http://www.aict-iatc.org/

GENCO VE TÜLAY’LA BRECHT YOLCULUĞU

Loş ışıkla aydınlatılmış sahnenin sol köşesinde bir piyano. Piyanonun bir bölümü 'bar tezgahı' işlevi de görüyor. Öteki köşede, üst üste konmuş –çeşitli amaçlarla kullanılacak olan- koyu renk tahta iskemleler ve hepsini örten saydam, ışıklı örtü var. Tepede iki mavi ışık, yanlarda yarı karanlık uzamda yol gösteren ışıklı kordonlar...

Ortam hazır. Geçen yüzyılın iki Dünya Savaşı arasındaki yıllarında, Berlin ya da Viyana kabarelerinden birindeyiz. Az sonra iki kişilik bir 'kabare gösterisi' sunulacak.

Genco Erkal'ın Brecht'in şiir ve öykülerinden ve oyunlarındaki şarkılardan kurgulayıp sahnelediği gösteri işte böyle bir tasarımla görsellik ve işitsellik kazanırken, dekor-ışık-müzik kullanımı, 'kabare ortamı'nın doğal olanak ve koşullarıyla uyumlu, minimalist bir anlayış yansıtıyor. Bu altyapı Emin Fındıkoğlu (müzik düzenlemesi ve yönetimi) Ali Yenel (sahne tasarımı), Yüksel Aymaz (ışık tasarımı) imzasını taşıyor. Piyanoda Yiğit Özatalay...

Brecht'ten günümüze

Şimdi sahnede iki kabare oyuncusu var. Genco ve Tülay... Gösteri, 'Üç Kuruşluk Opera'nın müziğiyle soluk alıp vermeye başlıyor. Oyun boyunca Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau'nun, Brecht şarkıları için yazdıkları müzikle sarılıp sarmalanacağız. Ama en çok Kurt Weill... (Şarkılar, Tan Temel/Sernaz Demirel'in, kabare ortamının hareket düzenini yansıtan koreografileri eşliğinde görselleşecek.)

Genco, oyun boyunca 'anlatıcı-ozan' kimliği taşırken, yeri gelince, sahnede gösterilmesi gereken 'tip'lere bürünecek. Tülay ise gün geçtikçe kusursuzluğa daha bir yaklaştırdığı ustalıklı ses kullanımını Brecht şarkılarına hizmete adarken, bir yandan da sahneye getirdiği farklı kişilikler doğrultusunda kılıktan kılığa girecek. Her iki sanatçı da, bir kimlikten, bir başka kimliğe geçerken, Özlem Kaya'nın, yine minimalist bir anlayışla düzenlediği, temelde gri asker üniforması konseptiyle oluşturulup çeşitli renklerle buluşturulmuş -küçük eklemeler ve çıkarmalarla, birbirinden farklı onlarca kadın ve erkeğin anlatımı olabilen- giysiler içinde götürecekler oyunu. Kullanılan minyatür 'sahne gereçleri' kırmızı...

Uyarlamacı/dramaturg Genco Erkal, Brecht'in yazın/sanat dünyasında dolaşarak yaptığı 'metinlerarası' çalışmada, 'duvarların yıkılması'yla 'gündem dışı' kaldığı varsayılan büyük yazarın yapıtlarındaki evrenselliği ve güncelliği bir araya getirmiş. 'Küreselleşme' yaftası altında dünyaca sürüklenmekte olduğumuz 'savaş'a ve acımasız sömürü düzenine karşı, tiyatro aracılığıyla yapılmış güçlü 'uyarı' böylece oluşuyor.

Oyun, dünyanın büyük güçlerinin, 'ekonomik çıkar'lar adına başlattığı/körüklediği savaşların, varsılları daha da zenginleştirip, yoksulları yıkıma ittiği gerçeğini, alaycı/buruk bir 'eleştirel bakış'la irdelerken, emperyalizm/kapitalizm-sömürü-yoksulluk-ahlak-adalet olgularını birbiriyle ilintili olarak mercek altına alıyor.

'Acı'nın 'neşeli' sunumu

Savaş çığlıklarıyla ölüme sürüklenen, sömürü düzeni içinde de yozluk batağına itilen yoksul kesimin can acıtan öyküleri, 'ironi yüklü' şarkılarla, 'neşeli bir sunum' görüntüsü içinde dile gelirken, Tülay Günal, sesi/yorumu ve denetimli oyunculuğuyla yer yer doruklarda geziniyor. Genco Erkal ise gerek 'anlatıcı-ozan' olarak, gerekse tiplemelerinde, 'söz' ile 'söyleyiş biçimi'ni çatıştıran/çeliştiren, yine de 'doğallıktan uzaklaşmayan' yorumuyla Brecht oyunculuğunun ince noktalarına ulaşıyor. Gösterinin taşıyıcı gücü, iki sanatçının, düşünce kanallarını hep açık tuttukları, birbirleriyle ve seyirciyle sürekli bir göz göze ilişki içinde oldukları, 'bu yapıma özel' oyunculuk devinimiyle oluşuyor.

Sonra -oyunun sonlarına doğru- '1 Mayıs' şarkısına ulaşılıyor. Sarper Özsan'ın, AST'ın 1974'teki Brecht çalışması olan 'Ana' oyunu için yaptığı –'ezilen'lere 'direnç ve umut' aşılayan- bu unutulmaz şarkı, iki sanatçı tarafından 'alçak perdeden' –baskıcı egemen güçlerden çekinircesine, ama hınzırca- söylenirken, seyirci kendiliğinden bir 'koro' oluşturarak, 'söz'ü ve 'ezgi'yi salona taşıyor birden. İzleyende 'uzak açı' oluşturmak için oyun boyunca 'Brechtçe önlemler' alınarak sağlanan 'düşünsel birikim'in, ortak coşkuya dönüşümü...

Bertolt Brecht, her bir ayrıntısı duyarlıkla ve ustalıkla tasarlanıp kotarılmış, anlamlı ve düşündürücü bir görsel-işitsel şölene bekliyor sizi. Genco'yu ve Tülay'ı izleyin. Tiyatromuzun bu yılki 'müthiş ikili'si onlar! Sağ olsunlar!

Ayşegül Yüksel

(Cumhuriyet, 16 Ekim 2012)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim