http://www.aict-iatc.org/

Gökten Bir Balık Düştü

YAĞMUR DURDUĞUNDA- Yazan: Andrew Bovell, Çeviren: Ezgi Yentürk, Yöneten: Hakan Çimenser, Dekor: Zehra Uzunali, Giysi: Müge Orhan, Işık: Akın Yılmaz, Oynayanlar: Okday Korunan/ Rüçhan Çalışk

GoktenDusenBalik

Bardaktan boşanırcasına yağıyor yağmur. İnsanlar şemsiyeleriyle oradan oraya koşturuyor. İçlerinden biri çaresizlik ve umutsuzluk içinde çevresine bakınırken, birden bir balık düşüyor gökten. Onu ziyarete gelecek olan ve yedi yaşından beri görmediği oğluna ne yemek ikram edeceğini kara kara düşünen Gabriel York, böylece sorununu çözüyor. Yıl 2039, Avustralya'nın Alice Springs şehrindeyiz. Balığın o günkü yemek sorununu çözmenin ötesinde 80 yıllık bir hikâyenin ucunu düğümlemek gibi bir işlevi, simgesel bir kehanet niteliği de var. Çünkü iki ailenin kuşaktan kuşağa yaşadıklarını anlatan oyunun hikâyesi 1959 yılında Londra'da Elizabeth Law adında bir kadının kocasına balık çorbası yaptığı gün başlıyor. Artık kendini alkole vurmuş olan Elizabeth Law, yıllar sonra da oğluna balık çorbası hazırlıyor. Bu balık çorbasını oyunun farklı dönemeçlerinde farklı ailelerin sofralarında görüyoruz. Oyunun her döneminde dinmeyen yağmur ve "Bu yağmurdan şikâyet etmeyelim. Bangladeş'te yağmur yağınca insanlar ölüyor," esprisi de yer alıyor.

Gabriel York, yıllar önce terk ettiği oğlu Andrew'yu beklerken, bir başka baba-oğul hikâyesine daha tanık oluyoruz. Elizabeth ve Henry Law'nun oğulları genç Gabriel, yedi yaşındayken gizemli bir biçimde ortadan kaybolan babasının izini sürmek için Avustralya'ya doğru yola çıkıyor, babasının ve kendi hayatının çakışmasıyla ortaya çıkan sırlarla karşılaşarak geçmişten kaçılamayacağını görüyor.

1962 doğumlu Avustralyalı yazar Andrew Bovell'in yazdığı ve son yılların en başarılı metinlerinden biri olarak Victorian Premier's Literary, Queensland Premier's Literary, Lucille Lortel ödüllerini kazanan "Yağmur Durduğunda", kocanın ve babanın günahının çocukların ve onlarla ilişkide olan kadınların yaşamlarını nasıl mahva sürüklediğini anlatıyor.

Oyun aynı zamanda paralel bir anlatımla, dinmeyen yağmurla simgelenen iklim değişikliklerinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerine değinirken, aslında bu değişikliklere insan faktörünün neden oluşuna, insanlığın doğada yaptığı tahribata ve bunun sonucunda insan doğasının da yozlaşmasına gönderme yapıyor.

Law ve York ailelerinin başlarından geçenler (daha doğrusu başlarına gelenler) 1959 ile 2039 arasında gidip gelen bölümlerle işleniyor. Farklı kuşaktan oyuncuların bazen aynı sahnede yer aldığı bu anlatım tarzı başlangıçta karmaşık gibi görünse de oyun ve sahne düzeni bu sorunu önlüyor. Yazarın isteği de bu.

Bir röportajda kendisine yöneltilen: "Oyununuzun kapsadığı 80 yıllık süreçte, oyundaki karakterlerin yaşamları farklı evrelerde aktarılıyor. Bu kişilerinin yaşamları, oyun boyunca yavaş yavaş çözümlenen ortamlarda kesişiyor. Oyunu bu biçimde kurgulamayı neden seçtiniz?" sorusunu, Andrew Bovell şöyle yanıtlıyor:

"Bu kurgu, hikâyenin en iyi ne biçimde aktarılabileceğini araştırırken oluştu. Böylece kuşakların arasındaki ilişki belirgin olarak ortaya çıkıyor. Destansı bir hikâye, bir saga anlatacaksanız, olayları ya peşpeşe sıralarsınız, ya da hikâyenin eş zamanlı anlatımını gerçekleştirecek bir yöntem bulursunuz. Sanırım ben, seyirciden biraz emek harcamasını, gizemleri çözmesini ve sürekli sorular sormasını gerektiren anlatım biçemlerine ilgi duyuyorum."

Oyunun Yorumlanışı

Yönetmen Hakan Çimenser, çok yalın bir aktarım biçemini seçerek hem oyuncularını, hem dekor, giysi, ışık tasarımcılarını doğru bir noktada buluşturmuş. Zehra Uzunali'nin tasarladığı sahne düzeni, küçük parçalarla belirlenen mekânlar dışında, ana dekor olan büyük masaya farklı dönemlerde farklı işlevler yüklese de, genelde aile ve aile sofrası kavramını ön plana çıkarıyor. O kavramın nasıl parçalandığını da oyun boyunca görüyoruz. Akın Yılmaz'ın ışık tasarımı da geçişleri kolaylaştıran bir düzen sağlıyor.

Rüçhan Çalışkur, yaşadığı büyük travmayı içkiyle unutmaya çalışan, yılların acısıyla katılaşmış Elizabeth Law'u en abartısız, en ekonomik bir oyunculukla vurgularken, Henry Law'da Okday Korunan, Gabriel Law'da Eray Cezayirlioğlu da başarıyla Law ailesinin hikâyesini örüyorlar. Gabriel York'ta Levent Güner, inandırıcı bir karakter çiziyor. Şebnem Dilligil Gabrielle York'u, Ali İpin fedakâr Joe Ryan'ı başarıyla canlandırıyorlar. Genç oyuncular Ezgi Yentürk, Burcu Aslan, Kemal Doğantan da oyunun aksaksız yürümesine yardımcı oluyorlar.

"Yağmur Durduğunda" metnin derinliğiyle, sanatçıların başarılı yorumlarıyla kaçırılmaması gereken bir oyun.

Seçkin Selvi

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim