http://www.aict-iatc.org/

Düğün, Annemsiz İlk Sezon

Annemsiz ilk sezon

Yeni tiyatro sezonuna boynu bükük girdim. Bana tiyatro sevgisini aşılayan, galalarda eşlik eden canım annem artık yanımda değil. Ve ben bütün gücümü toplayarak anneciğimin okulunda, Işık Lisesi salonunda Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu'nun sahnelediği, 'Düğün' oyununu izledim. Çok karmaşık duygular içinde...

Uzun zamandır bu sayfalarda yazmıyorum. Bana tiyatroyu sevdiren, çocukken elimden tutup oyunlara götüren, babamdan gizli konservatuar sınavına girmeme yardımcı olan anneciğim tam bir yıl önce birdenbire hastalandı ve benim için o dört aylık süreçte hayat durdu. Sadece yoğun bakımlar, hastane odaları, serumlar, doktorlar, ilaçlar, kan almalar, uykusuz geceler, bitmeyen bir üzüntü, kaygı ve kalp çarpıntısı. Bu zorlu sürecin sonunda ise tarif edilmez bir acı, kaprakanlık bir boşluk ve yalnızlık. Anneciğim beni bırakıp gitti. Ben sadece annemi değil, en iyi arkadaşımı, üzerine titrediğim bebeğimi de kaybettim. Her şey anlamını yitirdi, kabuğuma çekildim.

Tilbe Saran'ın sahneye koyduğu Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu'nun 'Düğün' adlı oyununun Işık Lisesi'nde sahneleneceğini duyduğumda kalbim hızla çarptı. Işık Lisesi, anneciğimin okulu, Edebiyat Öğretmeni (Neriman Güray) olarak arkadaşlarıyla, öğrencileriyle çok mutlu günler geçirdiği, üzerine titrediği sevgili Okulu. Galalara benimle birlikte gelmeye bayılırdı annem. Son yıllarda yoruluyordu. Ben anlatırdım bütün izlediklerimi, yazılarımı okurdu ilgiyle. Son zamanlarda hep yaptığım gibi konuştum onunla ' Okulunda Tilbe'nin oyunu var, sen seversin onu, hem yakın da yürüyerek gideriz anneciğim'.

Annemi yanı başımda hissederek, onun koluna girmiş gibi gittim galaya. 'Işık Okulları önce iyi insan yetiştirir' yazıyor sahnenin üstünde. Biliyorum kendimi tutamayacağımı, gizli gizli ağlayacağımı. Benim anneciğim de o insanları yetiştirenlerden biri. Bu salonda öğrencileriyle oyun sahneledi. Bir Işıklı olan kızımın ilk müsameresini bu sıralardan birlikte seyrettik. Nasıl gururluydu bir tanecik torununu alkışlarken. Anıları içime gömüp gerçeğe dönmeliyim. Işık Lisesi, salon sorunu yaşayan özel tiyatrolar için bulunmaz bir mekan. Ancak vakıf olduğu için ne yazık ki ücret karşılığı bilet satılamıyor.

Düğün'ü Ayşe Bayramoğlu yazmış, Tilbe Saran'ın ilk yönetmenlik denemesi. Ödüllü oyun yazarı Ayşe Bayramoğlu'nun çıkış noktası güzel ama söylemini biraz yumuşak buldum. Tamam finalde bir umut kapısı bırakması hoş ama yine de bu düzen böyle gidere bir çözüm getirmiyor.

Düğün, aile yadigarı köşkün mutfağındaki düğün hazırlığı ile başlıyor. Gelin, gelinin annesi, anneanne, gelinin en yakın arkadaşı, damadın annesi, damadın ablası, evin emektarı ve düğün için tutulmuş bir yardımcı kız. Bu mutfakta buluşan her sınıftan ve yaştan kadının, içlerinde kendini en bağımsız hissedenin bile diğerinden bir farkı yok. Onlar erkek egemen toplumda bir biçimde kendilerine biçilmiş, eş, sevgili, anne, evlat, kız kardeş rolünü oynamakla yükümlüler. Aynı zamanda hem mağdur hem fail olan bu kadınların aslında birer 'Kurban' olması kaçınılmaz. Düğün günü, yıllardır içlerinde sakladıkları sırların, hezeyanların ortaya çıktığı, gözyaşlarının aktığı bir hesaplaşma günü olacaktır.

Anne kız mutfakta. Biz de annemle mutfakta çay içip sohbet ederdik. Onun sevdiği acıbadem kurabiyelerinden alırdım. 60'lı yıllardan kalma o yeşil masayı hiç değiştirmek istemedi. İyi ki değiştirmedi. Şimdi oturuyorum anılar yüklü masada her zamanki yerime, annemin yeri boş, benimse içim. Ah anneciğim duydun mu, Tilbe'nin oyundaki adı da Neriman, bu yapılır mı bana?

USTALARLA GENÇLER EL ELE

Düğün'ün güçlü bir kadrosu var. Ustalarla gençler el ele vermiş. Hem genç hem usta Tilbe Saran, ilk yönetmenlik deneyiminde, Türk Tiyatrosu'nun önemli kadın oyuncularını, sevgiyle, her birinin oyuncu kimliğine saygı göstererek sade bir anlatımla yönetmeyi seçmiş. Ailenin en büyüğü, gelenek göreneklerine bağlı, sert görünüşlü ama kızı özellikle torunu için içi titreyen Saffet'te, oyunculuğunun olgunluk çağındaki Güler Ökten var. Bütün bu düğün telaşı içinde telaşsız, keyfini çıkartarak oynamanın dersini verir gibi. Evin çok bilmiş, yıllardır saffet'e can yoldaşı olmuş emektarı Şerbet'i Zerrin Sümer oynuyor. Yıllardır değişik sahnelerde izlediğim Sümer, rolünü sevimli kılmayı, seyirciyi yanına çekmeyi başarıyor. Damadın annesi Ahsen'de Şebnem Sönmez 'Ah sen ne muhteşem oyuncusun' dedirtiyor, yani bana dedirtti. Rolünün duygusal ve komik yanlarını yumuşak geçişlerle öylesine doğal sergiliyor ki. Tilbe Saran, erkek çocuk annesi olmanın ayrıcalığına inandırılmış, biricik oğulcuğunu kimselere layık görmeyen, her hali tavrı abartılı Neriman'ı giyivermiş üzerine. İnandırıcı ve her zamanki gibi sahici. Bu projeyi Tilbe Saran'la birlikte oluşturan Evren Ercan (gelin) ve Eda Çatalçam (damadın ablası) sadece oyuncu olarak değil, öğretim görevlisi, yönetmen ve dramaturg olarak tiyatromuza hizmet eden, işlerine dört elle sarılan yetenekli gençler. Serpil Göral'a (gelinin en yakın arkadaşı) 'Erkek Fatma' durumu yakışmış. Rus asıllı, St Petersburg Tiyatro Akademisi Sinema ve Tiyatro Oyunculuğu bölümü mezunu Maria Akgüllü, yönetmenin istediğini iyi kavramış. Sahnede koşar adım yürüyüşleri yadırganmış olabilir ama oyuna devinim, tempo katma açısından bana sempatik geldi.

Düğün'ü seyrederken kadın dayanışmasını hissettim. Onlar bu projeye inanmışlar ve kadınsı sezgileri ile el ele vererek doğruyu yakalamışlar. Kadın yazar ve kadın oyuncu kadrosuna yine bir grup kadın yaratıcı destek vermiş. Başak Özdoğan'ın yaptığı eski köşkün ruhunu çok iyi yansıtan mutfak tasarımını çok beğendim. Her köşesinde yaşanmışlığın izlerini yakaladım. Aynı zamanda yönetmen yardımcısı olan Ayşe S.Ayter ışıkları yapmış. Oyunla uyumlu müzikte Serpil Günseli'nin imzası var. Fotoğrafları Laleper Aytek çekmiş. Oyunun ilginç afiş tasarımı yine yaratıcı bir kadının, Esra Bayramoğlu'nun elinden çıkmış. Kostüm tasarımı için isim belirtilmemiş, belli ki kadınlar birlikte karar vermiş ne giyeceklerine. Hele Tilbe'nin kıyafeti tam isabet. Evren Ercan'ın gelinliği modacı Özlem Süer'in imzasını taşıyor. Çok şıktı. Anlayacağınız bu oyun tam bir kadınlar imecesi.

Başta Ayşe Bayramoğlu ve Tilbe Saran olmak üzere 'Düğün'e emeği geçen tüm cesur ve yürekli kadınları kutluyorum. Bu 'Düğün' benim açımdan buruk geçse de tiyatro severlerin izlemesini hararetle öneriyorum. Erkeklerin arka planda güçlerini hep hissettirdiği bu sıcacık kadın oyununu yakaladığınız yerde kaçırmayın.

Bence annem de oyunu beğendi.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim