http://www.aict-iatc.org/

MUTFAKTA, FARKLI GEÇMİŞLERDEN GELEN ON BİR KADIN: “ANNELER”

Hollanda'nın Ro Theatre'ı ile Devlet Tiyatroları Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali sırasında tanıştım. "Anneler (Mothers) başlıklı bir gösteri ile gelmişlerdi. "Gösteri" diyorum, zira "Anneler", içinde oyun da olan bir tür gösteriydi. Gösteri, ilk algılamada yemek pişirme/hazırlama için hazırlanmış gibiydi, ama genel anlamda farklı kültürlerden gelen annelerin farklılıklarını değil, ortak noktalarına vurgu yapıyordu. Öğrendiğime göre "Anneler", Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı nedeniyle sahne sanatları programı "Dutch Delight"ın parçasını oluşturmuştu ve konusal anlamda evrensel bir kalıba oturtulmuştu. Kadro, aralarındaki İranlı Nastaran Razawi Khorasani dışında tamamen amatör oyunculardan oluşturulmuştu.

İşin esası, bu amatör oyuncular, kişisel ya da etnik kadın sorunları gibi görünen, aslında fevkalade evrensel konularda samimi monologlar yazmışlardı ve monologlarını Lidwien Van Kempen-John Thijssen ikilisinin tasarladığı, Antalya'da da Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin sahnesinde, perde arkasına kurulan dekor önünde söylediler. Söylerlerken kimi zaman dans ettiler, kimi zaman kendi kökenlerinden bir şarkıya ses verdiler. Genç kızlıktan kadınlığa geçme, göğüslerin büyümesi, ilk kez regl olma, adet gördüğünde pet kullanma, kıllanma, tüy sorunuyla uğraşma, bakire kalabilme, gebe kalma, anneliğe adım atma, doğum yapma, anneanne olma, ölüm, ağıt yakma, yas tutma, yakınlarını gömerken gömü kurallarına uyma gibi, hüzünlü ya da eğlenceli anılarını, mutfağın önünde tahta masaların etrafına oturtulmuş izleyiciler için seslendirdiler.

Oyunda rol alan Nijerya'dan İran'a, Surinam'dan Yeşil Burun Adaları'na kadar farklı geçmişe sahip on bir anne, bir yandan da hep bir elden yemek yaptılar. Sayıyla kabul edilen 120 izleyici sahnede yerlerini aldığında, içlerinden Dennis Mendez Contreras taze fasulyeleri ayıklamaya, Miguê Hamden iki büyük boy karpuzu kesmeye, Marianne Greweldinger mangoları ve elmaları dilimlemeye, Nastaran Razawi Khorasani salata yapraklarını doğramaya, Mahnaz Morrowatian sebzeleri tencerede haşlamaya, Eline Mohunlol-Jaharia bol baharatlı tavuk parçalarını pişirmeye başlamıştı bile. Katherine Yusefi, yasemin pirincinden yaptığı çilavı (İran pilavı) demlenmeye bıraktı. Rose Marie Trumpet, koca kalçalarını devire devire ve olağanüstü büyük göğüslerini hoplata hoplata monolog arasında başladığı dansını bir an olsun savsaklamadı. Ana Sanches, üzüm salkımlarını tepsiye titizlenerek sıraladı. Nicky Odumegwu monoluğunu bitirdi, gidip sağdaki kırmızı kanepeye yaslandı. Clara Sies-Frank, tezgâhın arkasında bir tur atarak son denetimlerini yaptı.

Derken, yemekler pişti, oyun bitti. Bu kere, oyuncular hep birlikte servise kalkıştı. Şarap ikramına dekor tasarımcılarından John Thijssen de destek verdi. Hep birlikte yenildi içildi, bu kere de topluca sonra dans faslına geçildi.

Seyircilerin farklı kültürlerdeki kadınların birbirleriyle paylaştıkları güler yüzlülüğe, enerjiye, samimiliğe ve espri anlayışına önce şaştığı, sonra alıştığı ve de en sonunda katıldığı gözlemlendi.

Clara Sies Frank ile Nicky Odumegwu beni öperek yolcu etti.

Nicky, izlediğim oyunu nasıl bulduğumu sorduğunda: "İçten oyunculuklarıyla ilginç bir olaydı" dedim. "O kadar mı" diye sorarak üzüldüğünü ifade etti.

Nicky'yi öperek teselli ettim!

Üstün Akmen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim