http://www.aict-iatc.org/

Alacakaranlıkta El Yordamı İlişkiler

ODA VE ADAM- Yazan: Eric de Volder, Yöneten: Mesut Arslan, Çeviren: Şaban Ol, Sahne ve Kostüm tasarımı: Meryem Bayram, Ses ve Görüntü tasarımı: Gürhan Mıhçı, Ozan Akıncı, Işık: Turan Tayar, Oyuncular: Engin Hepileri, Nergis Öztürk.

İnsanlar, hele hele ilişkisi olan bir kadınla erkek aynı sözcüklerle, aynı cümleleri kurar ve aynı şeylerden yakınırlarken, nasıl olur da birbirlerini hiç anlamazlar? Yoksa kendi cümleleri de mi yabancıdır onlara? Yoksa anlamadıkları, bulamadıkları aslında kendileri midir? Yaşamları "keşke"lere bağlamak, o yaşamları daha da kısaltmaz mı? Nasıl bir kısır döngüdür ki bu, her tükenmiş yanlış ilişkinin sonunda, "bu sefer farklı olacak" diye yeni bir ilişkiye yelken fora edilir? Ya da eskide kalması gerekene yeni bir kredi açılır?

Belçikalı yazar Eric de Volder'in oyun metni üzerine Ata Ünal'ın dramaturji çalışmasıyla kurgulanan "Oda ve Adam", Theater Onderhetvel/Mesut Arslan ortak yapımı olarak seyirciyle buluşuyor.

Oyun, temelde kadın ve erkeğin, hem tamamlayıcı hem de yadsıyıcı bakış açılarından birbirlerini ve kendilerini ayrı ayrı anlatan bir metne dayanıyor. Bu bildik öz, çarpıcı bir biçimsellikle sahneye getirilerek deneysel bir zenginliğe kavuşuyor. Çeşitli örneklerine tanık olduğumuz "Ben yaptım oldu" yaklaşımında bir deneysellik değil bu. Sıradan olana sıra dışı nitelik getiren bir biçem. Anlaşamamanın, yanlış anlamanın, kuruntuların karanlığında yitirilen, hayata geçirilemeyen aşk öyküsü, ıskalanan aşklar ve yaşamlar, tamamen karanlıkta oynanarak tematik karanlığı somutlaştırıyor. Oyunda farklı teknikler kullanılıyor. Oyuncuların konuşurken sadece el fenerleriyle yüzlerini aydınlatması, bilgisayar ekranı, seyircilerin arasına çekilen naylon perde gibi ögeler, birbirlerini bulmalarını engellerken, izleyicileri de o içselleştirmenin ortamına çağırıyor.

Yapımın bu özelliği, yönetmen Mesut Arslan'ın yorumuyla olduğu kadar, Gürhan Mıhçı ve Ozan Akıncının ses ve görüntü tasarımıyla, Turan Tayar'ın ışık düzeniyle hayat buluyor. Teknik düzenin bir an aksamasıyla büyük riske girecek oyun, bu düzen sayesinde soluksuz seyrediliyor. Sahnede el yordamıyla aranılan/aranılmayan ve yürütülen/yürütülemeyen ilişkiyi seyirci de bir anlamda el yordamıyla izliyor.

Günümüzün çok pratikleşmiş, sadece "deneyimlemeye" indirgenmiş kadın-erkek ilişkilerinde duygusal temel üzerindeki aşkı aramanın olanaksızlığı, şiirsel bir dil ve şiirsel bir oyunculukla sunuluyor. Nergis Öztürk ve Engin Hepileri, oyun kişilerinin duygusallığını, duyarlı ama duygusal olmayan ölçülü bir yorumla aktararak olumlu bir mesafeyi korurken, seyirciyi de hem o mesafede tutuyorlar, hem de zaman zaman somut olarak da oyun alanı içine alıyorlar. Belki de ortak bir katharsis yaşanıyor oyun alanıyla izleyici alanı arasında.

Bir aşk hikâyesi geçiyor önümüzden, ilişkinin ve kişilerin karanlık labirentinde dolaşarak. Labirentin her köşesinde yeni bir anlatım ve yeni bir anlatım aracı çıkıyor karşımıza. Şarkılardaki aşklara benzemeyen, dudaklarımıza ne güzel anılarla yüklü bir gülümseme konduran, ne göz pınarımıza hüzünle özdeşleşmiş bir damlacık taşıyan bir oyun "Oda ve Adam".

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim