http://www.aict-iatc.org/

D- MARİN TURGUTREİS KLASİK MÜZİK FESTİVALİ’NDE ÜÇÜNCÜ AKŞAM

O bu derken, Bodrum'daki D-Marin Turgutreis 8. Uluslararası Klasik Müzik Festivali'nin ne yazık ki sadece son iki gününü yakalayabildim. Bu yılki "Donizetti Klasik Müzik Ödülleri"nde "Yılın En İyi Klasik Müzik Etkinliği" seçilen festivalin üçüncü gecesinin ilk bölümünde Rengim Gökmen yönetiminde Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası'nı dinledim. 8-17 yaş grubunda konservatuarda okuyan öğrenciler arasından seçilmiş yeteneklerden oluşan ve Doğuş Grubu'nun sanata ve sanatçıya destek programının yeni bir ayağını temsil eden bir orkestraydı ve dünyanın sayılı, Türkiye'nin ise tek çocuk senfoni topluluğuydu.

"1001 GECE MASALLARI"NDAN AYRIK RESİMLER

Rus müzisyen Nikolay Rimski-Korsakov (1844-1908)'un 1888 yılında bestelediği Op. 35 ünlü senfonik süiti "Şehrazat"ı çaldılar. Rengim Gökmen "1001 Gece Masalları"ndaki ayrık resimlerden biçim bulan eseri su gibi akıttı. Süitin, "Deniz ve Sinbad'ın Gemisi", "Prens Kalendar'ın Fantastik Öyküsü", "Genç Prens ve Genç Prenses", "Bağdat'ta Şenlik"teki öyküleri, bölümlerin girişleri ve prens ve prenses bölümünün "intermezzo"suyla mükemmelen birleştirdi. Rengin Gökmen Usta, bir spor takımının çalıştırıcısı gibiydi ve takımının nasıl oynayacağını önceden saptamış, oyuncular arasında uyumu daha "antrenmanlar" aşamasında sağlamıştı. Süitte belirli bir şiirsel fikre ya da kavrama bağlı leitmotif yoktu, leitmotifler saf müziksel fikir ya da senfonik motifler halindeydi. İşte o motifler birbirini izledi, birbirinin içine kenetlendi, dört bölümün içinde birbirlerine ilmiklendi. Orkestra farklı güçleri, ruh hallerini pek güzel anlattı. Oryantal karakterli masalı, kaleydoskopik, çokgen görüntüler halinde gözlerimizin önüne başarıyla canlandırttı, 1. Keman'ın mükemmel keman sololarıyla düş gücümüzü ateşledi, zenginleştirdi.

JOSÉ MARIA GALLARDO DEL REY

Yücel Canyaran'ın sanat yönetmenliğinde Türkiye'den, İspanya'dan, Rusya'dan, Almanya'dan, Azerbaycan'dan 300 civarında sanatçı ve dünyaca tanınmış solistlerin dinlendiği festivalin üçüncü akşamının ikinci bölümünde, Flamenko gitar denildiğinde tekniğiyle ünlenmiş José Maria Gallardo Del Rey'i dinledik. Program tanıtımlarında "efsane" olarak tanımlandığından doğrusu hayli merak içindeydim. José Maria Gallardo Del Rey, gene Rengim Gökmen yönetiminde sahnede yerini alan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası eşliğinde Joaquín Rodrigo (1901-1999)'nun Gitar Konçertosu "Aranjuez"i çaldı. Konçertoyu Paco de Lucia tekniğinden dinlemiş olan bendeniz, bu kere de José Maria Gallardo Del Rey'in "rasgueado"larına hayran kaldım.

RASGUEADO DENİLEN DE NE Kİ

"Rasgueado dediğin de nedir ki" diyecek olursanız, Flamenko gitarda kendini gösteren bir teknik diye yanıtlarım. Tanık olmuşsunuzdur mutlaka, gitarist sağ el parmaklarını yumruk yapar gibi kıvırır, sonra ritmik bir şekilde serçe parmağından başlayarak parmaklarını sırayla tellere vurur ya, o işte! José Maria Gallardo Del Rey Aranjuez'i gerçekten mükemmel yorumladı. "Lorca Suit"te ve kendi bestesi "Rosales"te de "golpe" denilen, yani yüzük parmağının tırnağı ile yapılan hafif vuruşları bir başka güzellikteydi ve Isaac Albéniz(1860-1909)'in "Sevillanas"ında "faseta" olarak tanımlanan melodik çeşitlemeleri gerçekten "şanına" yakışır nitelikteydi.

ANTONIO MARQUEZ'İN "SHOW"U

Sonra sahneye "En Değerli Dansçı" ödülünün sahibi olduğu ifade edilen 49 yaşındaki Antonio Marquez geldi. Flamenko dansçısının yaşı olmaz dedirtircesine sıradan bir koreografi ile ağır "show" yaparak dans etti, dansı kadar giysisi de incelikliydi. Gerek Manuel de Falla (1876-1946)'nın "Danza del Molinero"sunda gerekse Pablo Sarasate (1844-1908)'nin "Zapateado"sunda İspanyol insanının hırsını, şefkatini, özgürlük ruhunu ve isyanını sahneledi; acılar, mutsuzluklar sahneye indi. Flamenko'nun özü olan şarkı neden yoktu, gitar ve dans neden bir şarkıcıya eşlik etmedi diye sordum soruşturdum, doğrusu merakımı kimse gideremedi.

Bodrum'daki D-Marin Turgutreis 8. Uluslararası Klasik Müzik Festivali'ndeki ilk gecemde organizasyonun mükemmelliği dikkatimi çekti, dolayısıyla kimlerin emeği varsa doğrusu benden kocaman bir "aferin" hak etti.

Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim