http://www.aict-iatc.org/

Hepimiz Ringdeyiz

DOT'un yeni oyunu parlayıp sönen umutları yansıtıyor

SÜPERNOVA, Yazan: Bryony Lavery, Yöneten: Murat Daltaban, Çeviri: Pınar Töre/ Tuğrul Tülek, Müzik: Uygur Yiğit, Dans eğitimi ve koreografi: Tan Temel/ Sernaz Demirel, Boks dersleri: Veysel Karani Demircioğlu, Dekor: Barış Dinçel, Kostüm: Umut Eker, Işık: Yüksel Aymaz, Oyuncular: Cemil Büyükdöğerli/ Hakan Kurtaş/ Berrak Kuş/ Ünal Silver/ Pınar Töre/ Tuğrul Tülek/ Emre Yetim.

DOT, kurulduğu 2005 yılındaki ilk oyunu "Donmuş"un yazarı Bryony Lavery'den bir başka yapıtı daha seyircisiyle buluşturdu: "Süpernova". Yazarın 2010'da tamamladığı en yeni çalışması bu.

Oyunu izlerken Carlos Saura'nın unutulmaz dansçısı Antonio Gadez'le bir konuşmamı anımsadım. Gadez'le akşamüstü buluşmalarından söz ediyorduk. Ben İngilizce alışkanlığıyla "Saat 5:00 çayı," deyince, Gadez, "Biz İspanyollar için saat 5:00 'Ölüm Saati' demektir; çünkü boğa güreşleri o saatte başlar," dedi. Bu, toplumların yaşam biçimlerine göre kavramların nasıl farklılaştığını çok iyi örnekleyen bir sözdür. Yine İspanya'dan bir örnek: Ünlü matador El Cordobes'in yaşamını anlatan "Yasımı tutacaksın" adlı kitapta, El Cordobes, İspanya'nın yoksul mahallelerindeki çocuklar için sadece iki umut kapısı olduğunu söyler ve bu seçeneklerin ya boğa güreşçisi ya da futbolcu olmak olduğunu belirtir.

Pınar Töre ile Tuğrul Tülek'in özenli çevirisiyle izlediğimiz "Süpernova" oyunu da, İngiltere'nin yoksul mahallelerinde aralanan bir umut kapısını gösteriyor. Yoksul gençlerin profesyonel boksör olup bütün hayallerine, özlemlerine kavuşma umudu. Aslında, Bryony Lavery, "Her an bir boks ringinin içinde ve etrafındayız. Hayat, biz gecenin en parlak yıldızı olmaya giden saplantılı yolda ilerlerken, o yolculukta, o dakikalarda, o esnada oluşur... Fikirlerin havada uçuştuğu ve insanların kendini pazarladığı bir dünyada yaşıyoruz," diyerek hepimizi kapsayan bir tanım yapıyor. Gerçekten de herkes bir yıldız gibi parlama umudu ve niyetiyle yaşamını sürdürüyor. Ne var ki, kimimizin gardı beklenmedik bir anda düşüyor ve darbeyi yiyip yere yıkılıyoruz. Kimimiz, belki de cinsel ayrımcılık yüzünden, ne kadar yetenekli olsak da ringlerde raund sayısını gösteren tabelayı taşımaktan öteye geçemiyoruz. Kimimiz erdemlilikten şu ya da bu ölçüde uzaklaşıp köşeyi dönüyoruz. Kısacası dünya kocaman bir boks ringi. Hakemin kim olduğu da durumlara göre değişiyor. Sınırlı bir spor alanından dünyanın sınırsızlığına açılıyoruz.

Oyun ve Yorum

Oyun, boksörlüğe hevesli, içlerinden biri kız altı gençle onları çalıştıran, hayata hazırlamaya uğraşan hocalarının yaşadıkları bir süreci aktarıyor. Hoca spor koçluğunu yaşam felsefesine, yaşam felsefesini spor koçluğuna dönüştürmüş, görmüş geçirmiş deneyimli bir kişi. Gençlere öğrettiği her kroşe, her aparkat onların yaşam koşullarına indirecekleri darbeler. Her gard konumu, nelerden sakınmalarını gösteren öğütler.

Yeteneklerini var güçleriyle ortaya koyan, kendilerini her geçen gün biraz daha geliştirmeye çalışan amatör gençler ise, hayata atılmaya hazırlanan bütün yaşıtları gibi bir an önce profesyonel olup amaca ulaşmaktan başka şey düşünmüyorlar ve bu amaca ilerleme yolunda ellerinden geleni yapıyorlar. O yolda verilen fireleri sergiliyorlar.

Murat Daltaban, alabildiğine sert yapısı olan oyunu, seyirciyi her an tetikte tutan bir dinamizm ve son derece estetik bir dans tiyatrosu yaklaşımıyla sahnelemiş. Daltaban'ın usta rejisiyle, boks sporundan hiç hoşlanmayanların bile heyecanla ve hayranlıkla izleyeceği olağanüstü bir gösteri sunuyor DOT topluluğu.

Barış Dinçel'in minimalist dekoru, Yüksel Aymaz'ın kusursuz ışık tasarımı, Uygur Yiğit'in özgün müziği eşliğinde parlıyor, yanıp yokoluyor yıldızlarımız.

Tan Temel ve Sernaz Demirel'in dans, Veysel Karani Demircioğlu'nun boks dersleriyle oyuna hazırlanan ve oyun boyunca döktükleri her ter damlasını bir madalya gibi taşıyan Cemil Büyükdöğerli, Hakan Kurtaş, Berrak Kuş, Ünal Silver, Pınar Töre, Tuğrul Tülek ve Emre Yetim, örnek bir oyunculuk disiplini sergileyerek sonsuz alkışı hak ediyorlar.

DOT Tiyatrosu ve topluluğun tüm ekibi, yıllardır seyircide uyandırdıkları "bu tiyatroya giderken mutlaka iyi bir çalışma izleyeceğiz" duygusunu Süpernova oyunuyla da bir kez daha pekiştiriyorlar. Spektaküler dekorları olmasa da, tantanalı giysileri olmasa da, oyuncu sayısı kalabalık olmasa da, Süpernova hiç kaçırılmaması gereken bir süper prodüksiyon.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim