http://www.aict-iatc.org/

GENCO ERKAL, TÜLAY GÜNAL İLE BİRLİKTE SAYGI DURUŞUNDA: “YAŞAMAYA DAİR”

Ali Paşa Hanı, Eminönü Küçükpazar'da mimarı bilinmediği gibi banisi de bilinmeyen, görülen özellikleriyle 18. yüzyıla tarihlenmekte olan ve adının "Ali Paşa Hanı" olarak belirlenmiş olması nedeni ile Çorlulu Ali Paşa (ölümü 1711)'ya atfedilen, sivri tuğla kemerlerin çevrelediği yamuk bir avlunun etrafında iki katlı bir han.

23 yıldır perde açtığı Muammer Karaca Tiyatrosu, geçtiğimiz kasım ayında elinden alınan ve aylardır gezici olarak eser sahneleyen Dostlar Tiyatrosu, yaz aylarında bu hanın avlusunda izlenebilecek. Hem de Genco Erkal'ın Nâzım Hikmet tutkusunun yeni ürünü "Yaşamaya Dair-Bursa Cezaevinden Mektuplar" başlıklı müzikli bir gösteriyle. Genco Erkal'ın Nâzım Hikmet uyarlaması, genç mimar Selen Erkal'ın tasarımı ve uygulamasıyla 185 kişilik açık hava tiyatrosu haline gelen aile yadigârı hanın doğal dekoru içinde oynanmakta.

Genco Erkal'ın, Nâzım'ın 50. Ölüm Yıldönümü vesilesiyle bir metronom titizliğiyle kurguladığı ve santim santim hesaplayarak yönettiği, şairin Bursa Cezaevindeki yaşamını, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu anlatan, giderek sürgün yıllarına ve vatan hasretine odaklanan kolaj, sezonun tam da sonunda "izlenmezse olmaz", "sakın kaçırmayın"lık bir eser.

YARATICI KADRO

Genco Erkal, sahne düzenini kurarken, avluyu çevreleyen iki katlı yuvarlak tuğla payelere oturan kemerlerin meydana getirdiği revaka (sırtı bağlı bulunduğu binaya dayalı, ön cephesi açık, üstü örtülü mekân) açılan kapıları çok iyi kullanmış. Yüksel Aymaz'ın ışık tasarımı da bu başarıya "ışık" tutmuş. Nadir Göktürk'ün, Timur Selçuk'un, Zülfü Livaneli'nin, Tolga Çebi'nin, Fazıl Say'ın, Edip Akbayram'ın, (ışıklar içinde uyusunlar) Cem Karaca'nın ve Tarık Öcal'ın bestelerini Piyanist Yiğit Özatalay düzenlemiş ve Viyolonselist Deniz Doğangün ile birlikte şarkılara eşlik etmekte. Özlem Kaya'nın kostümleri iyi, Sernaz Demirel'in koreografisi iyi üstü.

... VE TÜLAY GÜNAL

"Yaşamaya Dair"de Tülay Günal gene olağanüstü.

Hançeresindeki doğallık, seslendirmekte olduğu eserin dil ve müzik özelliklerini göz önünde bulundururken, değişiklikleri oluşturma sürecindeki başarısı, doğru nefes alışı, diyaframını ustaca kullanışı her türlü takdirin üzerinde değerlendirilmeli. Harika fonasyon (sesin gırtlakta oluşması), doğru rezonans ve doğru artikülasyon eşgüdümü şaşırılacak mükemmeliyette. Dilin müzikle birleşince Tülay Günal'ın sesinde kazandığı zengin tını ve yansıtma niteliği muhteşem.

Tülay Günal, başarılı şarkıcılığının yanında doğal olarak oyunculuğunu da konuşturuyor. Onun mizansen icabı gelen dış durgunluğu oyun boyunca asla hareketsizlik anlamını taşımıyor. Kimi zaman kımıldamaksızın duruyor. Gelgelelim, elini duvara dayayışında bile eyleminde doluluk var. Örneğin, balkondan aşağı sessizce bakarken, gövdesel durgunluğunun doğrudan doğruya bir iç gerginliğin sonucu olduğu ıpıl pırıl gözlerinden seziliyor.

Tülay Günal söylüyor ve oynuyor.

... VE DE GENCO ERKAL

"Yaşamaya Dair"de Nâzım Hikmet, Genco Erkal'ın sahne üzerinde oluşturduğu eylemlerin içsel hareket ve itkilerinden oluşuyor. Genco Erkal'ın sahne üzerindeki oyunculuğu, asla fiziksel değil ruhsal bir etkinlik. Nâzım Baba, Genco Erkal'ın bedeninde ve beyninde merkezden çevreye, içselden dışsala, duyumsanandan fiziksel biçime doğru hareketleniyor.

Genco Erkal, gene Nâzım Hikmet ile arasındaki yakınlığı tamamlıyor, ama bu kere oyun akışına yön veren ve ilgi çekici eylem kazandıran, aynı zamanda yazılı metnin boşluklarını dolduran bazı somut ayrıntılar da ekliyor. Oynarken sürekli olarak "eğer Nâzım'ın yerinde olsaydım ne yapardım" sorusuna yanıt arıyor, Nâzım oluyor. Böylece oyunculuğunu birimlere ayırıyor, rol yaratımında bulguladıklarıyla rolün iç asal niyetini belirleyen açmaca ulaşıyor.

Rolden çıkıyor, oyunun "organik bir parçası" haline geliyor.

Genco Erkal şiir okumuyor, oynuyor.

Zaten bu oyun, oynanmıyor yaşanıyor.

Genco Erkal, Tülay Günal ile birlikte Nâzım Hikmet'e saygı duruşunda bulunuyor.

Genco Erkal ile Tülay Günal söylüyor oynuyor, Nâzım Hikmet'in ruhu bir kez daha mutlu oluyor.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim