http://www.aict-iatc.org/

“OTOBÜS”E YETİŞİN!..

Tiyatro Boğaziçi, 1995 yılında, tiyatro sevdalısı, bir kaç Boğaziçi Üniversitesi mezunu tarafından kurulmuş bir grup. Kuruluş amaçları, internet sitelerinden okuduğum kadarı ile avangart ve alternatif projelere zemin oluşturmak imiş. Ben bu grubun neredeyse bütün oyunlarına gittim. İşleyiş bakımından belki farklılık içerisinde olunmaya çalışılıyor ancak ne oyunculuklarda ne de metinlerinde hiçbir farklılık yok. Daha net bir deyişle avangart bir tutum da görmedim, başkaca tiyatro gruplarına veya akımlarına nazaran alternatif olma durumu da göremedim. Bu açıklamam, grubun oyunlarının basit düzeyde ve izlenmez olduğu anlamına gelmiyor asla. Sadece kendi sitelerinde kendilerini tanıtırken kullandıkları terimlere pek de uygun olmadıklarını ifade ediyorum. Keşke kendilerine bir farklılık ya da öncüllük süsü vermeye çalışmasalar. O zaman ister istemez bir beklenti oluşuyor.

Tiyatro Boğaziçi'nin farklı diye sundukları oyunlardan biri de Otobüs... Şehirlerarası sefer yapan bir otobüsün içinde farklı kültürlerden ve ortamlardan gelen on kadın. Her biri farklı bir rengin insanı. Burjuva, işçi, köylü, muhafazakâr, asker kökenli, sıra dışı takılmaya çalışan, gurbetçi... Daha birçok kesimden kadın var. Metindeki karakterlerin sadece üstün körü belli özellikleri verilmemiş ya da bu karakterler, olay örgüsü içinde yan karakterler olarak bulunmuyorlar sahnede. Bütün karakterlerin dolayısı ile bütün oyuncuların rolleri eşit dağılımda. Yazar, bir olayı anlatma sığlığı içinde kalmamış, aynı anda on farklı karakteri on farklı kültürü de oyunun içine başarılı şekilde yerleştirmiş. Ve bunu yaparken de çok ciddi bir araştırma yaptığı, her karakterin, her yaşanılanın psişik alt yapısını da ele aldığı çok belli.

Oyunda şehirlerarası otobüs yolculuklarında hemen hemen birçoğumuzun karşılaştığı klişe insan tipleri de var. "Yolculuk nereye?" cümlesi ile başlayıp, art arda ve çok soru soran, alâkasız muhabbetlere giren, şeceremizi merak eden, sanki daha sonrasında görüşecekmişiz gibi derin muhabbetlere girmeye çalışan insan tipleri. "Otobüs"te sadece iki kişi tanıdık görünüyor. Ama sadece görünüyor. Belki de kimsenin farkında dahi olmadığı ve bir yerlerde saklanmış başkaca tanıdıklar da çıkacak. Bir yerden sonra birbirine yabancı olan bu insanlar tek bir amaç için güç birliği daha doğrusu duygu birlikteliği içine girerler. Sonunda ise hedeflenen gerçekleşiyor mu? Bilmiyoruz.

Yazan – yöneten Sevilay Saral; tek bir metinle aynı anda birçok konuya parmak basıyor. Bir otobüs yolculuğu sırasında yaşanan absürt durumları bir yandan verirken diğer yandan farklı kültürlerde yaşayan kadınların, ortamlarından kaynaklanan sorunlarına da değiniyor. Ancak sadece bununla kalmayıp, insanların kendilerinden dahi sakladıkları iç dünyalarını, riyakârlıklarını, sahtekarlıklarını da seyirciye sunuyor. Oyun içinde oynanan "itiraf oyunu"nda açığa çıkan sırlar, olaylara veya değerlere aslında her kesimin ne denli farklı anlamlar yüklediğini de açıkça görüyoruz. Sevilay Saral, toplumumuzda yer alan muhafazakâr, Kemalist, marjinallik meraklısı, lümpen, köylü, sözde ilerici gibi görünen bir çok kesimin bazı değerlerini eleştirmiş ancak bunu çok saygılı ve naif bir üslupla yazmış. Oyuna giden veya metni okuyan kesimlerin hiçbiri rahatsızlık duymaz ancak üzerine düşeni de mutlaka alır. Bu yapıcı üslubu korumasını temenni ediyorum. Ayrıca her bir kadın karakterini renklerle tanımlaması o denli başarılı olmuş ki renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini araştırarak bu tercihlerde bulunduğu çok açık. Ve oyunun sonundaki tirat... Ne güzel bir tirattır o, ne derin bir tirattır. Sırf o tirat için dahi kendisini tebrik ediyorum.

Oyunculuklar genel olarak başarılı idi. Biri haricinde bütün oyuncular hem büründükleri renkleri hem karakterlerin yaşam öykülerini hem de karakterlerin iç dünyalarını sahneye doğru bir şekilde aktarmayı başarmışlardı. Özellikle Zeynep Okan'ın oyunculuğu göz dolduruyordu. Oynadığı karakter bir asker kızı. Kemalist – elitist tipi iyi özümsemiş. Rolünü o kadar iyi oynuyor ki bazen diğer oyunculardan kopup sadece Zeynep Okan'a odaklanılabiliyor. Oynadığı karakterin her özelliğini araştırarak sahneye çıkmış. Dramaturgi çalışmasının önemini bir kez daha bu oyun sayesinde görebiliyoruz.

Oyuncular arasında gözümü ciddi şekilde tırmalayan bir kişi vardı; Aysel Yıldırım. Oynadığı rolü inanılmaz derecede abartılı oynayıp, belki de yanlış yorumlayan biri. Abartısı o kadar fazlaydı ki çok yapmacık duruyordu ve karakteri itici hale getiriyordu. Oysa o karakter yüreğinde fırtınalar kopan ve özünde çok duygusal bir karakter. Oyuncunun, diksiyonu ise bazı yerlerde anlaşılmayacak kadar kötü. Zaten fizyolojik olarak nazaldan konuşması sıkıntı yaratırken bir de diksiyonunun kötü olması oyuncuyu izlenmez hale getiriyor. Kesinlikle çok ciddi bir diksiyon eğitiminden geçmeli.

Kostümler Nilgün Ilgıcıoğlu, Sezin Gündoğan; renkler dedim durdum. Aslolan renklerin kullanımıdır. Bu iki kostüm tasarımcısı, her bir kadının karakterini düşünerek ve kör göze parmak sokarcasına simgeleştirmeden kostümlerini tasarlamışlar. Ve oyuna asıl can veren unsurlardan birini oluşturmuşlar.

Müzikler; Duygu Aydın, Ezgi Aktan, Rumeysa Çamdereli, Şale Türkeli... Müziğe değindiğim her yazımda defalarca söylemişimdir. Müzik en etkili oyunculardan biridir. Oyunu bazen göklere çıkarır bazen de oyunun duygusunu öyle bir hale getirir ki oyunu yerden yere vurur. Burada oyunun etkileyici olmasında müziğin payı büyük. Oyunun müzikleri hem çeşitlilik hem de alt yapı bağlamında çok zengin.

Tiyatro Boğaziçi'nin bu sezonda yolda olan "Otobüs"ünü izlemekten büyük keyif aldım. Oyundan aynı anda hem gülerek hem ağlayarak çıkmak benim için oyunu özel kılmaya yeterlidir. Ve uzun zamandır gözlerim dolu dolu hiçbir oyundan çıkmamıştım. İyi ki gitmişim...

TİYATRO... TİYATRO... DERGİSİ ARALIK – 2011 SAYISI

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim