http://www.aict-iatc.org/

DEUTSCHES SYMPHONİE ORCHESTER’İ VE HÜSEYİN SERMET’İ DİNLEDİK

Tam 65 yıldır Almanya'nın en önemli orkestraları arasında adı anılan Deutsches Symphonie Orchester Berlin'i, Şef Sir Roger Norrington yönetiminde 40. İstanbul Müzik Festivali kapsamında dinledik.

Orkestra önce, Felix Mendelssohn-Bartholdy (1809-1847)'nin Ruy Blas Uvertürü'nü çaldı. Eserin ağır ve görkemli girişi, yaylıların dramatik temayı uyum içinde sunuşu muhteşemdi. Sonra Ravel (1875-1937)'in, I. Dünya Savaşı'nda sağ kolunu yitirmesine karşın her ne koşulda olursa olsun "umudunu asla yitirmeyen" Avusturyalı piyanist Paul Wittgenstein için yazdığı "Sol El İçin Piyano Konçertosu"nda, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü Piyanist-Besteci Hüseyin Sermet'e eşlik etti. Beethoven'ın, kahramanlığı, zaferi, ama savaş sonrası trajedisini de dile getiren 3. Senfoni'si "Eroica"sıyla bütün alkışları aldı kabul etti, dinletiyi bitirdi.

RAVEL'İN SAVAŞIN YIKICILIĞINA KARŞI TEPKİSİ

Ravel'in Re Majör Piyano Konçertosu'nu Hüseyin Sermet'ten 14 yıl önce, 26. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında Paris Orkestrası eşliğinde de dinlemiştim, ama ne yalan söyleyeyim bu kere farklı tatlar aldığımı kendi kendime itiraf ettim. Tüyümü tüsümü havalandıran kadanstan, inanılmaz farklı tınıların, melodilerin bir arada kullanılışından ciddi anlamda etkilendim. Piyano literatürünün en "çalınamayacak" eserlerinden olduğu bilinen, teknik güçlüklerle bezeli konçertoda, piyanonun ağırlıklı olarak kullandığı karanlık ve pes seslerde Ravel'in savaşın yıkıcılığına karşı tepkisini sezdim.

NORRİNGTON'UN SİNDİRE SİNDİRE GELİŞTİRDİĞİ BİR YÖNETİM YÖNTEMİ

"Eroica" ise orkestranın Allegro con brio'da temaya coşkulu yaklaşımıyla başladı. Şef Sir Roger Norrington, Beethoven'in eseri yazarken belleğinden geçenleri duyumsatmak istercesine sindire sindire geliştirdiği bir yönetim yöntemini yeğlemişti. Birinci bölümün ortalarına yaklaşırken, orkestrada genel anlamda duygu yoğunluğu, ardından sakinlik hissedildi. Arka plandaki yaylılar pizzicato yaparken, üflemelilerin ve kemanların girdiği motif, eseri bilenlerin yüreğine iyiden iyiye sindi.

GİZEMLİ EZGİLERDE SANKİ HEKTOR'A AĞITLAR YAKILMAYA BAŞLANDI.

"Marcia funebre. Adagio assai" bölümü, adı üstünde bir cenaze marşıydı ve ünlü Besteci Mendelssohn'un cenaze töreninde de icra edildiği bilinmekteydi.

Hızlı ve hayli ritmik "Scherzo. Allegro vivace", içimdeki kötümser duyguları sildi attı. Hani yani o an, Recep Tayyip Erdoğan'ı bile sevebilirdim ya da bana öyle geldi! "Finale. Allegro molto"da eser özetlendi, zafer havası kulaklarımda çerçevelendi. Orkestra fortissimo'ya yükseldiğinde pastoral havada bir halk dansına benzeyen gizemli ezgilerde, Hector Berlioz (1803-1869)'un bölümü neden Homeros'un İlyada'sındaki savaşçıların, liderlerinin mezarı başında yaptıkları cenaze törenine benzettiğini düşündüm. Geceydi ve Kral Priamos sanki Tanrı Hermes'in önderliğinde Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına geldi. Konuştular. Akhilleus yumuşadı, Hektor'un ölüsünü babasına verdi. Priamos cenazeyi aldı, Troya'ya geri döndü. Hektor'a ağıtlar yakılmaya başlandı.

"Sonra Yaşlı Priamos seslendi adamlarına: / 'Haydi Troyalılar, şimdi odun getirin kente, / korkmayın pusu kurar diye Argoslular; / Akhilleus kara gemilerden buraya gönderirken beni, / on ikinci şafak sökmeden size bir şey yapmam, dedi'" // "Yaşlı Priamos böyle konuştu. / Onlar da öküzleri, katırları koştular arabalara; / az sonra da toplandılar kentin önünde. / Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. / Ölümlülere parlayan şafak sökünce onuncu günü, / gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, / koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. / Gül parmaklı şafak sabah erken parlayınca, / ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. / Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, / parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, / söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, / sonra topladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, / hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. / Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, / erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. / Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, / ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. / Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, / gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, / mezar bitmeden Akhalar saldırmasın diye. / Bir mezar tümseği olunca toprak, kabara kabara, / gerisin geri döndü hepsi kente, / toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni / Zeus oğlu Priamos'un sarayında. // İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni (*)."

Varyasyon bir fügle gelişti; giderek kısa, hızlı, güçlü, parlak finale erişti.

Orkestra eserin zirvesindeyken duyumsadım:

İçimde beslediğim ve pek sevdiğim yaşlı kahraman, giderek erimekteydi.

(*) "İlyada"-Homeros/ Kitaplığımdaki baskısı Azra Erhat-A. Kadir çevirisi-Can Yayınları 1984/ Sayfa 534-535)

Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim