http://www.aict-iatc.org/

HÜCRELERE SIKIŞMIŞ MONOLOGLAR

18. İstanbul Tiyatro Festivali'nin en göz alıcı yapımları arasında, Şahika Tekand'ın İBBŞT oyuncularıyla birlikte kotardığı ve ilk kez Festival'de sunulan Beckett'in 'Oyun' ('Play') adlı yapıtı yer alıyor.

Beckett'in 1961-1963 yılları arasında yazdığı 'Oyun'da, karı-koca-sevgili üçgeninin sonsuza dek takılıp kaldığı 'an'ların anlatımı dile gelir. Beckett, karakteri parçalamış, bilinci bedenden soyutlamış, oyuncuyu, klişeleştirilmiş 'ses' kullanımlarıyla sınırlamıştır. Bu oyunda sahne ışığı 'yönetmen' işlevini yüklenmektedir. Işık, hangi oyun kişisi üstünde odaklanırsa, o kişi konuşur. Işık söndüğü zaman ise, kişi karanlığın içinde yitip yok olur. Sonsuza dek aynı konumda tutsak edilmiş olan üçlünün, zaman zaman, daha önce söylenmiş ya da daha sonra söylenecek sözleri bir ağızdan yinelemeleriyle 'söz'e müzik devinimi kazandırılmıştır.

1990'da kendi tiyatro topluluğu Studio Oyuncuları'nı kuran Şahika Tekand'ın, 2000'li yıllara dek Beckett oyunlarıyla haşır neşir olduğunu biliyoruz. Beckett'in 'Oyun' adlı yapıtı da, sanat yaşamının olgunluk dönemindeki Şahika Tekand'ın yıllardır geliştirmekte olduğu sahneleme ve oyunculuk anlayışıyla şaşırtıcı biçimde örtüşen özellikler taşıyor.

Bu özelliklerin Şahika Tekand'ın 2000'li yıllarda kendi yazdığı ve sahnelediği yedi oyunla ülkemizdeki 'yazar tiyatrosu' (sanatçının kendi topluluğu için yazdığı oyunlarla beslenen tiyatro) oluşumuna katkıda bulunduğu aşamada olgunlaştığı görülüyor. Öne çıkan çalışmalardan biri olan 'Oidipus Nerede?'(2002) Kral Oidipus öyküsünün ilginç bir yorumudur. Yurt içi ve yurtdışı festivallerde sunulan oyun, sahnede bir 'kare bulmaca' görselliği taşır. İçinde ışık yandığı zamanlarda oyun alanına dönüşen –yan yana ve üst üste yerleştirilmiş- 'küp'/ 'kutu' uzamlarda yer alan, sahnelemeye 'ışık yönetimi'nin egemen olduğu bu çalışmada, yalnız kendi bulmacasını çözen Oidipus'un öyküsü değil, aynı zamanda yaşam denen bulmacayı çözme yolunda sorulan sorular da irdelenir. Sahne ve ışık tasarımı, oyunun dinamiğini görsel düzlemde belirleyen dramatik öğelere dönüştürülmüştür. Koronun -'söz'e dayalı olmasına karşın- müziği andıran 'sessel' iniş çıkışlarla tonlanması, bu sessel devinimin solist oyuncuların yorumuyla bütünleşmesi, bir konçerto icrası sırasındaki solist-orkestra ilişkisini çağrıştırır.

Şahika Tekand, Beckett'in 'Oyun'unu sahnelerken de, benzer bir işlem gerçekleştiriyor. Esat Tekand'ın aşağıdan yukarı 3, soldan sağa 5 sıraya yerleştirdiği 15 küp/kutu içinde sıkıştırılmış karı-koca-sevgili üçlüsünün çoğaltılmasıyla, görsel düzeyde çoğullaşan ve genelleşen bir 'tutsaklık durumu' vurgulanıyor. Şahika Tekand'ın ışık tasarımı doğrultusunda, önce karanlığın içselleştirildiği, sonra kafanın (bilinç) ya da bedenin parçalarının yavaş yavaş karanlığı deldiği aşamadan, kişilerin kutular içindeki tek tek görünümlerine ve sonra da 15 kutudaki 15 kişinin toplu görüntüsüne ulaşıldığında, çağdaş/uygar dediğimiz dünyada yer alan tüm tutsaklık durumlarına ilişkin çağrışım alanları yaratıyor. Işık yüzlerine vurdukça konuşan kişilerin çoğaltılmasıyla, çağrışım alanları işitsel düzeyde de çoğaltılmış oluyor. Belirli bir ilişki, konum, sorun, dava, düşünme biçimi ya da fiziksel ortam içinde sıkıştırılmış olma durumu ve bu –ses geçirmeyen- hücrelerde bitip tükenmezcesine süren, öznelliğini yitirmiş, kimsenin duymadığı monologlar, insanın, çaresizliği içinde çırpınışını anlatırken, bir yandan da, bireysel öykülerin, önünde sonunda, klişeleşip genelleştirilmeye yazgılı oluşunun altı çiziliyor.

Ne ki Şahika Tekand sahnelemesinin bir de 'oyun' (game) yanı var. Solo ya da koro düzlemindeki anlatımları, benzer ya da farklı tavır ve jestlerle eşleştirerek çeşitlendiren oyuncular, bedenlerini ve seslerini, kusursuz bir uyum anlayışı içinde performans bütünlüğüne ulaştırıyorlar.( Bu arada 'yönetmen, sahne direktiflerini de oyunun sözel bir parçası yapıyor.) Şahika Tekand, oyuncularının 'sahne olayı kotarma' edimlerini 'oyun oynama' edimiyle denkleştirerek tiyatro sporu ile tiyatro sanatının ortak çizgisini yakalıyor. 60 dakikalık bir görsel-işitsel şöleni gerçekleştiren ekibi, onun deyişiyle, 'kendilerini oyuna feda eden oyuncular' (Bkz. Yusuf Eradam, Thespis'in Delileri, s.260) nitelemesiyle selamlayalım. Bu arada, Işık Masası oyuncuları Selen Kartay ve Burçak Çöllü'nün de en az sahnede tek beden/tek ses olabilen 15 oyuncu denli ustalık sergilediği unutulmamalı.

Şahika Tekand imzalı İBBŞT yapımı 'Oyun'u gelecek tiyatro döneminde de izleme şansımız olmalı.

Ayşegül Yüksel

(Cumhuriyet, 5 Haziran 2012)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim