http://www.aict-iatc.org/

YASTIK-ADAM-LAŞMA

yastik-adam-afis2003'de yazdığı Yastık Adam oyunu, Ankara DT tarafından geçen yıldan bu yana sahnelenen İrlandalı çağdaş oyun yazarı Martin McDonagh'ın eserleri için "simgesellik ve kara mizah da içeren oyunları, John Millington Synge, Harold Pinter ve David Mamet'in oyunları ile İngiliz televizyon komedilerinin bir karışımıdır"deniyor (oyun kitapçığından). Korku ve şiddet öyküleri yazan bir öykü yazarının kentteki çocuk cinayetlerinin şüphelisi sıfatıyla sorgulanması üzerine olan Yastık Adam ise bir kara fantezi olarak nitelendirilmiş. Yazar Katurian'ı şüpheli durumuna getiren, henüz yayınlanmamış öykülerindeki şiddet, işkence, çocuk katli sahneleri ile cinayetlerin kurgusu arasındaki paralelliktir. Katil bu öyküleri realize etmiş gibidir.

Kara mizah ilk sahneden başlıyor: Sorgu altında olduğu gözündeki siyah banttan anlaşılan Katurian, sorgu odasında yalnız bırakıldığında, elleri bağlı olmadığı için göz bandını çıkarabilecekken, bunu yapmayıp sorgucularını uslu uslu beklemiş olmasını, yanlış bir şey yapmaktan çekindiğiyle açıklar. Mantığına akıl erdirilemeyen sisteme yanlış yapmaktan çekinmek... mâdem sorgu denen şey gözbağıyla özdeş ve değil mi ki yanlış yapmak cezayı, yani kötü muameleyi getirecektir... o halde...

yastik-adam1

Kaçımızın hangi korku ne tür itaatle neden uslu durup hangi gözbağımızı niçin çözemeden yaşayıp gittiğimizi düşündürmesiyle başlayan oyun, makbul yurttaşlığın da yeterli olmadığını gösterir. Sorgu, eziyet ve işkenceyle devam edecektir. Aşağılanmaya ve şiddete maruz kalan şüphelinin "bunu neden yapıyorsun, bana bunu nasıl yaparsın" gibi replikleri yoktur. Sorgulanmanın şiddete, hatta işkenceye maruz kalmakla özdeş olduğuna dair -meşruiyeti olmayan- peşin kabulün de bir gözbağı olduğunun dramatik metne yansımasıdır bu.

Öykü içinde öykülerden biri olan "Küçük İsa"da, çarmıha gerdikleri kız çocuğunu öylece terk eden, o gece güzel programların tümü bitene kadar televizyon seyrettikten sonra kurbanlarına ancak şöyle bir bakan sadist çiftin durumunda, başkalarının başına gelen şiddete yabancılaşmış modern insana gönderme var. TV ile yaygınlaştırılan kanaatlerle yönetilen halkların yüzüne tutulan bir ayna. Geceleri arka arkaya devirdiğimiz seyirlik'lerin sarhoşluğu içinde yumuşak yastıklarımıza yollanırken, dünyanın sayısız köşesi sayısız zulüm, işkence, ölüm görmüştür prime time'da. Aynı zaman diliminde kendini ekranın mıknatısından kurtarıp geceleri tiyatro seyretmeyi seçenler, tatlı uykulardan bir gecede uyanmasa da Hamlet'inkiler "ya gerçek buysa" dedirten rüyalar görüyor olabilirler bu gibi kanırtıcı oyunlarda.

Yastık Adam'daki kısa öykülerin, olay dizilerindeki neden-sonuç ilişkilerini aşan anlatılma sebepleri var ama içerdikleri şiddet öyle dehşet veriyor ki üst anlamlara ulaşamadan kaskatı kesilmemek imkânsız. Bu öyküler, büyük bir cümle olan oyunun konu-nesneleri ama şiddeti iliklerimizde hissettiğimiz ölçüde oyunu da sapkınlıklar risalesi olarak okumaya meylediyoruz. Ancak ilk şoku atlattıktan sonra geliyor "şiddetin mazereti ?" izleği, ikinci anlatı düzlemi olarak. Hepsi şiddet uygulayıcısı olan oyun kişilerinin şiddete maruz kalma hikâyeleri taşıyıp getirmiş olmaları eylemlerine açıklama gibi dururken, acaba diyoruz, her şiddete maruz kalan böyle yapsa ne olurdu. Oyunun çevirmeni Yusuf Eradam'ın Yastık Adam'ı nefret suçlarına gönderme yapan geniş bir yorumla okuduğu nokta, bu.

Şiddet şiddeti doğurur ama her zaman değil. Şiddet uygulayanların yüksek olasılıkla şiddet mağduru olduğunu bilmekle birlikte, işkenceye varan acılar yaşatılmış insanların hepsinin suç failine dönüşmeyebildiğini de biliyoruz. Seyrederken kasılıp kaldığımız şiddet filmleri üreten Avusturyalı yönetmen Michael Haneke de bir röportajında şiddetin psikolojik sebeplerle açıklanmasına inanmadığını söyler ve "psychological shit!" der. Nedensellik ağı ve çıkarımlarla çalışan beynimiz o noktada şiddeti açıklamada yetersiz kalır. Haneke'nin nedensiz şiddetinden; kısasa kısas düzleminde örgütlü nefret suçlarına uzanan skalada, Yastık Adam oyunu nefret suçları alegorisinden çok "bireysel şiddetlenme" algısına yakın duruyor. Oyunun yönetmeni İlham Yazar'a göre ise Yastık Adam, "birçok yan temayla birlikte temel olarak yazının, edebiyatın, sanatın kalıcılığından ve gücünden" bahsediyor (oyun broşüründen). Bir yapıtın farklı algı seçicilikleri olan okurlarca farklı odaklarda okunması olağan olsa da Yastık Adam rejisinin hangi eksene oturduğunun açıklık kazanmadığını söylemek mümkün.

yastik-adam2Oyunun imgelem ötesi şiddetini ayırıp unuttuktan sonra, yastık adam'ı soyutlayarak alt anlamlara taşıdıkça yastık adamlaşma durumunu çoğaltan ve anonimleştiren bir derinliği var oyunun. Örneğin "Siz neye yastıkadamsınız?" diye sorulabilir artık.

Bir adım daha gittiğimizde, kendi kendinin yastık adamı olan'a ulaşırız ki, oyun afişi anlam katmanının uzandığı bu son noktaya işaret etmekle iyi bir tamamlayıcı oluyor.
Oyun ekibine emekleri için teşekkürlerle.

Yastık Adam

2 perde

Yazan: Martin McDonagh

Çeviren: Yusuf Eradam

Yöneten: İlham Yazar

Ankara DT'deki ilk temsili:

2 Şubat 2011

Oyuncular:

Ariel: Tolga Tekin

Tupolski: Mesut Turan

Katurian: Murat Çidamlı

Michal: Buğra Koçtepe

Afiş tasarımı: Mesut Turan

Dekor Tasarımı: Zeki Sarayoğlu

Giysi Tasarımı: Funda Çebi

Işık Tasarımı: Zeynel Işık

Asistan: Büşra İlkay Tiryaki


Pınar Şenel

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim