http://www.aict-iatc.org/

DEVLET TİYATROLARI ‘İLK’LERE SOYUNUYOR

Devlet Tiyatroları'nın her yıl 1 Ekim'de perde açması uzun yılların geleneğidir. 2012-2013 tiyatro dönemi için 31 'yeni yapım' 11 ilde prova aşamasına girmiş bulunuyor. DT'nin gündemindeki yeni yapımların sayısı 60 dolayında. Geçen dönemden süren yapımlarla birlikte, sunulacak oyunların sayısı yine 100'e yaklaşıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları'nın son 6 aydır içine sokulduğu 'gerilim' nedeniyle, 'devletin topluma tiyatro yoluyla kültür hizmeti' verme zorunluluğu doğrultusundaki düşüncelerimizi yazılar boyunca sayıp dökmekteyiz.

Sanatta 'nitelik ölçütleri'nin, görsel-işitsel ve yazılı medya tarafından sunulan 'popüler kültür'ün etkisiyle, ülkemizde 'ortalama'nın da 'altına düştüğü'nü, oysa 'nitelikli tiyatro'nun vazgeçilmezinin 'nitelikli seyirci' olduğunu, nitelikli seyirci yetiştirme yolunda 'geniş halk kitlelerini kucaklayan bir tiyatro eylemi'nin, 'herkesin ödeyebileceği bilet ücretleri' karşılığında sunulmasının önkoşul olduğunu belirtmeyi önemli saymışız.

'Tiyatronun eleştirici/başkaldırıcı işlevi'ni, bu nedenle 'muhafazakar' bakış açısı ile 'tiyatroya özgü dinamikler'in örtüştürülemeyeceğini, tiyatro kurumlarının 'siyasal erk'ten bağımsız bir yapılanmayla 'özerk' kılınmasının bir gereksinim olduğunu, çünkü İBBŞT'nin ve Devlet Tiyatroları'nın, 'siyasal erk'in denetim girişimleri doğrultusunda zaman zaman 'kriz'e girdiğini, en önemlisi de seyircide ve tiyatroda özlenen 'niteliğin' ancak 'nitelikli demokrasi'lerde gerçekleşebileceğini vurgulamakta yarar görmüşüz.

İBBŞT, geçtiğimiz aylarda yapılan operasyonla yaralanmıştır. Devlet Tiyatroları bağlamında ise yaz boyunca basına yer yer yansıyan 'yasal düzenleme' çalışmalarının açıklığa kavuşması beklenmektedir. Kısacası, 'gerilim' yeni dönemin eşiğinde de sürmektedir.

DT, WEB sayfasında, geçen dönem(ler)den aktarılan verilerle, '21 il, 56 sahne, ayda 875 temsil', 'her yıl ortalama 6000 temsil', '300 yerleşim bölgesine 600 turne', '%90'ları aşan doluluk oranı ve yaklaşık 2 milyon seyirci' belirlemesiyle çıkış yapıyor. Kurum'un 'nicel' düzeyde toplumsal görevini taşıma gayreti içinde olduğunu gösteren etkileyici sayılar bunlar. '2 milyon seyirci' belirlemesi ise düşündürüyor. Demek ki, tiyatro serüveninde henüz yolun başındayız. Demek ki tiyatro desteklenmek zorunda...

Yaşananlar göz önüne alındığında, 2012-2013 dönemi için seçilen oyunlar, DT'nin kuruluş ilkelerinden sapma göstermediği için sevindirici sayılmalı. Çağdaş-klasik oyunlarımızdan bazıları Orhan Asena'dan 'Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe' ve 'Hürrem Sultan'; iki ay önce yitirdiğimiz Güngör Dilmen'den 'Bağdat Hatun' ve 'Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını'; Musahipzade Celal'den 'İstanbul Efendisi', Sadık Şendil'den 'Kanlı Nigar', Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere uyarlaması 'Meraki'. Bu oyunların tümü, ödenekli tiyatroların kadroları ve parasal olanaklarıyla gerçekleşebilecek, çok oyunculu, dekor-giysi açısından zengin, pahalı yapımlar gerektiriyor.

Batı tiyatrosundan klasik örnekler arasında ise 'Cyrano de Bergerac' (E. Rostand), 'Atinalı Timon'(Shakespeare), 'Nora'(İbsen), 'Yaşlı Kadının Ziyareti'( Dürrenmatt), 'Cesaret Ana ve Çocukları'(Brecht) gibi, usta işi sahnelemeler ve oyunculuk gerektiren parıltılı ama tuzaklı yapıtlar var.

DT'nin bu yılki temel yaklaşımında, 'İLK KEZ' belirlemesinin sloganlaştığı görülüyor. Adı geçirilen yapımların hepsi, sahnelendikleri ilde ya da DT'de ilk kez seyirci karşısına çıkıyor. Dahası, gündemde, ülkemizde ilk kez sahnelenecek, çoğunun adını ilk kez duyduğum, çeşitli ülkelerden (kimi yeni yazılmış), 'suratına tiyatro', 'kara gülmece' türlerini de içeren 12 çağdaş yapıt var.

En önemlisi ise, 2012-2013 tiyatro döneminde, yetişkinler ve çocuklar için yazılmış, 18 yeni yerli oyunun Dünya Prömiyeri'ni DT'de gerçekleştirme çabasıdır. Bu oyunlardan yarısının prova aşamasında olduğu anlaşılıyor. Bir ülkenin tiyatrosunun varlığını, niceliğini/niteliğini her şeyden çok yazarlarının ve onların yapıtlarının belirlediği düşünüldüğünde -yeni yazarların yapıtlarını sahnelemeyi ancak ödenekli tiyatroların göze alabildiği ekonomik koşullarda- DT görevi bir kez daha üstlenmiş görünüyor.

Yine de 2012-2013 döneminde DT'de başarının belirleyicisi, oyunların seyircinin düşüncesini ve duyarlığını besleyip zenginleştirme oranı, dahası, sahne olaylarında yansıyan 'nitelik düzeyi' olacaktır. Tiyatroyu tanımayan ya da tiyatroya küsmüş seyirciyle doğru yönde iletişim kurmanın yolu, çarpıcı metinlerin, üstünde titizlikle çalışılmış sahnelemeler, duyarlıklı, incelikli oyuncu yorumları, oyunla bütünleşebilen dekor-giysi, ışık, müzik çalışmalarıyla buluşması değil de nedir?

Verimli, coşkulu, huzurlu bir tiyatro dönemi dileğiyle...

Ayşegül Yüksel

(Cumhuriyet, 11 Eylül 2012)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim