http://www.aict-iatc.org/

MÜŞFİK KENTER BENİM KUŞAĞIMIN ‘İDOL’ÜDÜR

Elli üç yıldır izliyorum Müşfik Kenter'i. Benim kuşağımın 'idol'üdür. Dört kuşaktan milyonlarca hayran biriktirmiştir. 'Telefon rehberini okusa insanı etkiler' dedikleri sanatçıdır. 'İncelikli oyuncu' denince ilk akla gelendir. Artık bir 'söylence'dir...

Orhan Veli'yi Müşfik Kenter'den ilk kez otuz yıl önce dinledik sahnde. Murathan Mungan'ın –yaman bir görsel akış tasarlayarak- düzenlemiş olduğui tek kişilik 'Bir Garip Orhan Veli' gösterisi zamana yenilmeden sürdü gitti. Orhan Veli maratonuna başladığında. . ellisindeydi Müşfik. Artık sekseninde. Artık 'dinlediğimiz yalnız 'İstanbul' değil, yalnız 'Orhan Veli' değil, Müşfik Kenter'dir aynı zamanda. Oyun bir dinletiye dönüştürülmüştür artık. İlk yapımdan tam otuz yıl sonra Müşfik Kenter'i dinliyorum...

Sevgili Yıldız Kenter'le birlikte İstanbul'da 'özel tiyatro' yapmaya başladıkları 1959 yılında da 'usta' kıvamındaydı ikisi de. Karaca Tiyatro'daki ilk oyunlardan 'Çöl Faresi'nde, ancak yirmili yaşlarının sonuna gelmiş olan Müşfik, saçları aklaşmış 'olgun yakışıklı'yı canlandırıyordu. Ionesco'nun 'İskemleler'indeki 'çok yaşlı' adamı oynadığında da, otuzlarındaydı henüz..

Müşfik Kenter, 1970'lere dek, oyuncu kişi duyarlığını dünya tiyatro yazınının büyük erkek kahramanlarını canlandırma yolunda yoğunlaştırdı. İlk doruğa 1960'ta John Osborne'un 'Öfke'sinin ünlü Jimmy Porter karakteriyle ulaştı. Duygusal ve düşünsel açmazlarını sado/mazoşist bir yaklaşımla dışa vuran Jimmy'nin 'öfke'siyle öyle bütünleşmişti ki, sunduğu oyunculuk, oyunu neredeyse bir başyapıta dönüştürüyordu. Gerçek bir başyapıt olan iki kişilik 'Mikado'nun Çöpleri'nin yazarı Melih Cevdet Anday'ın, 'Erkek' adlı karakterini biçimlendirirken, Müşfik'in 'Öfke'deki yorumundan esinlendiğini düşünmüşümdür hep. Aynı yapıtın dünya prömiyerinin1960'larda Kent Oyuncuları tarafından, Müşfik ve Yıldız Kenter'in yorumlarıyla yapıldığı ve dillere destan bir çalışma olarak tiyatro tarihimize geçtiği de unutulmamalı. (1990'da, Anday'ın 75. doğum günü vesilesiyle yapılan etkinlikte, iki sanatçı, oyundan 20 dakikalık bir bölümü –yalnızca- 'okuyarak' sunmuş ve yorumlarıyla izleyenleri –onca yıl sonra- bir kez daha tam hedeften vurmuştu.)

Çehov, 'Martı' oyununun, geçmişi olmayan, şimdisiyle uyuşamayan ve geleceğe uzanamayan Konstantin Treplev'ini yaratırken, Müşfik düzeyinde 'derinlikli' bir oyuncu düşlemiş miydi? Shakespeare'in ünlü Hamlet karakterine trajik kahramanlar arasında 'özel' bir konum kazandıran 'incinebilirlik', en doğru boyutlarıyla Müşfik'in yorumunda yansımadı mı? Edward Albee'nin başyapıtı 'Kim Korkar Hain Kurttan'ın Türkiye prömiyerini taçlandıran da Yıldız-Müşfik Kenter'in -yaralı bir evliliği amansızca deştikleri- müthiş yorumları değil midir? Ankara devlet Konservatuvarı'nda'dramatik oyunculuk' eğitimi almış olan Müşfik'in, Brecht'in 'Üç Kuruşluk Opera'sında Sustalı Mack'i eleştirel bir uzaklıktan yorumlaması, şaşırtmamış mıydı 1960'ların 'epik tiyatro oyunculuğu' bilenlerini?

Müşfik Kenter 1980'lerden bu yana, tek kişilik oyunlarla yeni bir çıkış yaptı. Daha önce Aziz Nesin'in 'Çiçu'sunu yorumlamış olan sanatçı, tek kişilik sunumlarını, Amerikalı avukat Clarence Darrow'u canlandırdığı 'Savunma' ve ünlü Hollandalı ressamın portresini çizdiği 'Van Gogh' yanında, Talat Sait Halman'ın Shakespeare'den düzenlediği 'Kahramanlar ve Soytarılar', Oğuz Aral'dan 'Huysuz İhtiyar' çalışmalarıyla çoğaltıp, Atatürk'ün 'Nutuk' metnini de sahne yorumlarına katıyordu. 'Kuvayı Milliye'de, Nazım'ın şiirini, sanki o anda ozanın zihninden dökülüyormuşçasına dillendirişindeki ustalık özellikle vurgulanmalı. Oyunculuk gücünü zora koşmadan etkili olabilmenin Müşfik Kenter'e özgü bir erdem olduğu ise hiç unutulmamalı. Gizini kendisiyle birlikte sonsuzluğa taşıdığı, o çok özel, 'benzersiz duruş'uyla büyüledi Müşfik Kenter dört kuşaktan seyircisini....

Seksen yaşını aşmış bir Müşfik Kenter'imiz vardı düne kadar. Son günlerine yaklaştığını düşünemezdiniz. Sanki, yirmili yaşlarındayken saçlarını aklaştırıp oynadığı 'olgun yakışıklı'lardan biriymiş gibi dururdu karşınızda...

Müşfik Kenter tiyatromuza bir armağandı. Yerini kimse dolduramayacak...

Ablası ve oyun arkadaşı Yıldız Kenter'in, yaşam ve oyun arkadaşı Kadriye Kenter'in duygularını milyonların paylaşıyor olması 'teselli' yerine geçer mi, bilemem. Bildiğim, tiyatromuzdan Müşfik çapında birinin gelip geçtiğinin unutulmayacağı...

Ayşegül Yüksel

(14 Ağustos 2012 tarihli Cumhuriyet yazısından genişletilerek)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim