http://www.aict-iatc.org/

ŞİNASİ VE AKÜN SAHNELERİ DE SEVGİSİZLİKTEN PAY ALIYOR

Eren Aysan, 1 Şubat tarihli Cumhuriyet'in Ankara Eki'ndeki yazısında, Şinasi ve Akün sahnelerinin bulunduğu Kavaklıdere'deki binanın bugün (5 Şubat), bir kamu ortaklığı olan Emek İnşaat tarafından ihale yoluyla satılacağı bilgisini, Richard Sennett'in 'Kamusal İnsanın Çöküşü' başlıklı yapıtının kamusal alanlara ve kent kültürüne ilişkin saptamalarıyla buluşturuyor, bu iki sahnenin Ankara'nın sanatseverlerini bir araya getirmede taşıdığı rolü vurguluyor.

Söz konusu binanın satılmasıyla, uzun yıllardır kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılan bu iki sahneye ne olacağı bilinmiyor. Manşetlerde '2. Emek Vak'ası' olarak nitelenen olay, İBBŞT'nin kullandığı Beyoğlu'ndaki salonun nasıl tiyatronun elinden alındığını anımsatıyor. Geçtiğimiz Pazar günü, 'Şinasi ve Akün Halkındır Platformu'nca düzenlenen protesto gösterisinde sunulan bildiride dile getirildiği gibi, kamuda ilk gözden çıkarılan yerler halkın benimsediği kültür sanat uzamları oluyor. Oysa onlar yüreklerin birlikte çarptığı yerler...

Artık biliyoruz, sesler zamanında yükseltilse bile atı alan Üsküdar'ı geçiyor. Yine de Akün ve Şinası sahnelerinin, Ankara'yı bir kültür sanat kenti olarak yaşatmadaki işlevini vurgulamak, hiç olmazsa bellekleri tazelemek adına önemli. Bugün, Tepebaşı'ndaki Dram ve Komedi tiyatrolarının, Şan Sineması'nın ve onlar gibi yok olmuş (edilmiş) nice İstanbul sahnesinin öykülerini, tarihin derinliklerine gömülmüş olaylar olarak algılıyor gençler. Oysa, bu uzamlarda yaşanan sanat olaylarına birinci elden tanıklık eden kişiler günümüzün de etkin seyircileri arasında. Kısacası, 'şimdi' ve 'burada' olan öyle kolayca geçip gitmiyor...

Aynı yapı içinde yer alan ve birinden ötekine kolayca geçilen Akün ve Şinasi sahnelerinin, Ankaralı kültür sanat izleyicilerinin yaşamına girişi, 1970'lerin başına rastlar. Ankara'nın en büyük sinema salonu olarak bilinen Akün, 2000'li yıllarda Ankara Devlet Tiyatrosu'na geçti. Günümüzde, çerçevesiz sahnesinin sunduğu sahneleme/dekor/ışık olanaklarıyla deneysel çalışmaların yapılabildiği, dahası, kent merkezine epeyce uzak düşen, İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi ve Stüdyo Sahne'deki –'Bir Delinin Hatıra Defteri' gibi- sıra dışı yapımların seyirciyle daha kolayca buluşturulabildiği bir tiyatro uzamı olarak da hizmet veriyor.

1988'de ADT'ye geçen Şinasi Sahnesi'nin eski adı Çağdaş Sahne bugün bile kullanılıyor. 1970'li yıllarda, DT oyunlarına alternatif olabilecek çalışmaların yer aldığı bu uzamda, başka toplulukların turne oyunları yanında, rejisini Yılmaz Onay'ın yaptığı, Nazım Hikmet'in 'Yusuf ile Menofis'i, Nihat Asyalı imzalı belgesel 'Grev', Gladkov'un romanından Asyalı'nın uyarladığı 'Çimento', Ali Taygun'un sahnelediği 'Kuvayi Milliye Destanı' gibi dünya/Türkiye prömiyerleri yer almıştı. 'Şinasi Sahnesi'nin kuruluşuyla, Ankara'nın güneye doğru büyümekte olan bölgesine devlet eliyle daha yoğun tiyatro hizmeti götürülmesine olanak sağlandı.

Kentin her yanından kolayca ulaşılabilen Şinasi ve Akün sahneleri, yalnız DT'nin Ankara ve turne oyunlarının değil, her yıl İstanbul'dan gelen onlarca özel topluluğun oyunlarının da gösteri uzamı oldu. Bu iki sahne, ayrıca DT'nin düzenlediği festivallere ve 2012 güzünde 18'incisi düzenlenen Ankara Tiyatro Festivali'nin oyunlarına da ev sahipliği yapıyor. Böylece, Ankara seyircisi bu iki sahnede DOT'tan, Garajistanbul'a, Tiyatro Stüdyosu'ndan Dostlar Tiyatrosu'na, Talimhane Tiyatrosu'ndan Tiyatro Boğaziçi'ne, Oyun Atölyesi'nden İzmir Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu'na, Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu'ndan Semaver Kumpanya'ya, Kocaeli Belediyesi Şehir Tiyatrosu'ndan Mersin Arslanköy Çadır Tiyatrosu'na uzanan, ülkenin her yanından gelmiş toplulukları izleme olanağına sahip. Yapılacağı ilan edilen ihaleyle belki de yok edilecek olan, işte bu zenginlikte bir tiyatro hizmeti... Şinasi ve Akün'ün yok olmasıyla Ankara'lıların biriktirdiği yaşam zenginliğinin bir bölümü de kesilip atılmış olacak.

İstanbul AKM'nin hayalete dönüştürüldüğü, Duru Tiyatro'nun yerinden dışarı itelendiği, Genco Erkal'a Karaca Tiyatro'nun kapılarının kapatıldığı, İBBŞT'nin taze yapımı 'Zengin Mutfağı'nın devre dışı bırakıldığı, genç oyuncuların tutuklandığı ve/ya da ceza yediği bu 'gidiş' içinde, tiyatro amansız bir sevgisizlik kıskacında bunaltılıyor. Bu arada, nitelikli kültür sanat üretiminin yolları birer birer tıkanıyor.

(Cumhuriyet, 5 Şubat 2013)

Ayşegül Yüksel

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim