http://www.aict-iatc.org/

Bir Buçuk Müzikal

SİDİKLİ KASABASI MÜZİKALİ- Yazan: Greg Kotis/ Mark Hollmann, Müzik: Mark Hollmann, Yöneten: Oğuz Utku Güneş, Koreografi: Nebi Birgi, Dekor: Şirin Dağtekin Yenen, Giysi: Mihriban Oran, Orkestra: Murat Kodallı/ Onur Avdan/ Ozan Özkök/ Mümtaz Solmaz/ Güneş Bulak/ Çağdaş Engin/ Yılmaz Tümözen/ Ahmet Sakkaf, Oyuncular: Doruk Şengün/ Berfu Aydoğan/ Barış Arman/ Nebi Birgi/ Ceren Gündoğdu/ Selmin Artemiz/ Efe Ünal/ Taner Tunçay/ Adnan Yiğit/ Aslı Zırhlı/ Didem Atasoy/ Sevil Tufan/ Derman Çinkılıç/ Güniz Bilge/ Ayşe Günyüz/ Alper Aksoy/ Beste Özgümüş/ Nazlı Uğurtaş/ Köksal Ünal/ Hilmi Duruoğlu.

Neden "Bir Buçuk"; çünkü Sidikli Kasabası'nın yarısında oyundan ayrıldım. Tamamını izlemediğim oyun için yazı yazmak âdetim değildir, ama bir dost uyarısında bulunmak adına bunu yazıyorum. Devlet Tiyatrosu her ne kadar sanata gönül veren gençleri desteklemek amacıyla onlara kucak açmışsa da, bu topluluk aslında MüzikalİST adındaki bir amatör müzikal tiyatro topluluğu. O yapısı nedeniyle de Şehir Tiyatroları'nın 27 yıldır düzenlediği Genç Günler Festivali'ne 2010 yılında bu yapıtla katıldı ve amatör bir topluluk olarak da beğeni topladı. Devlet Tiyatrosu'nun gençleri teşvik için böyle bir çalışmaya omuz vermesi başka bir şey, onu izleyiciye kendi bünyesi içinde sunması çok başka bir şey. Gerçi Genç Günler'e katılan birkaç oyun daha Şehir Tiyatroları'nın repertuarına alındı ve profesyonel konumda seyirci karşısına çıktı, ama o oyunlar (Hizmetçiler, Kafes, Leonce ile Lena, Bekleme Salonu, İnek, Yedi Tepeli Aşk, Ufak Bir Hata, Mutfak Söyleşileri, Kadınlar-Savaş-Komedi) zaten tiyatronun kadrolu ya da sözleşmeli genç sanatçıları tarafından, yani kurum bünyesinin içinden hazırlanmıştı ve profesyonel düzeydeydi. Oysa sanata gönül vermelerini alkışladığım bu gençler, alkış tutamayacağım alabildiğine amatör bir çalışmayla karşımıza çıkarıldı. Başrolü oynayan, sesiyle göz dolduracağı anlaşılan Nebi Birgi, oyunun koreografisini de yapmış. Genç sanatçının başka koreografi çalışmaları olduğu da özgeçmişinden anlaşılıyor. Ne var ki, Sidikli Kasabası'nın koreografisi 1950'lerdeki usta işi olmayan Hollywood müzikallerinin ilkelliğini aşamamış. Topluluğun bütün oyuncuları genç olduğu için, rollerde yaş sorunu da ortaya çıkmış. Örneğin Taner Tunçay (neden iki ayrı rolü üstlendiğini de anlamadım) dedeyi oynarken, artık okul müsamerelerinde bile kullanılmayan bir saç ve sakalla yaşlandırılmış. Öte yandan Küçük Sally'yi oynayan Berfu Aydoğan'ın da yaş olarak "küçük"lükle ilgisi yok. Bu değindiğim noktalar, bir amatör çalışmada göze batmaz, ama Devlet Tiyatrosu çatısı/şemsiyesi altında olunca, ister istemez başka beklentiler oluyor.

Eminim oyunun sonunda izleyiciler ayakta alkışlamışlardır; çünkü bu artık gelenekleşti. Oysa o seyircinin perde arasında ve oyun sonrasında (sadece bu oyundan söz etmiyorum, ayakta alkışlanan başka oyunlarda da) neler konuştuğuna tanığım. Zaten bu yazıyı da o nedenle, dediğim gibi bir dost uyarısı olarak yazıyorum. Sevgili gençler, lütfen alkışlar gözünüzü boyaması. İlerde mutlaka daha gelişmiş işler çıkaracağınıza inanıyorum.

KEŞANLI ALİ DESTANI- Yazan: Haldun Taner, Müzik: Yalçın Tura, Yöneten: Ahmet Mümtaz Taylan, Dekor: Barış Dinçel, Kostüm: Başak Özdoğan, Oyuncular: Emir Ünver/ Serda Kondeler Aktuna/ Mustafa Üstündağ/ Gizem Ertürk/ Şinasi Yurtsever/ Fuat Onan/ Ayhan Anıl/ Zafer Altun/ Songül Öden/ Selçuk Yerlikaya/ Ünal Hakverdi/Nurullah Kalkan/ Hüseyin İlker/ Batuhan Pamukçu/ Didem Polat - Nihan Ekitöz/ Sinem Erten - Merve Erdoğan/ Şenay Aksoy - Selin Altıntaş/ Yavuz Bingöl/ Burcu Görek - Derya Kahraman/Kayhan Yıldızoğlu/ Kerem Alışık/ Pelinsu Polat/ Ömer Yiğitoğlu/ Tuba Ünsal/ Utku Demirkaya/ Ece Duran/ Sevda Can/ Teoman Gelmez/ Ozan Çoban- Dilek Kuraloğlu/ Ege Cengiz/ Soncar Uçan/ Didem Erken/ Umut Can Yiğit/ Özlem Kolat/ Ferşad Panahi/ Dilara Elagöz.

Haldun Taner'in büyük yapıtı "Keşanlı Ali Destanı", ülkemizde epik-göstermeci biçemdeki ilk müzikli oyunlardan biri olmanın yanı sıra, oyunun ilk yapımını omuzlayan Gülriz Sururi-Engin Cezzar-Semiha Berksoy-Genco Erkal başta olmak üzere bütün ekibin başarılı çalışmasıyla tiyatro tarihimizde yerini aldı. Yurtiçindeki başarısını topluluğun yurtdışı gösterileri izledi. Öyle ki, oyunun adı oyuncuların adlarıyla özdeşleşti. Daha sonra çeşitli tiyatrolar oyunu sahnelediler, sinema filmi, birkaç bölümlük TV filmi yapıldı. Bu yıl da hem Sadri Alışık Tiyatrosu'nun yapımı olarak, hem TV dizisi olarak yeniden gündeme geldi.

Defalarca oynanmış, bildik oyunlara (örneğin Caligula, Misafir) yepyeni yorumlar getirmesiyle tanığımız Ahmet Mümtaz Taylan, bu oyunda da benzer bir yaklaşımı başarıyla uyguluyor. 1964'teki ilk kadro için yazılan oyun, dediğim gibi o oyuncularla özdeşleştiği için, Taylan, o yapımı bir kenara itmeden o ekibe bir tür saygı duruşunu gerçekleştiriyor oyun düzeninde. Oyun, yazıldığı yıllardaki varoşta değil, varoşun şehir merkezine oturduğu günümüzde geçiyor. Sahne bir bahçe sineması ve sinemada Gülriz Sururi-Engin Cezzar, Keşanlı'yı oynuyor. Ne var ki, film eski, makine dairesi donanımsız; film ikide bir kopuyor, kesiliyor, kararıyor. Seyirci giderek sabırsızlaşıyor ve filmi daha önce de defalarca izledikleri için bu kez kendileri oynamaya başlıyorlar. Çok zekice, çok saygılı, çok saygın bir yaklaşım.

Metinde ufak tefek değişiklikler ve eklemeler yapılabilirdi sanıyorum. Örneğin, mahalleli oyuna başlarken, "Bu makinistin becereceği yok, bari kendimiz oynayalım," gibi bir replikle oyunun özgün halini bilmeyen seyirciye de yorumu aydınlatabilirdi. Örneğin, olay günümüze getirildiğine göre, artık kimselerin hatırlamadığı Şah ve Süreyya yerine belki Carla Bruni-Sarkozy'ye ya da İngiltere sarayının yeni gelinine gönderme yapılabilirdi. Düğün sahnesinde gelinle damadın düğün pastası üzerindeki hareketli figürlere benzetilmesi çok hoş bir buluştu. Barış Dinçel'in sahne tasarımı, Başak Özdoğan'ın kostümleri çok iyiydi. Yine de gözüm Ali'nin gümüş kösteğini aradı doğrusu.

Zilha'da Songül Öden dizilerdeki performansından daha iyi bir çizgiyi yakalıyor. Yavuz Bingöl'ün Ali'ye pek oturduğunu söyleyemiyorum. Sarhoş Rasih ve Manyak Cafer'de Kerem Alışık başarılı bir oyunculuk sergiliyor. İzmarit'te Mustafa Üstündağ, Madam Olga'da Tuba Ünsal, İhya Onaran'da Kayhan Yıldızoğlu öne çıkan isimler. Diğer oyuncular tek tek olmasa da ekip olarak başarılı bir sonuca varıyorlar. Oyun belki biraz uzun, ama seyircinin beğeneceğinden kuşkum yok.

Demedi Demeyin

YANIK- Wajdi Mouawad'ın 1975-1991 arasında

Lübnan'ı cehenneme çeviren olaylarda yaşananları

ve insanların geleceklerindeki izdüşümünü çarpıcı

bir çağdaş Oedipus yaklaşımıyla kurguladığı oyunu,

özellikle birinci perdesiyle yılın en iyi çalışmalarından

birisi. Cem Emüler'in rejisi, Ali Cem Köroğlu'nun

dekoru, Koray Kahraman'ın müziği, Veda Yurtsever

İpek, Emel Göksu Keleş, Murat Karasu başta olmak

üzere tüm ekibin başarılı yorumlarıyla kaçırılmaması

gereken bir oyun.(Devlet Tiyatrosu-212. 292 39 00/142-111)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim