http://www.aict-iatc.org/

ŞENAY GÜRLER’İN ABBY KARAKTERİYLE ÖZDEŞLEŞTİĞİ OYUN: “KAYIP”

Duyarsızlık kişileri tek başına etkilediği gibi, toplumları da etkiliyor.

Yaşadığımız ülkenin dışındaki her hangi bir ülkede ya da yaşadığımız ülkenin yaşadığımız bölgesinin dışında yer alan bir başka yörede oluşan savaş, deprem, su baskını, heyelan, ölüm, açlık gibi zorlukları birey önemsemiyor, sadece kendi sorunlarıyla ilgileniyor.

Sözün özü, bugün dünyanın her yanında egosantrizm artık diz boyunu aşıyor.

NEİL LABUTE'UN ANLATTIĞI

Amerikalı oyun yazarı Neil LaBute (1963) da işte bu konuya odaklanmış,

11 Eylül 2001 Salı günü ABD'de dört yolcu uçağının ikisinin New York'taki Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine, bir diğerininse Washington'da Pentagon'a çarpma teröründen yola çıkmış, olayın ertesi gününü ele almış. Sevgilisinin evinde olduğu için ikiz kulelerdeki faciadan kıl payı kurtulan çoluk çocuk sahibi bir iş adamı ve onun amiri pozisyonundaki aşığı kadının öyküsünü "Mercy Seat" adlı oyununda anlatmış.

Oyun, Craft Tiyatro'da Seda Yıldız-Okan Başar Bahar ikilisinin titiz çevirisiyle ve "Kayıp" başlığıyla oynanıyor, oynanırken insan doğasındaki egosantrizm kaynaklı kötücüllük, zaaf düşkünlüğü ve acımasızlık olabilecek en estetik biçimiyle seyirciye sunuluyor.

ÇALIŞKUR'UN REJİSİ

Neil LaBute "Kayıp"da, Abby (Şenay Gürler) ve Ben (Deniz Karaoğlu) üzerinden, yaşanan terör saldırısının bir fırsat olarak değerlendirişini anlatırken, sınırı geniş ya da belirsiz olan bir konuya sınır çizmiş, konuyu bir çerçeve içine almış.

Sınırlandırırken fazlalıklardan ayıklamış, yalınlaştırmış, yoğunlaştırmış, 70 dakikanın içine sığdırmış.

Oyunu sahneye koyan Çağ Çalışkur, seyircinin anlayışına ve kavrayışına yardım eden, estetik duygusunu uyandıran öğeleri arayarak, tiyatronun yasasına bire bir ölçüde uymuş. Çeviri metnindeki sözcüklere ruh katmak için uğraş vermiş. Sonuç "itibariyle" sözcükler, Çağ Çalışkur'un buyruklarına uyarak gerektiğinde söz olmuş, yeri gelmiş jest olmuş. Çalışkur, ritim duygusunu hiç yitirmemiş. Ritim duygusunu yitirmediğinden, oyunun yorumunda ve kendi özel perspektifine yerleştirilmesinde oyuncunun ya da oyuncuların belli bir anda belli bir durumda bulunmasını, belli bir heyecanla harekete geçmelerini bir metronom dakikliğiyle işlemiş.

DENİZ KARAOĞLU

Oyunculuklara deşmeye geldiğimde, benim mercek altında tuttuklarımdan Deniz Karaoğlu'nun bu kere beni üzdüğünü itiraf etmeden geçmemeliyim.

Karaoğlu, Ben'in yaşamış olduğu coşkuların kışkırtmış olduğu içsel yönelimleri, derin içsel öz olarak duyumsamadığından gövdesi aksiyona giremiyor. Yaratıcı yönelimini Ben'in etkin duyguları düzeyinde tutarak, içine girdiği kişiliğe kan veremiyor.

Neden?

Nedenini anlamam gerçekten güç.

Deniz Karaoğlu, "Vahşi Batı"da izlediğimden hayli farklı bir performans gösteriyor. Örneğin, Ben'in iradesindeki ve duygularındaki görünmez ışımaları seyirciye ulaştıramıyor, Ben'in içsel varlığının her parçasını yeterince doygunlaştıramıyor, karaktere derinlemesine sahip (çıkamıyor değil) çıkmıyor.

Amacım Deniz Karaoğlu'nu kırmak değil elbette.

Amacım Deniz Karaoğlu'nun "Vahşi Batı"daki performansını her keresinde kat be kat aşmasını istemek, dilemek.

ŞENAY GÜRLER

Şenay Gürler ise sese dayalı, anlatımbilimsel bir performans sergiliyor. Performansını çok sınırlı özellikler halinde (alışıldığı üzere) parçalamıyor. Parçalamıyor ve böylece anlamın bütünlüğünü gözden düşürmüyor. Düşürmediği için de sahnenin bütününe ve bir parçası olduğu sahne düzenine kendini çok kaptırmaksızın, jestüeline bir yer değiştirmede, bir konuşma biçiminde, kendince tutturduğu ritme göre anlam yüklüyor.

Şenay Gürler, Abby'yi canlandırırken tutarlılığı ve bütünselliği koruyacak birimleri ve parçalama yöntemini pek güzel geliştiriyor. Devinim ve metni ya da devinim ve sesi birbirinden ayırmak yerine, içlerinde daha sonra başka birimlerle birleşmesi olası, tutarlı ve uygun bir bütün oluşturarak bir araya gelen, birbirlerini destekleyen ya da uzaklaşan çeşitli öğelerin bulunduğu ayrıntıları başarıyla ayrıştırıyor.

Şenay Gürler'in doğalcı oyunculuğunda psikolojik ve davranışsal işaret fişekleri oluşuyor.

Bana inanın: Şenay Gürler'in oyunculuk gösterisini mutlaka izlemeniz gerekiyor.

 Üstün Akmen


Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim