http://www.aict-iatc.org/

KOMEDİYİ ÇEKİP UZATMAK

Oyunculuk 'güldürme çabası'na yenik düşmemeli.

Tiyatro geleneğine bakıldığında, oyunculuk ediminin, dönemler ya da türler bağlamında, belirli kurallar içinde ve belirli fiziksel koşullar bağlamında gerçekleştiği görülür. Shakespeare oyunculuğu, Moliere oyunculuğu, ortaoyunu oyunculuğu, tuluat oyunculuğu gibi uzmanlık alanlarına yerleşmiş sanatçıların bir bölümü, yeteneklerini benimsedikleri doğrultuda bileyerek, yıldızlığa koşarlar.

Yıldızlaşmış güldürü oyuncuları seyircinin de nabzını avuçlarında tutarlar. Giyindikleri rolleri 'karizmayı çizdirmeden' alabildiğine çekip uzatabilirler. Abartıyı oyunculuklarına öyle yakıştırırlar ki, gün gelir birer 'marka'ya dönüşürler. Ve tiyatro tarihine geçerler. İşte İsmail Dümbüllü, işte Muammer Karaca, işte Gazanfer Özcan...

Commedia dell'Arte'den bugüne

Dario Fo-Franca Rame ikilisinin yazıp oynadıkları, güldürü dozu yoğun metinlerde, iki sanatçı, doğaçlamayı da kucaklayarak, oyuncu kişi karizmalarının –commedia dell'Arte geleneğine şapka çıkartan- abartılarla cilveleşmesine izin verirler. Ne ki, sahne olayını oluşturan ezgiyi (melodi) ve uyumu (armoni) zedeleme yanlışına düşmeksizin yaparlar bunu.

Eskişehir B.B.Ş.T. yapımı olarak sunulan Fo-Rame ürünü iki kişilik 'Açık Aile' oyununun getirdiği düş kırıklığının nedeni işte bu noktada yoğunlaşıyor. Oyunu yıllar önce Bursa Oda Tiyatrosu'nda bir akşamüstü seansında tek bölüm olarak izledikten sonra otobüse binip Ankara'ya döndüğümü anımsıyorum. Eskişehir yapımında ise oyun nedense iki bölüme ayrılmış ve sahne olayı bütün geceye yayılmış. Yönetmen H. Tolga Tümer'in söz komiği denli hareket komiğine de ağırlık verdiği oyunda 'açık biçim' tiyatronun olanakları kullanılarak, seyirciyle iç içe bir konumda gelişen bir sahne olayı amaçlanmış.

İyi, güzel de, 'açık biçim'i belirginleştirme uğruna çekilip uzatılan oyunun içini dolduracak yeterli malzeme yok metinde. Evlilikte erkeğe de kadına da eşit düzeyde özgürlük tanıyan 'cinsel devrim' anlayışını kara güldürünün süzgecinden geçiren oyunun 'düşündürücü özelliği', bu nedenle sahne olayının 'güldürücü özelliği'ni kanırtan gürültü patırtı içinde güç yitiriyor. Çapkın kocası karşısındaki acıklı konumunu değiştirmek için –istemese de- evi dışında aşk aramaya başlayan Antonia'nın hüzünlü-gülünç öyküsü yavanlaşıyor. Oyuncuların albenisi de bu süreç içinde gitgide yitiyor. Çünkü, çok sıkı çalıştıkları belli olsa da, genç sanatçılar Özlem Boyacı ve Korel Cezayirli, iyice çoğaltılmış 'komiklik' noktalarını gerçekleştirmek için, oyunun ilk yarım saatinden sonra seyirciye bıkkınlık vermeye başlayan, abartılı mimik, jest, hareket ve sessel kullanımları yineliyor. Tiyatro olayını 'yavanlaşma' sınırına getiren bir sahneleme ve oyunculuk yaklaşımı...

Ray Cooney'i yavanlaştırmak

Ankara DT'de Ali Hürol'un rejisiyle sahnelenen 'Haydi Karına Koş' da 'Açık Aile' ile aynı yazgıyı paylaşıyor. İki baş oyun kişisi, (birbirinden haberi olmayan iki karısı arasında koşuşturup duran) taksi şöförü John Smith (Cüneyt Mete) ve (John Smith'in içinde bulunduğu zorluktan kurtulmasına yardım etmek durumunda kalan) komşusu Stanley Gardner (Ünsal Çoşar), iki eş Şirin Giobbi ve Pelin Dikmenoğlu ve bir başka komşu Bobby Franklin (Mert Hürol), çok hızlı bir tempo içinde devinseler de, oyunun enerjisi kısa sürede tükeniyor. Çünkü oyuncular komiklik gösterisine yönelik, oyunu yayıp uzatan 'gürültülü' ve yorucu' birer tipleme çizmişler kendilerine. Tıpkı 'Açık Aile'de olduğu gibi, seyirci bir süre sonra, yinelene yinelene çekiciliğini yitiren görsel ve işitsel komiklikleri, biraz da bunalarak izliyor.

Oysa, çağdaş 'İngiliz farsı'nın yaşayan en büyük 'kalem işçisi' Ray Cooney'nin sahne metinleri, eğlendiriciliğini 'serinkanlı sunum'undan alan 'söz' ve 'hareket' güldürüsüyle oluşur. Oyuncunun kendisi değil, yaptığı şeyler komiktir. Oyunların iç gerilimi, kişilerin 'zor durum'dan sıyrılmak için son saniyede uydurdukları yalanların ayaklarına dolanmasıyla ve yeni yalanlara başvurulmasıyla, sonuçta da içinden çıkılmaz noktaya varılmasıyla oluşur. Oyuncular, hızlı bir sahne trafiği içinde, seyircinin gözünü ve kulağını tırmalamayan, abartıdan güldürü çıkarmaya yeltenmeyen jest, mimik ve hareketlerle, 'söz'ü ön düzeyde tutarak -bağırıp çağırmadan- taşırlar oyunu. Cooney oyunlarının ülkemizdeki 'sahneleme' ustası Haldun Dormen'dir. Bu türün baş oyuncuları da yine Dormen ve Metin Serezli'dir. Yirmi beş yıl önce Dormen Tiyatrosu'nca 'Hangisi Karısı' başlığıyla sunulan bu oyunun tadı, izlemiş olanların buğün de damağındadır.

Ankara DT yapımında ise, yalnızca iki yan roldeki iki kıdemli sanatçı, Savaş Tamer ve Şahap Sayılgan bir oranda yakalıyor bu tadı. Kompozisyon oyunculuğunu doğal bir duruşla sergileyebildikleri için...

Ayşegül Yüksel

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim