ilimize gittik. 149 farklı oyunla 6180 temsil verdik.' Ne ki oyunların çoğunlukla kapalı gişe oynanmasına karşın, bu kurum, nüfusun ancak çok küçük bir bölümüne hizmet götürebiliyor. Opera ve bale sanatlarının kitlelere ulaşma şansı ise çok daha sınırlı. Bu durumda devletin desteğini çekmesi değil, arttırması gerekiyor. Kaldı ki, sanat dallarındaki kurumlaşmaların tamamlanmış olduğu gelişmiş Batı ülkelerinde bile devlet bu pahalı sanatlara bizdekinin çok üstünde destek veriyor.

Taslak yasalaşırsa, devlet gücüne dayandırılarak 81 ilimize ulaştırılan tiyatro hizmeti nasıl gerçekleşecek? Ya opera ve bale sanatçıları ne yapacak?

Baleye yeni başlayanlar için 'gelişme ölçütü' ayaklarının parmak uçlarının kanamasıymış. Güzelliklerin yaratılabilmesi için çekilen bedensel acının, sanatı sanat kılma adına ödenen bedelin metaforu!

Anlayanın saygı duyduğu ve kutsadığı...

(Cumhuriyet, 11 Haziran 2013)

Ayşegül Yüksel

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim