http://www.aict-iatc.org/

Kara Ada’nın Şiiri

Şehir Tiyatroları sezon sonunda bir büyük ustayı ustaca yorumluyor.

ATEŞLİ SABIR- Yazan: Çeviren: Aziz Çalışlar, Yöneten: Ragıp Yavuz, Sahne tasarımı: Barış Dinçel, Kostüm tasarımı: Canan Göknil, Işık tasarımı: Kemal Yiğitcan, Ses ve görsel efekt tasarımı: Ersin Aşar, Koreografi: Yasemin Gezgin, Oyuncular: Levend Öktem/ Mert Turak/ Ayşegül İşsever/ Derya Çetinel, İzdüşümler: Derya Keykubat/ Derya Yıldırım/ Cihan Kurtaran/ Hamit Erentürk, Sesler: Talha Kaya/ Engin Alkan/ Ragıp Yavuz.

1994 yılında beynimi, yüreğimi delip geçen, yıllardır her aklıma düştüğünde aynı acılı coşkuyla andığım bir film seyrettim: Il Postino, yani Postacı. Skármeta'nın Ateşli Sabır romanından yapılan sinema uyarlamasında, küçücük bir alanda yaşanan küçücük bir öykünün, evreni sarmalayan büyüklüğü unutulmazdı. Şehir Tiyatroları'nın hep doğruları seçmeye çalışmış sanatçısı Ragıp Yavuz, işte o öyküyü sahneye taşıyor ve seyirciyi yazarın kaleminden çıkan oyunla buluşturuyor.

Ateşli Sabır'ın yazılış öyküsü de ilginç. Büyük şair Neruda ile postacı Mario'nun dostlukları kurmaca değil, gerçeklere dayanıyor. Kara Ada'nın çakılları arasında sıradan bir ömür sürmek yerine Neruda'ya sorduğu sorularla yaşamı sorgulamayı seçen ve sonunda insanlık onuruna sahip bütün Şilililer gibi Pinochet döneminde hapsi boylayan Mario'nun karısı Beatriz, kocasının yargılandığı süreçte her duruşmaya gidiyor. O mahkemeler sırasında tanıştığı Antonio Skármeta'ya yaşadıklarını anlatıyor. Yazar bunu şöyle aktarıyor: "Santiago mahkemelerinde sürekli boy göstermek zorunda olan Beatriz Gonzales, çeşitli kez yediğimiz yemeklerde, kendisi için Mario'nun öyküsünü anlatmamı istemiş, 'ne kadar gecikeceğinin ya da gerçeğe uyup uymamasının önem taşımadığını' belirtmişti." Ateşli Sabır romanı işte o tomurcuğun yediveren gülü.

Oyun ve Oyuncular

Barış Dinçel'in yine yaratıcılığını döktürdüğü sahnenin çakıllarında Kara Ada'ya ve onun şiirselliğine ayak basıyoruz. Okyanusun engin mavi fonu önünde İzdüşümlerin koreografisi bize şiiri, aşkı, yürekliliği çağrıştırdığı gibi, sırasında kara ayak seslerini de duyuruyor.

Deneyimlerinin, tanıklıklarının hoşgörülü bir yalınlığa ulaştırdığı Neruda, Levend Öktem'in ekonomik oyunculuğuyla canlanıyor ve inandırıcı bir kişiliğe bürünüyor. Ragıp Yavuz'un, "Sanatçıyı, edebiyatçıyı, şairi büyük yapan yalnızca yetenek ve birikimi değil, aynı zamanda seçimleridir," dediği gibi seçimini yapmış, o seçimin bedelini de ödemiş bir Neruda konuşuyor Ökdem'in ağzından.

Hayatı kolay yanından yaşamayı seçmeyen Mario'da Mert Turak izleyiciyi bir anda avucuna alıvermenin yanı sıra, izleyicinin yüreğine akmayı da başarıyor. Turak, her yeni oyununda iyi oyuncu olma yolunda bilinçli adımlarla ilerlediğini burada da kanıtlıyor. Adalı bir toy âşığın, bilinçli bir insana dönüşümünü görüyoruz Mert'in oyunculuğunda.

Yaşadığı ya da tanık olduğu gönül yaralarının izleri üzerinden kızına kendince doğru yol çizmeye çabalayan anne Rosa Gonzales'i Ayşegül İşsever canlandırıyor. Güney Amerika kıtasını baştan sona dolaşsanız, acaba İşsever kadar Latin Amerikalı bir kadına rastlayabilir misiniz, gerçekten bilemiyorum. Ayşegül Rosa'yı Pasifik Okyanusu'nun sularıyla Akdeniz'in sularını başarıyla harmanlayarak kotarıyor.

Mario'nun şiir imgesi, büyük aşkı Beatriz'de Derya Çetinel, uğruna âşık olunmaya da, bilinçlenmeye de değer güzel kızı bütün sevimliliğiyle karşımıza getiriyor.

Canan Göknil'in kostümleri, bizi Latin atmosferine kolayca ısındırıyor. Özellikle de o güzelim gelinlik tasarımından söz etmeden geçemeyeceğim. Her oyun için önemli olan, ama bu oyunda özel önem taşıyan ışık tasarımındaki başarısı için Kemal Yiğitcan'ı kutlamak gerekir.

Ragıp Yavuz, bu oyunu sahnelemeyi seçerken de, oyun düzenini ve ekibini kurarken de belli ki çok düşünmüş, her şeyi inceden inceye irdelemiş, herkesin içine sinecek bir yapım olması için çok çalışmış ve bunu da hakkıyla gerçekleştirmiş. Ateşli Sabır, ayakta alkışı hak eden bir oyun olmuş.

Neruda'nın sorularından biriyle bitirmek istiyorum:

"Hangi dilde yağar yağmur acılı kentlerin üstüne?"

Seçkin Selvi

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim