http://www.aict-iatc.org/

“MERHAMET, HAVA GİBİ GEREKSİNİMİMİZDİR”İN ÖYKÜSÜ: “REİS BEY”

"Etmeyin Reis Bey! Siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz...

Siz merhametten, acıma duygusundan, yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerine göre haklısınız... Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için en büyük hakkı kaybediyorsunuz. Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden... Reis Bey! Mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim, Allah sizi de arındırsın..."

MERHAMETTEN YOKSUN BİR MAHKEME HÂKİMİ

Necip Fazıl Kısakürek'in (1904-1983) 1963 yılında ilk baskısı yapılan "Reis Bey" başlıklı tiyatro eserinde Mahkûm, Reis Bey'e 1Perde 3. Tablo'da (Büyük Doğu Yayınları-Şubat 2010 Baskısı, Sayfa 50) işte böyle bağırıyor. Evet... Necip Fazıl Kısakürek'in Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nda oynanmakta olan "Reis Bey"i, görevinde hiç taviz vermeyen, yasalara son derece bağlı ve kararlarında acımasız bir hâkimin öyküsü... İdama mahkûm ettirdiği gencin suçsuz olduğunu anlayınca bütün felsefelerinden ve tezlerinden vazgeçen ve hatta bir anlamda "u" dönüşü yapan Reis Bey'in öyküsünü anlatan oyunda Reis Bey, toplumdaki düzenin merhametten yoksun sert yasalarla sağlanacağına inanmaktadır. Masum olduğuna inandığı, cebinden esrar çıkan bir mahkûmu bile en ağır şekilde cezalandırır. Kararını da "bir kötülüğün bürünmesi ihtimali olan masumluk maskesini kullanılmaz hale getirmek için bin masum feda edilmelidir" tezine dayandırır. Astırdığı gencin masum olduğunu öğrendikten sonra vicdan azabı çeker ve gencin ruhu peşini bırakmaz. Her şeyi bir kenara bırakır, merhamet duygusunu yaymaya çalışır. Merhamet, ona göre eskiden "ağızların iğrenç sakızı" iken, artık hava gibi su gibi gereksinimiz olan iksir olur.

HEM ZEHİR HEM PANZEHİR

Kısakürek, siyasi görüşü bir tarafa, (yadsımam mümkün değil) hiç kuşku yok ki iyi bir şair ve kötü olmayan bir tiyatro yazarıydı. Neredeyse çelik kadar sert olan karakteristik bir yapıyı vicdan örsüyle döve döve, bir böceğin sırtı kadar yumuşak hale getirişini anlattığı "Reis Bey", kâh günümüzde o günlerin Yeşilçam Sineması örneği yoğun duygusallığıyla, kâh seyircinin içini ürperten, şimdilerde esamisi okunmayan sert aforizmalarıyla, bir bünyeye aşılanan/aşılanabilmesi olası, hem zehir hem de panzehir kıvamında bir eser.

İZLEYİCİNİN BİLİNÇ ALTINI HEDEF ALMAK

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu bu eseri seçerken ne düşünmüştür, neyi amaçlamıştır bilmem elbette olası değil, ama ekibin başarısını ve iyi niyetini yabana atmam da mümkün değil. Örneğin oyunu sahneye taşıyan Özer Tunca, seyircinin izlediği oyundan zevk almasını sağlamak için, taş kalpli bir kanun uygulayıcısını, "cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınılmamalıdır" diyen bir hâkimin öyküsünü seyircinin bilinç altını hedef alarak yorumlamış, bilincin işe karışmamasını ise "bilinçli" olarak engellemiş. Böylece tam bir illüzyon sağlamış. Eski de olsa Necip Fazıl Kısakürek'in kullandığı dilin özelliğini ve oyuncuların karakteri canlandırmalarının bir bütünlük içinde seyirciye sunulmasını da başarmış.

ZEYNEL IŞIK'IN IŞIK TASARIMI

Tayfun Çebi'nin dekor tasarımı kullanışlı. Hele bir de üst platformu bu kadar yüksek tutmasaymış! Çebi'nin dekor anlayışı, sadece olayın geçtiği mekânı yansıtmakla kalmamış, oyuncunun kabullendiği, kavrayabildiği, yabancılık çekmediği, hareketlerini kısıtlamadığı bir ortam yaratmış. Oktay Köseoğlu'nun müzik seçmeleri "matluba" fevkalade uygun... Zeynel Işık'ın ışık tasarımı, oyunun yönetmeni Özer Tunca tarafından belirlenmiş duygu yoğunluğu dozunu; atmosferi seyirciye ulaştıracak olgunlukta bir tasarım. Zeynel Işık, iletinin oluşması çalışmasında hiç kuşkum yok ki, oyunun sahneleniş tarzını da fevkalade dikkate almış. Oyunun giysi tasarımlarını yapan Funda Çebi, dönemin tavır ve görenekleri hakkında çok iyi bilgi toplamış, belli ki dramaturjik yapıyı da titizlikle irdelemiş. Ortaya, doğrusu birbirinden zevkli, oyuna ve oyuncuya uygun kostümler çıkmış.

YAN ROLLER

Katil'de Günay Y. Güney, Polis Şefi'nde Gürkan Sargın; Taşralı Müşterinin Kızı'nda Esra Yaşar, Köylü Müşterinin Kızı'nda Cansu Can, Gazete Satıcısı'nda Melih Kurtarıcı, Mahkeme Reisi'nde İlyas Avcı Yönetmen Özer Tunca'nın istediği disiplin içinde görevlerini yapmaktalar. Apartman Kapıcısı'nda Şahin Asa, Polisler'de Zafer Pamukoğulları, Sedat Tavşan, Bitirimler'de Fahrettin Beşik, Sevgin Mutlu, Coşkun Bostancı, Ramazan Göktürk, Jandarmalar'da Melih Kurtarıcı, Gürsel Korkmaz, Hâkimler'de Armağan Y. Bilgin, Canberk Çam can verdikler karakterlerin içsel, ruhsal imgelerini hakkıyla veriyorlar, karakterlere tutkular ürettiriyorlar. Kumarhane Garsonu'nda Uğur Serener, Dadı'da Ebru Ergüç, 1. Gardiyan'da Hakan Demir, 2. Gardiyan'da Fatih Ateş, Hapishane Müdürü'nde Kazım Güçlü, Savcı'da Aykan Yılmaz karakterinin tüm yaklaşımlarını bilmiş ve anlamışlar.

KARAKTERE BÜRÜNEMEMEK

Otel Kâtibi'nde M. Eren Topçak'a yazar (age: Sayfa 27) "Otel Katibi gişenin içinde, görünmeyen bir noktadaki radyonun düğmesini çevirir, sonra dirseklerini gişeye dayayarak Taşralı Müşteriyi süzmeye başlar" dediğine göre, ne mene iştir ki radyoya bakıyor anlamam mümkün olmadı. Mübaşir'de Çetin Cambaz, Bar Kızları'nda Didem Hun Liman ile Müge Açıkdüşünenler, Köylü Müşteri'de Bülent Uçar, Taşralı Müşteri'de Burhan Narınç, Yeldirmeli Kadın'da Nihal Türksever, Mahkûm'da Murat Liman içine girdikleri (ya da girmek zorunda oldukları) karakterlerin gelişimine, koşullarına, kendi bireysel özelliklerine bağlı olarak çeşitlemeler yapmıyorlar, ama kötü de değiller.

TÜRKSEVER GÖRGÜ'YÜ SEVDİM

Avukat'ta Nilgün Türksever Görgü kişisel özelliklerine bağlı olarak çeşitlemeler de yapıyor, çok da iyi ediyor. Bedeni ile kullandığı sözcükler arasında devamlılık sağlama başarısı ve bakışı ile anlama jestlerini birinden diğerine hissettirmeden geçirmesi özel olarak alkışa değer. Reis Bey'de E. Ertan Akman coşku paleti insanı resmedecek kadar zengin ve renkli bir oyuncu olarak dikkat çekerken, Reis Bey'in tutkularını değil, onun bileşimini oluşturan duygularını öne çıkartarak başarıya kavuşuyor.

Demode, eski meski...

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu "Reis Bey" ile de umut salgılamayı sürdürüyor.

Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim