http://www.aict-iatc.org/

TİYATROYU ÖĞRENMEK…

Tiyatroyu öğrenmeye başladığımda çok şanslıydım. O zamanki adıyla DTCF Tiyatro Kürsüsünde öğretmenlerim Melahat Özgü, Metin And, Sevda Şener, Özdemir Nutku, Cüneyt Gökçer, Max Meinecke, Sevinç Sokullu, Alim Şerif Onaran, Gültekin Oransay, Nuri Özakyol gibi konusunun uzmanları, bugünün duayen isimlerdi. Onlardan tiyatronun kuramsal ve uygulamalı eğitim sürecini tamamlamaya çalışırken bir yandan da öncelikle iyi bir tiyatro seyircisi olmanın yolları, tiyatro ahlakı, sahne – kulis geleneğinin gerekleri, tiyatro yanında felsefe, estetik, sanat tarihi ve benzeri dalların da yorum mesleğinde öğrenilmesi gereken alanlar olduğunu öğrendim. En önemlisi tiyatronun yalnızca sahneden; oyundan ibaret olmayan, insana karşı ağır bir sorumluluk yükleyen bir seçim olduğunu öğrendim.

Bu değerli isimlerin yaşamı paylaştığım bazılarından öğrenmeyi sürdürüyorum. Örneğin Sevda Hocam'dan, yaşamın daha anlamlı kılınması yolunda; bir yandan bilim insanı sorumluluğunun yükünü hiç yüksünmeden taşıyıp üretim yaparak bilgi dağarımıza yeni ürünler katması, bir yandan sağlık sorununu bile engel saymayıp tiyatro seyircisi olmayı sürdürmekteki çabası bir yandan da kediler, küçük objeler, yeni çıkan CD'ler, yayınlanan yeni kitaplarla yaşamı renklendirmeyi ihmal etmeyen insan yapısıyla öğrenecek öyle çok şey var ki .

Tiyatronun bazı diğer değerli isimleriyle de Devlet Tiyatrosu'da Başdramaturg olarak çalıştığımda birlikte olma fırsatım oldu. Oyuncular Macide Tanır, Işık Yenersu, Kerim Afşar, Asuman Korad, Nuşen Girginsoy, Maral Üner, Ergun Uçucu, Haldun Marlalı, Yücel Erten, Işık Toprak, Tamer Levent ve daha birçok değerli tiyatro insanının her biriyle hem geleneksel hem de bilimsel anlamda birçok deneyim paylaştım. Dramaturgi bürosunda birlikte çalıştığım Murathan Mungan, Füruzan Tercan, Sıtkı Tekmen ve Esen Çamurdan gibi arkadaşlarımla Ergin Orbey'le başlayan yeni bir tiyatro üretim süreci serüveninde birlikteydim. Edebi Kurul üyeleri ve genel müdür ve yardımcısı olarak sorumluluk paylaştığım Ergin Orbey, Turgut Özakman, Vedat Günyol , Cevat Çapan'da yine tiyatronun örnek insanlarıydı. Yani gönül ferahlığıyla söyleyebilirim ki çok şanslıydım.

AYŞEGÜL YÜKSEL 'DEN ÖĞRENMEK

Aslında öğrenmeye devam ettiğim kimi insanlarla öğrenim ve çalışma süreçlerimde birlikte değildim. Öyle kişiler var ki yazılarını bir yana ayırırsınız yeniden okumak için, kitaplarını kitaplığınızın bir kıyısında her zaman başvurabilmek için hazır bulundurursunuz. Bir yerde bir şey söyleyecek ya da yazacak olsanız danışmanız gereken kişidir. İşte bu kişilerden biri benim için Ayşegül Yüksel'dir. Dingin, ağırbaşlı, bilimsel ağırlıklı oyun değerlendirmeleri, eleştiri leri, her durumda görmeye zaman ayırdığı oyunlar üzerine mesafesini koruyarak yazdığı yazıları. Kurumları, durumları, olayları ve oyunları değerlendirmeleriyle tiyatromuzun geçmişini olduğu kadar günümüze ve geleceğine ilişkin de sözü olan bir hoca, yazar, eleştirmen Prof. Dr. Ayşegül Yüksel. Çeşitli seçici kurullarda, danışmanlık toplantılarının saatler süren değerlendirmelerinde, alınan kararların yazıya dökülmesinde, ödenekli- ödeneksiz tiyatrolarla iligili bir tartışma, görüş geliştirme buluşmalarında birlikte olduğum Ayşegül Yüksel . Her seferinde öncelikle olgun, olumlu, yapıcı ve tüm kurum ve kişilere mesafeli duruşuyla nesnel kararların verilmesinde yol gösterici, yönlendirici olabilen bir bilim insanı. Aynı zamanda içtenlikli, hoşgörülü bir tiyatro sever, sevgili dost.

Çoğu kez başvurduğum kitaplarına bu yıl iki yenisini ekledi. Cumhuriyet Kitapları yayını "Türk Tiyatrosu Üstüne Notlar - Uzun Yolda Bir Mola" ve Mitos Boyut Yayınları'ndan "Dram Sanatında Ezgi ve Uyum" 'un genişletilmiş ikinci baskısı.

Uzun Yolda Bir Mola, Türk Tiyatrosu üzerine bilgilenmek isteyen meslekten hemen herkese yardım edecek bir kitap. Ayşegül Yüksel kendisinin 35 yıllık eleştirmenlik ve bir o kadar da öğretim üyeliğinin molasında olduğu kadar, tiyatromuzun uzun yolunda da bir mola vermiş ve cumhuriyet dönemi sürecinde çeşitli konulardaki değerlendirmelerini bir araya getirmiş. Doğu ile batı arasında kimlik arayışıyla başlayan oyun yazarlığı, tiyatro eleştirisi, tiyatro eğitimi, gelenekten beslenme gibi değerlendirmelerinin sonuna "Üç Büyükler" diye tanımladığı üç değerli bilim insanı Sevda Şener, Metin And ve Özdemir Nutku üzerine yazıyor.

Kitap dört önemli kurum hakkında değerlendirme bölümleriyle sürüyor. Devlet Tiyatrolarına ilişkin bölüme koyduğu başlık çok anlamlı: Zorunlu ve sorunlu!. Devlet Tiyatrolarında oynayan oyunlara ilgisinin, kurumda görevli herhangi bir sanatçı ya da yöneticiden daha az olmadığına emin olduğum Ayşegül Yüksel, bu konuyu içtenlikle dile getirmişti bir koordinasyon toplantısında. "İnanın" demişti oyuncu , yönetmen ve yöneticilerin bulunduğu toplantıda : " Ben oyunlarınızı sizlerden daha fazla izliyorum, emeğinizi daha fazla sahipleniyorum" Seyrettiği bir oyun hakkında yazı yazmanın nasıl bir emek , zaman, bir anlamda çalışma gereksindiğini belirtmek istiyordu sanırım . Kuşkusuz yazdıklarının ileriye değerli bir tanıklık yapacak olduğunu bilmenin verdiği sorumluluktu bu sözlerinin nedeni. Oynanıp giden nice güzel, başarılı oyundan geriye birkaç fotoğraf ve eleştiri yazısından başka ne var. Hele de Ayşegül Yüksel gibi bir bilim insanının elinden çıkmış eleştirinin tanıklığı kuşkusuz daha da değerli..

Diğer kurumlardan Ankara Sanat Tiyatrosu'nun (AST) yarım asırlık yaşam savaşımının çoğunu izlediği ve destek verdiği nice oyununu ve oyunlara can veren değerli sanatçılarını ayrıntıyla anımsatıyor. Bir başka önemli özel tiyatro ise Dostlar Tiyatrosu. Türk Tiyatrosu'na AST gibi onurlu, saygın ve unutulmaz oyunlar armağan etmiş olan Dostlar Tiyatrosu da kitapta bir bölümde yer alıyor. Son önemli kurum ise yine yarım asrı deviren bir amatör tiyatro. Sahnelediği oyunlar, araştırma ve deneysel çalışmalar yanında Türk Tiyatrosu'na çok değerli birçok tiyatro insanı yetiştirmiş olan Ankara Deneme Sahnesi. Benim Tiyatro eğitimime önemli katkıları olan Nurhan Karadağ yönetimindeki Deneme Sahnesi.

Tiyatro Eleştirisinde Temel Boyutlar başlıklı bölümde, ülkemiz tiyatro yaşamının sorunlu bir parçası olan eleştirmenliği geçen yüzyıldan bu yana gözden geçirip, bazı eski usta kalemlerden yaptığı alıntılarla örnekliyor. Tiyatroyla fazla yakın olmayan kimilerinin belki de eleştiri yazdıklarını bilmediği bazı edebiyatçıların, edebiyat eleştirmenlerinin tiyatro eleştiri yazılarının çözümlemesini yapıyor. Günümüze dek sürdürdüğü değerlendirmesinde kimseyi atlamadan titizlikle, eleştirmenleri, üsluplarını ve yöntemleriyle anıyor.

Ülkemizde çeşitli anlamlarda profesyonel bir konuma gelememiş olan eleştirmen- tiyatro ilişkisini, eleştirmenlerin oyuna yaklaşımını ve en önemlisi eleştiri mekanizmasının algılanmasına ilişkin gözlemlerini kolayca okunabilir bir dille aktarıyor.

Kitabın sonunda ilk kez bir kitapta birlikte anılan üç büyüğümüzden Sevda Şener, Metin And ve Özdemir Nutku'ya ilişkin görüşlerini ve onlarla yaptığı söyleşileri okuyabilirsiniz. Tiyatro öğrenimime başladığım bu üç güzel hocaların hocası insana ilişkin hem kişisel hem de bilim insanı olarak değerlendirmelerinin bulunduğu bölümün ismi : "Tiyatro Biliminin 'Üç Büyükler'i.

Ezgi ve Uyum'da dram sanatının kolayca açıklanması olanaksız güzel+doğru+çekici olabilmesinin sırlarını irdeler. İncelediği oyunların ezgisel /uyumsal özelliklerini bütünü oluşturan parçaların ilişkilerinden yola çıkarak irdeliyor. Ayşegül Yüksel'in amacı önemli bulduğu –ki kuşkusuz öyle- yazarların incelediği oyunlarındaki biçim içerik ilişkisinde kullandıkları ustalığı irdelemek. Bu kitapta yer alan Sofokles 'in "Kral Oedipus" , Shakespeare'in "Hamlet" - " Romeo ve Juliet" , B.Brecht'in "Bay Puntila ve Uşağı Matti", Çehov'un "Martı" , Pinter'in "Git Gel Dolap" , İbsen'in "Hedda Gabler" J.P.Sartre'ın "Gizli Oturum" gibi yabancı yazarların oyunları yanında Vüs'at O.Bener'in "İpin Ucu" ve V.Öngören'in "Zengin Mutfağı" gibi kendi yazarlarımızdan örnekleri başlı başına bir ders değerinde. Örneğin yıllardır hayranlıkla ilgilendiğim, iyi anladığımı sandığım Çehov'un " Martı" sının, bu denli ayrıntıyla ayrıştırılmış bir değerlendirmesini okumak çok hoştu. Bir oyunu böylesine avucunun içine aldıktan sonra sahneye yönelen yönetmene, yaratıcılığın özgür arayışlarına doğru yola çıkarken sağlam bir temel sunuyor. Yeteneğe bilginin desteğini arayanlar için kuşkusuz büyük bir şans .

Yıllarca önce (1979'du sanırım) Ankara Devlet Tiyatrosu'ndaki ( yönetmen Christopher G.Sanford) sahnelenişi dışında Türkiye'de sahneye konulduğunu duymadığım J.Arden'in "Çavuş Musgrave'in Dansı" oyununun incelemesi hem bu oyunu anımsatması hem de günümüze hiç de uzak olmayan "savaşı" , savaş çıkarmak için icad edilen nedenleri ve "savaşan" insanları; Arden'in bu düşünceyi dile getirirken kullandığı Shakespeare ve Brecht tiyatrolarına ilişkin ipuçlarını açıklıyor.

Uzun Yolda Bir Mola isimli kitabında üzerinde durduğu gibi plansızca çoğalan tiyatro eğitimi veren okulların birçok eksikliği yanında, Türkçe başvuru ve ders kitabı olarak izlenecek kitapların da ne denli gerekli olduğu açık. Bu nedenle bu tür kitapların büyük bir değeri var, yazımı zor, alanı dar, satışı sınırlı ama olmazsa olmaz ölçüde gereksinilen kaynaklar. Ayşegül Yüksel'in "Üç Büyükler"imiz diye tanımladığı Sevda Şener, Metin And ve Özdemir Nutku'nun kitaplarının yanında sürekli çoğalarak yer alan kitapları nedeniyle, tiyatroyla uğraşan herkes kadar benim de teşekkürüm çok . Dilerim tiyatromuzun akademik kadroları, kendi dilimizde okuyup yararlanacağımız böylesi değerli nice kitaplarla kitaplıklarımızın ilgili bölümlerini zenginleştirsin .

Gülşen Karakadıoğlu

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim