http://www.aict-iatc.org/

Leila ile Lee’nin Baladı

DOT'ta yeni dönemin ilk oyunu

nefes kesen bir yol hikâyesi

                        Seçkin Selvi

SARI AY- Yazan: David Greig, Çeviren ve Yöneten: Pınar Töre, Oynayanlar: Gizem Erdem/ İbrahim Selim/ Kaan Turgut/ Su Olgaç - Ayşecan Tatari.

1969 doğumlu İskoçyalı yazar Greig, üretken bir sanatçı. Sarı Ay'ın yanı sıra, Avrupa, Mimar, Kozmonotun Eski Sovyetler Birliği'ndeki Bir Zamanlar Sevdiği Kadına Son Mesajı, San Diego, Şam, Amerikalı Pilot, Pireneler ve Uzak Adalar adlı oyunları var.

DOT, Türkiye'deki tiyatroseverlere dünya yazarlarını ve yeni akımları tanıtmanın yanı sıra, genç oyunculara sınırsız olanak tanırken, genç yönetmenler de yetiştiren bir misyon üstlendi. Daha önceki çevirilerinden tanıdığımız Pınar Töre Sarı Ay'ı hem çevirmiş, hem yönetmiş. Töre, bedensel tiyatro yaklaşımıyla gerçekleştirilen oyunda hikâye anlatıcılığından yola çıktıklarını belirtiyor ve "Sözün uzantısı beden. Bu tarz oyunlar oyuncuların kendilerini daha iyi tanımalarını ve sınırları aşmalarını sağlar," diye açıklıyor. Bu tarzın, seyirciler için de aynı etkiyi yaptığını söyleyebilirim. Bir yandan oyun kişilerinin yabancılaşmasını algılarken, öte yandan hareket düzeni sizi de heyecanın doruğuna çıkaracak biçimde oyun akışına katıyor.

Bir kaçış olduğu kadar bir arayış hikâyesi olan Sarı Ay, oyuncuların hem oyun kişileri, hem de anlatıcı oldukları şiirsel bir yol öyküsü. İstenmeden işlenen bir cinayet sonrasında yaşadığı yeri terk ederek, kendisini çocukken terk etmiş babasının izini arayan Lee adında bir gençle tanışıyoruz. Lee bir gece vakti bir şeyler aşırmak için girdiği markette, sosyete magazinlerinden kendine bir hayat aşırmaya çalışan Leila ile karşılaşıyor ve Lee'nin oralardan uzaklaşma zorunluluğu, Leila'ya söylediği "Geliyor musun? Yoksa geliyor musun?" sözüyle farklı bir Bonnie ve Clyde serüvenine dönüşüyor. Bu kaçış, hem başkalarından, hem tehlikelerden, hem de kendilerinden bir kaçış; arayış ise babayı ve geleceği aramanın olduğu kadar, kendi benliklerini arayışları. Özgürlük getiren bir kaçış mı, mutluluk getiren bir arayış mı? Herkesin kendi kendine tartışacağı bir soru bu. Hikâye anlatımından şiire, hayal gücünden gerçeğe dönüşerek ilerleyen oyun, bu bedensel tiyatro anlayışı çerçevesinde, soluk kesen bir hareket becerisi ve hız ritmiyle sunuluyor.

Dört ahşap sandalyeden ibaret olan dekor, oyuncuların da anlatım sırasında dekor ve aksesuar parçaları olmasıyla anlam zenginliğine ulaşıyor. Kişinin acısı, sevinci, yücelmesi, yüceltilmesi Gizem Erdem, İbrahim Selim, Kaan Turgut, Su Olgaç ve Olgaç'la dönüşümlü oynayan Ayşecan Tatari'nin görsel bir şölen niteliğindeki beden dillerinde ifadesini buluyor. Hareketlere şaşmaz bir dakiklikte odaklanmayı gerektiren o bedensel sunumu başarıyla gerçekleştiren sanatçılar, oyunun hem oyuncu hem anlatıcı oldukları çift katmanlı sözel bölümünde de usta işi bir oyunculuk sergiliyorlar.

Oyunun akışını ve şiirini çok güzel yansıtan baladı aktarmak istiyorum:

Ateş duvarından içeri giriyorum/ Kendimi duvardan geçerken görebiliyorum / Alevlerin içine/ Etrafımda bir çember / Sonra alevler beni sarıyor/ Lee duvardan içeri atlıyor / Sadece ikimiziz/ İki beden/ İki nefes/ Alevler diyarında iki alev/ Üzerimizde mavi gökyüzü/ Ayaklarımızın altında ıslak yer kömürü/ Kafalarımızda sadece ateş/ Ateş öldüğünde, kapkara toprakla çevrili kaldığımızda/ orada kalakalıyoruz/ İs ve dumanla kaplı. Siyah/ İki yanık ağaç gibi/ Yenilenmiş/ Güneşin batımıyla kırmızıya boyanmışız/ Küllerle dumanın ortasında/ dere kenarındaki iki sıcak kayanın/ Üstünde oturmuş güneşin batışını izliyoruz/ Lütfen, lütfen, lütfen hep böyle kalalım./ İs kaplı kara kayalarda oturmuşuz – kırmızıyız/ Kırmızı gün batımından kırmızı olmuşuz, erimiş metal/ gibi ışıldayan göle bakıyoruz/ Lütfen masal böyle bitsin/ Lütfen.

Sarı Ay'ın oyuncularını ve yönetmenini alkışlarken, tiyatromuza getirdiği taze soluğa her oyunda bir kez daha tomurcuklar ekleyen DOT'a ve DOT anlayışına teşekkür ediyorum.

Seçkin Selvi

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim