http://www.aict-iatc.org/

Bir Dişin Kovuğunda Koca Bir Dünya

DOT, "Altın Ejderha oyunuyla

bir dişin ve bir düşün hüznünü

gülücüklerle yansıtıyor

ALTIN EJDERHA- Yazan: Roland Schimmelpfenning, Çeviren ve yöneten: Serkan Salihoğlu, Müzik tasarımı: Uygur Yiğit, Işık tasarımı: Kemal Yiğitcan, Dekor ve Kostüm tasarımı: Gamze Kuş, Koreografi: Tan Temel, Yardımcı Yönetmen ve Dramaturji: Nurcihan Yücel, Proje ekibi: Duygum Girginer, Tiber Yılmaz, Tolga İskit, Uğur Baran Oyuncular: Deniz Türkali, Köksal Engür, Ece Dizdar, Enis Arıkan, Saim Karakale.

1967 doğumlu Alman yazar Schimmelpfennig, eleştirmenler tarafından "Boş alanların yetenekli şairi" olarak tanımlanıyor. Bir süre İstanbul'da Cumhuriyet Gazetesi'nin "Bizim Almanca - Unser Deutch" adlı ekinde ve "Taz" gazetesinin İstanbul ofisinde çalışmış olan sanatçı, Almanya'nın en başarılı tiyatro yazarlarından biri sayılıyor. 20 dile çevrilen oyunları pek çok ülkede sahneleniyor. "Geçmişten Gelen Kadın" adlı oyunu ülkemizde de 2009 yılında İBB Şehir Tiyatroları'nda sahnelendi. Şimdi de DOT, yazarın "Altın Ejderha" yapıtını repertuarına aldı.

Sahnede Çin-Thai-Vietnam lokantası Altın Ejderha. Altın yaldızları, kırmızıları, siyahları, oymaları, pullarıyla bir ejder. Büyük bir metropolde bir apartmanın alt katına sıkışmış bir lezzet dünyası. Ve o lezzeti yaratmaya çalışan, o metropole sığınmış çekik gözlü aşçılar. Batı rüyasında baharatlarıyla bir yer edinmeye çalışan beş kişi. Lokantanın en genç çalışanı kaçak bir işçi. Varlığı bir ortaya çıkarsa olanlar yalnızca kendisine olmayacak, lokantadaki diğer dört kişinin de başı yanacak. O gizlenme zorunluluğu, ne sevinçlerin dışa vurulmasına izin veriyor, ne acıların, ne de hastalıkların. Geriye yüreğin derinlerinde yaşanan bir umut, bir de hasret.

Apartmanın üst katlarında da çeşitli yapıda insanlar ve insan ilişkileri. Balkondaki genç olmayı arzulayan yaşlı adam ve torunu, aynı daireyi paylaşan iki hostes kadın, karısıyla sorunlar yaşayan çizgili gömlekli adam, apartmanın girişindeki marketin sahibi, ilişkileri yeni bir aşamaya giren genç çift. Bu kişilerin Altın Ejderha'dakilerle bağlantısı bir arz-talep bağlamında yürüyor. Apartman sakinleri yemek istiyor, lokantacılar hizmet sunuyor. Birbirlerini pek anlamasalar da, bu dengede herkes geçinip gidiyor.

Ta ki bir gün lokantanın en küçük işçisi, kaçak göçmen diş ağrısına tutulana dek. Kaçaklık belasından diş hekimine ya da hastaneye gidilemez. Ama diş ağrısı daha da büyük bir beladır, insanın beynini oyar. Tek çözüm, olayı lokantanın dışa kapalı dünyasında bitirmektir. Diş mi ağrıyor, öyleyse çekilecek. Diş çekilir de, iş orada bitmez, daha büyük bir dert açılır o çatının altındaki herkesin başına. Dişle başlayan ağrı, dişi ağrımayanların sızılarıyla apartmanın bütün dairelerini dolaşır. Dişi ağrıyan ve onunla ilgilenenler ise, "zaten yokturlar" ötekilerin gözünde ve dünyasında.

Oyun Düzeni ve Yorum

Serkan Salihoğlu'nun yönettiği "Altın Ejder"deki bütün karakterler, kadınlar ve erkekler hep aynı beş kişi tarafından dönüşümlü olarak canlandırılıyor. Bir bakıyorsunuz kadın oyuncu yaşlı adam oluyor, bir bakıyorsunuz genç bir erkek kadın hostes kimliğinde. Bütün bu değişimler ve dönüşümler yıldırım hızıyla ve akışkan bir geçişle gerçekleşiyor. Seyircinin yer yer gülerek, yer yer yüreği burkularak izlediği oyunda, kişiler bir jonklörün topları kadar el çabukluğu ve becerisiyle bir karakterden diğerine sıçrayıveriyor. İşin hoş tarafı, bu kaotik gibi görünen yapı, hiç yadırganmadan benimseniyor.

Deniz Türkali ve Köksal Engür gibi deneyimli ustalarla, ustalık merdivenini tırmanan Enis Arıkan, Saim Karakale, Tan Temel'in hareketli koreografisiyle oyunun satranç dengesini gerçekleştiriyorlar.

Belki bir mülteci kayığıyla, belki çeşitli ülkelerin sınırlarından can havliyle geçip Altın Ejderha'ya gelmiş olan genç, kaçak işçiyi canlandıran Ece Dizdar, denizden tamamlıyor dönüş yolculuğunu.

Ve o yolculuğu şöyle destanlaştırıyor:

"Halıyı, köprünün korkuluğunun üzerine koyuyorlar. Halıyı bir kere daha kendi ekseni etrafında çevirmeleri gerekiyor. Sonra da halıyı köprüden silkeliyorlar. İşte tekrar orada, Altın Ejderha, keşke son bir kez yakından bakabilseydim. Halı rüzgârda savruluyor. Güle, güle. Şimdi köprüden aşağıya doğru düşüyorum. Vücudum nehrin soğuk suyuna temas ediyor. Su dişimin kovuğundan içeri giriyor. Ve ben eve doğru yüzüyorum. Akıntı beni kuzey denizine atıyor, kuzeye doğru sürüklüyor. Norveç ve sonra Finlandiya ve Rusya'nın yanından buzul Arktik okyanusu. Rusya'nın kuzeyinden, Sibirya'nın yanından, Arktik Okyanusu'nda yoluma devam ediyorum. Uzun bir yolculuk. Bering Boğazı'ndan ve Bering Denizi'nden geçiyorum. Ve sonra da Kamçatka Yarımadası geliyor - Gün ağardığında Japonya uzaklarda kalıyor ve aynı günün akşamında, sonunda, Çin! Geldim, neredeyse evdeyim."

Destanlaşan sadece yolculuk değil, her yeni oyununda kendisini aşan, genç kuşak kadın oyuncu eksikliğimize umut ışığı yakan Ece Dizdar.

Alkışlanası bir DOT oyunu ve oyuncuları.

Seçkin Selvi

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim