http://www.aict-iatc.org/

Aşkla Aşkınlaşmanın Oyunu

Oyun Atölyesi'nin yeni oyunu

gerçeküstü bir aşk öyküsü

                       Seçkin Selvi

PANDALARIN HİKÂYESİ- Yazan: Matei Vişniec, Çeviren: Omid Darvishi, Yöneten: Kemal Aydoğan, Sahne tasarımı: Bengi Günay, Müzik: Tolga Çebi, Işık tasarımı: İrfan Varlı, Animasyon: Mertcan Mertbilek/Hande Öztürk, Oynayanlar: Ebru Özkan/ Caner Cindoruk.

Sürrealizm ve büyülü gerçekçilik ustası diye tanımlanan Romen yazar Matei Vişniec, daha önce Şehir ve Devlet Tiyatrolarında oynanan "Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor", "Savaş ve Kadın" (özgün adıyla, Savaş Alanı Olarak Kadın Bedeni), "Çehov Makinesi" oyunlarıyla seyircilerin tanıdığı ve tarzına aşina olduğu bir sanatçı.

Oyun Atölyesi bu yıl sahnelediği, tam adıyla "Frankfurt'ta Kız Arkadaşı Olan Bir Saksofoncu Tarafından Anlatılan Pandaların Hikâyesi"ni, şöyle tanımlıyor:

"Kendini hatırlamanın, varoluşunun farkına varmanın, duyuların keskinleşmesinin en etkili yoludur aşk. Yeni boyutlar keşfetmenin, evreni bedende deneyimlemenin kapılarını açar aşk. Pandaların Hikâyesi aşk üstüne bir oyundur. Kendini hatırlamayan; kendisini, evreni, varoluşunu unutmuş erkekle, erkeğe "insan" olduğunu aşkla hatırlatan kadının hikâyesidir. Kadın ve erkek aşkla geçerler duyuların ötesine, gerçek üstüne. Kadın aşk ile boyut atlamanın imkânını sunar erkeğe."

Bir şiirsel opera diyebileceğimiz oyunda, Tolga Çebi'nin çok doğru seçimi olan elektronik müzik de perde açılmadan önce uvertür işlevi üstlenerek izleyicileri oyunun atmosferine hazırlıyor.

Başlangıç'tan Gökten Düşen Elma'ya kadar sayılarla simgelenen bir süreci yansıtan oyun, Bengi Günay'ın boşluk duygusunu vurgulayan sahne tasarımıyla bembeyaz bir odada geçiyor. Yaşamın ve yaşamanın anlamını saksofonuyla özdeşleştirmiş olan erkek, bir sabah uyandığında yanında hiç tanımadığı, daha önce hiç görmediği bir kadını buluyor. Kadın onun bütün sorularına rağmen ne adını söylüyor, ne nereden geldiğini, ne de niçin orada olduğunu. Ama erkeğin kafası karışmıştır bir kez ve kadını tanımak için dokuz gece daha onunla kalmasını istiyor.

Geceden geceye geçişlerde, oyundaki diğer animasyonları kadar başarılı bir yaklaşımla farklı dillerden yararlanan Mertcan Mertbilek ile Hande Öztürk, bu yöntemle aşkın evrenselliğini vurguluyorlar.

Bir kadınla erkek için kimi zaman dokuz gece koca bir ömür olur. Bu oyunda da yaşanan somut, gerçek cinsellik, soyutlanarak aşkı gerçeküstü bir boyuta taşıyor. Oyundaki kadınla erkek de o dokuz gecede gerçeklikten uzak bir dünya kuruyorlar kendilerine. "A" sesine çeşitli tonlarla farklı anlamlar yükleyerek, sözcükler olmadan da konuşmayı başarıyorlar. Gözle gördüğümüz, elle tutulabildiğine de tanık olduğumuz kadın için zihinlerde "Bu kadın gerçek mi?" sorusunu uyandıran oyun, görünmeyen hayvanların varlığını da, kadınla erkeğin aynı gövdenin iki kanadına dönüşebileceğini de düşünmeden kabullenmemize yol açabilen bir inandırıcılık yaratıyor. Marquez'in Güzel Remedios'u havalanınca nasıl yadırgamıyorsak, büyülü gerçekçiliğin yazarı Vişniec de oyucularını pekala kanatlandırabiliyor.

Ebru Özkan ve Caner Cindoruk da oyunu ve kendilerini kanatlandırmayı başarıyorlar.

Gerçek dünya ile hayal dünyası arasındaki bir geçişin öyküsünde, bir kadını tanımak için dokuz gecenin yeteceğine inanmak saflığında bulunan erkek, dokuzuncu gecenin sonunda kendini bile unutacak bir noktaya mı geliyor? Erkek mutluluğu yakalıyor mu, yoksa her şey yalnızca bir düş mü? Odaya düşen elmalar cennetten mi düşüyor dersiniz?

"Pandaların Hikâyesi" zor bir oyun. Oyuncularından da, seyircilerinden de emek isteyen bir oyun. Yönetmen Kemal Aydoğan, bu zor oyunu çok iyi çözmüş, animasyon buluşuyla da zor olanı hem oyuncular, hem izleyiciler için kolaylaştırmayı başarmış. Bütün ekibe alkışlar.

Seçkin Selvi

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim