http://www.aict-iatc.org/

‘Yargıtatör’de ‘fantezi’‘gerçek’le hesaplaşıyor: HUKUKSUZLUK YARGILANIRKEN

Mustafa Balbay, Cumhuriyet Kitapları'ndan yeni çıkan 'Yargıtatör' başlıklı oyununda 'Heryerekon' adlı bir davada hukuksuzluğun nasıl hukuk yerine geçirildiğini gösteriyor. Güncel toplumsal-politik olguları ve olayları çağrıştıran sahne metni fantezi boyutunda kurgulanarak, tartışmasının çapını evrensel düzleme taşımış.

İki bölüm ve toplam 14 tablodan oluşan oyunun ilk sahnesi 'dava kurgucusu' (davayı uyduran kişiler) olarak anılan, bir başka deyişle, bilgisayar ve cep telefonlarına yapılan işlemlerle 'delil üreterek' insanların 'terör üyesi' olma genel başlığı altında tutuklanmasını sağlayan 'derin kurum'un görevli ekipleri arasında geçiyor. Bir sonraki tabloda ise 'gizli tanık'ların aynı ekip tarafından nasıl ayarlandığı gösteriliyor. İkinci bölümün başındaki sahnede de 'derin kurum'un elemanlarının 'ara değerlendirme' toplantısı yer alıyor.

Kafka'nın 'absürd'ünden Nesin'in 'kara gülmece'sine

'Heryerekon Davası'nın gerçekleştirilme biçim ve biçemindeki hukuksuzluk süreçlerinin yer aldığı bütün öteki tablolar, tutukluların bulunduğu cezaevinin sınırları içinde bulunan, duruşma salonuna dönüştürülmüş bir uzamda yer alıyor. Yazarın belirlemesiyle, 'salonun içi 360 derecelik kayıt yeteneğine sahip kameralarla kaydediliyor', tepeden 5'er metre aralıklarla sarkan mikrofonlar da eklenince, herşey 'sıkı kayıt' altına alınmış oluyor. 'Sanıklar, avukatlar, izleyiciler kendi aralarında konuşurken mahkemeye ilişkin tartışmalı bir söz söyleseler hemen tutanak tutuluyor işlem yapılıyor.'

Sanki Franz Kafka'nın ünlü romanı –pek çok kez sahne uyarlaması da yapılmış olan- 'Dava'nın sanığı 'K.'nın düşünsel ve fiziksel düzeyde içine atıldığı karabasanın labirentlerindeyiz. Ne ki, neden suçlandığını bilmemesine karşın, kendini savunma durumunda bırakılan 'K.'nın yaşadığı karanlık sürecin örtük göstergeleri (kodları), Balbay'ın oyununda güncel toplumsal-politik çağrışımlara daha yatkın yarı-açık göstergelere dönüştürülmüş. Bu nedenle Aziz Nesin'in kimi öykülerinde dile getirdiği, 'yoktan var edilmiş delil'ler aracılığıyla adam suçlama öykülerinin 'kara gülmece' dokusuna bir oranda yaklaşıyor.

Yarı-belgesel politik oyun geleneğine katkı

'Duruşma sahneleri'nin diyalog düzeni tiyatroya da yakışır. Ülkemizde de Sokrates'in İ.Ö. 5.yüzyılda yargılanmasından, Uğur Mumcu'nun 12 Mart dönemi hukukunu eleştirdiği 'Sakıncalı Piyade'ye ve Haluk Işık'ın 12 Eylül dönemindeki yaşı tutmayan gençlere yönelik idam kararlarını mercek altına aldığı 'Külrengi Sabahlar'a dek, bu tür sahneler içeren çeşitli oyunlar yazılıp sahnelenmiştir. Balbay'ın oyunu 'yarı-belgesel' nitelikli 'duruşma oyunları' zincirine yeni bir halka ekliyor. Yazar, kitabın Önsöz'ünde, 'Yargıtatör' metninin Ergenekon, Balyoz, Odatv, KCK başta olmak üzere, benzer davalarda yaşananlardan esinlenilerek oluşturulduğunu ve her bir sahnesinin, 'onlarca benzerinden harmanlanarak' yazıldığını açık seçik olarak söylemektedir.

Oyunu okurken bir kez daha Aziz Nesin'in o ünlü 'Yaşamın gerçeği uydurmanın sınırlarını aşıyor' sözünü anımsadım. Ne ilginç, Nesin'in bu belirlemesi, Uğur Mumcu'nun 'Sakıncalı Piyade'sinin ilk yapımı (A.S.T., 1978) için yazdığım değerlendirme yazısının üst manşetiydi.

'Yargıtatör', şaşırtarak bilgilendiren, gülümseterek uyaran, ama en önemlisi, ülkenin gündemini yıllardır tutan uzatmalı davaların artalanında ve yüzeyinde yansıyanı sahneye getirirken zoru başaran, biraz kısaltılıp kimi yinelemelerden arındırılması gereken, iyi yönetilip oynanırsa, sahnede de çarpıcı olabilecek bir yapıt. Balbay'ın aklına, ellerine sağlık.

(Cumhuriyet, 16 Nisan 2013)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim