http://www.aict-iatc.org/

Don Juan'lık Yargılanıyor

Oyun Atölyesi'nin yeni oyunu, cinselliğin doğasını ve insanın varoluşunu tartışıyor

DON JUAN'IN GECESİ- Yazan: Éric-Emmanuel Schmitt, Yöneten: Kemal Aydoğan, Çeviren: Şehsuvar Aktaş, Sahne tasarımı: Bengi Günay, Müzik: Tolga Çebi, Işık tasarımı: İrfan Varlı, Afiş resmi: Hale Işık, Oynayanlar: Haluk Bilginer/ Gülen Karaman, Güneş Berberoğlu/ Funda İlhan/ Ayşegül Ünsal/ Evrim Alasya/ Muharrem Özcan/ Umut Temizaş/ Seda Türkmen, Selin Yeninci.

Kent Oyuncuları'nın sahnelediği 'Helen/Helen' (Variations Enigmatiques) ile Oscar ve Pembe Meleği, Oyun Atölyesi'nde izlediğimiz Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler, Ankara Devlet Tiyatrosu'nda oynanan Ziyaretçi gibi oyunlarıyla Türkiye'deki tiyatro seyircilerinin yakından tanıdığı Fransız yazar Éric-Emmanuel Schmitt'in ilk oyunu Don Juan'ın Gecesi(La Nuit de Valognes) bu sezonun açılış oyunu olarak Oyun Atölyesi'nde başladı.

Yazar bu oyunla ilgili duygularını şöyle dile getiriyor: "İlk oyunum... İlk'lerin hep mucizevi bir yanı vardır. İlk, gerçekte kim olduğunuzu görmenizi sağlar. Paha biçilmez bir şey öğrenirsiniz. Kaderinize güvenmeye başlarsınız. İlk, çocukluğunuza veda etmektir. Yeni bir dönem başlar, önünüzde yeni bir hayat uzanır. O ilk, eğer başarılı olursa kaderinizin yolunu çizer. Ama ilk'le ilgili bir yanlış vardır. Çünkü insan ne derse desin, ilk hiçbir zaman ilk değildir. O ilk'ten önce hayal kırıklıkları, verimsiz çabalar, kısır tasarılar, ateşli umutlar, huzursuzluk, sabırsızlık, defalarca yinelenen hayal kırıklıkları ve tedirginlik vardır. 29 yaşında Don Juan'ın Gecesi'ni bir çırpıda yazmadan önce, pek çok sayfa doldurmuştum."

Yazarın söyledikleri gerçekleşti ve o ilk oyunun başarısı, onun oyun yazarlığı kaderinin yolunu çizdi. İlk'i izleyen oyunlar da başarısını pekiştirdi.

Bilinen efsanedeki Don Juan'ın bir asker kafasıyla kendini sadece bir fatih olarak gördüğünü, hazzın peşinden gidip arzuladığı kişiyi elde ettiği anda, yani fetih seferi zaferle sonuçlandığı anda hazzın da, söz konusu kişinin de hiçbir şey ifade etmediğini ve geriye bir hiçlik kaldığını düşünen Schmitt, onu farklı bir kişilik çerçevesinde irdelemeyi seçti. Yine efsanede Tanrı tarafından cezalandırılan Don Juan'ı bir çeşit çile çeken İsa, ama biraz da sapkın biri olarak ele aldı ve ona verilen cezayı, yıllardır kadınların içetekleri altında boşuna aradığı aşkı bir erkekte bulması biçiminde somutlaştırdı. Yazar, bazı psikologların hep daha çok kadın elde etmek gibi sürekli ve doyumsuz bir arzu olan "donjuanlığı" gizli bir eşcinselliğin belirtisi olarak yorumladıklarını belirtiyor, ama kendisi için en önemli şeyin cinsellik ile aşk arasındaki ayrımı vurgulamak olduğunu söylüyor.

Kadınlar hakkında da Don Juan'ın ağzından ironik bir ikilemi dile getiriyor: Kadınlar için gençliklerinde aşk vardır, 60'ından sonra da Tanrı.

Yargılama

Oyun, 18. Yüzyılda bir gece Normandiya kırsalında, pek sık gidilmeyen bir yazlık malikânede geçiyor. Don Juan'ın geçmişte sevgilisi ve kurbanı olmuş beş kadın, Don Juan'ı yargılamak ve ceza olarak da onu ağına son düşürdüğü genç kızla evlenmek zorunda bırakmak, aksi halde hapse göndermek üzere orada toplanıyorlar. İçlerinde bir düşes, bir kontes, bir yazar, bir rahibe ve sıradan bir ev kadını olması, Don Juan'ın sınıf ve konum farkı gözetmeksizin, belirli bir seçimi kollamaksızın karşısına çıkan her kadının peşinden koştuğunu vurguluyor. Seçim deyince, "cinsel seçilim kuramı" uyarınca, erkek hayvanların (insanların da) kendilerini dişiye beğendirmek için çok gözalıcı olmalarına örnek gösterilen tavuskuşunun da oyunda büyük bir simgesel ağırlık taşıdığını belirtmek gerek.

Kadınların beşi de ona ne kadar öfkeli olduklarını, hınç beslediklerini söylüyorlar, ne var ki her biri de o her çiçeğe konmuş erkeğin kendisini unutmamış olmasını, kendisinin o aranılan aşk olmasını hayal ediyor ve tabii ki hepsi de peş peşe hayal kırıklığına uğruyor.

Yazar, bu kadınları sadece unvanları ve dış görünüşleriyle tipleştirme yolunu seçerek, üç boyutlu karakterler haline getirmemiş. Bu da kurguda bir gevşekliğe, boşluğa neden oluyor. Yine de geldikleri nokta, Don Juan'ın onların hayatlarına şu ya da bu biçimde yön verdiğini gösteriyor. Don Juan'la macerasından sonra daha içe dönük yaşam seçen düşes, vaftiz annesi olduğu genç kızı Don Juan'la evlendirmeye çalışırken, sadece kızın adına leke gelmesini önlemeyi hedeflemiyor, kendi intikamını da kolluyor. Kontes ise o maceradan sonra şuhluğu seçmiş. Ama içlerinden biri manastıra kapanmış. Bir diğeri ise yaşayamadığı aşkı aşk romanları yazarak telafi etmeye çalışıyor. Madam Cassin ise büyük hırsları kovalamamış bir kadının yalınlığı ile başına geleni kabullenip sineye çekmiş.

Yönetmen Kemal Aydoğan'ın yalın yorumuyla aktarılan oyunda, Gülen Karaman, Güneş Berberoğlu, Ayşegül Ünsal ve Funda İlhan, bu kadınları metnin elverdiği ölçüde başarıyla oyunun dokusuna sindiriyorlar. Evlendirilmek isteyen, toy ve biraz da şaşkın Angelique'de Seda Türkmen, Şövalye Chiffreville'de Umut Temizaş, Sganarelle'de Muharrem Özcan, Marion da Selin Yeninci, oyunun fars yanını vurguluyorlar.

Oyunun eksen kişisi Don Juan'ı canlandıran Haluk Bilginer, kadınlarla olan diyaloglarında ve onlara karşı tavırlarında alttan alta alay ederken gözlerinde parlayan ironik ışık ile ondan kendisine düşündüğü gibi bakmasını isteyen şövalyeye bakışındaki sevecenlik arasındaki zıtlığı her zamanki ustalığıyla yansıtıyor.

Tolga Çebi'nin Mozart muzipliğindeki müziği, İrfan Varlı'nın ışık tasarımı, Bengi Günay'ın kostüm tasarımı (aynı şeyi dekor için söyleyemiyorum) oyunun yorumuna başarıyla katkıda bulunuyorlar.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim