http://www.aict-iatc.org/

AYŞE LEBRİZ BERKEM’DEN BİR TEATRAL ARYA: “İNSAN SESİ”

Tiyatro Biteatral; Fransız şair, yazar, ressam, yönetmen, sahne tasarımcısı Jean Cocteau (1889-1963)'nun "İnsan Sesi (La Voix Humaine)" başlıklı tek kişilik performansa dayalı bir saatlik oyununu sahneliyor.

Tek kişilik oyuna usta oyuncu Ayşe Lebriz Berkem can veriyor.

Berkem, İpek Seyalioğlu'nun başarıyla çevirdiği oyunun yönetmenliğini de (Canan Kırımsoy'un dramaturgisini de yanına alarak) Cem Baza ile birlikte üstleniyor.

TUTKUSU GİZLİ BİR KADIN

"İnsanSesi", ayrılığın ilk günlerini yaşayan âşık bir kadının sevgilisi ile yaptığı "son telefon" konuşmasını anlatmakta.

Telefonun bir ucunda, terk edildiği için acı çeken, fakat bunu asla göstermeyen, ayrılığın son anında bile tutkusunu gizli bir bağlılıkla sürdüren bir kadın; diğer ucunda ise, veda ederken bile dürüst olmayı beceremeyen bir erkek var.

Öykü, fevkalade sıradan bir ayrılık öyküsü, ama oyun izlenirken her ne olursa olsun sevdiği adama inanmak isteyen kadının nereye kadar dayanacağı, ne zaman pes edeceği, tutunduğu dalı ne zaman bırakacağı doğrusu merak uyandırıyor.

ZOR METİN

Hiç kuşkum yok ki Ayşe Lebriz Berkem, bu kere de zoru zorluyor.

Zoru zorlarken, her keresinde olduğu gibi gene zoru aşmayı başarıyor.

Zoru aşarken metnin de üzerine çıkıyor, metni kendi yanına doğru taşırıyor, sahnede yepyeni bir dil oluşturma olanağı arıyor.

Oyun kahramanıyla özdeşleşerek aşkın düşünme durumunda değil, belleğin değerlendirme ve hesap yapmaya kalkıştığı durumlarda hiç değil, içebakışta gelişip boy verdiğinin örneğini sahnede seyircisine yansıtıyor.

Bu Kadın'ın bellek hareketleri durmuş ve aşkı yaşamış.

Ayşe Lebriz Berkem, iyi oyuncu plastiğiyle, Kadın'ın yan yana gelince en uygunsuz görünen, en birbiriyle bağdaşmayan duygularının, düşüncelerinin birbirleriyle pek güzel bağdaşışını bir saatlik süreç içinde "İnsan Sesi"nde anlatıyor.

Başarı yolunda haliyle "doğal"ı mıncıklıyor, doğal olanı bilerek bozuyor, sıradan olmaktan titizlikle kaçınırken, şaşırtıcı olanı yakalıyor.

ELEŞTİRİLER

Diğer taraftan, Ayşe Lebriz Berkem-Cem Baza ikilisi metnin söylenme, sözcelenme, sahnede "ifade edilme" biçimini doğrusu çok iyi betimlemiş.

Metin, olası bütün anlamlarıyla çeşitli yönlere doğru bölümlenmiş.

"Hiç mi eleştirin yok" derseniz "var" derim ve Kadın'ın çakıl taşlarının arasındaki mumu çakmakla değil, diğer yanan mumlardan biriyle yakmasının daha doğru olacağı yolundaki görüşümün gözden geçirilmesini isterim.

Ha bir de, Kadın'ın sahneye girişi, yürüyüşü, yani sözsüz bölüm ve telefon zilinin çalışları toplam yirmi dakika sürüyor yahu!

Çare bulunmasını açık yüreklilikle öneririm.

Kemal Yiğitcan/Kerem Çetinel ikilisinin ışık tasarımlarıyla çağrıştırdıkları sevinç, acı, kaygı, arzu, doyum gibi ruh durumlarının, sesli ve zamansal bir bütünün üçüncü öğesi ritmin kurulmasına müthiş katkı sağladığını deyiveririm.

Zeynep Erdem'in sahne tasarımında mekânı soyutlayarak bence gayet akıllı bir iş yaptığını, soyut mekânın beden-mekân ilişkisini pek güzel etkilediğini, kostüm tasarımı içinse sözümün bulunmadığını söylerim.

Ayrıca, Gülay Ayyıldız Yiğitcan/Ali Kemal Karasu'nun video tasarımlarının oyuna görsellik açısından değer kattığını, sayelerinde Kadın'ı seyircinin içselleştirmesini kolaylaştırdığını; bu arada İbrahim Ulutaş'ın hareket düzenini yok saydığımı ifade etmek isterim.

BERKEM'İN OYUNCULUĞU

Gelelim gene Ayşe Lebriz Berkem'e...

Berkem, Kadın'a fevkalade pratik olarak yaşamı, insancıl deneyimleri, kendi öz alışkanlıkları, sanatsal duyguları ve sezgileriyle yaklaşıyor.

Aksiyonları icra ederken gerekeni kendi başına arıyor, kendi doğasını yardıma çağırıyor.

Bu süreci doğasının bütün zihinsel, coşkusal, ruhsal, fiziksel güçleri tarafından eşzamanlı olarak yürütüyor.

Ayşe Lebriz Berkem'in oyunculuğuna olan hayranlığım, onun her oyunuyla büyüyor, yüceliyor.

ÜSTÜN AKMEN

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim