http://www.aict-iatc.org/

AŞKA OLAN MEYLİM SENİN YÜZÜNDEN…

Hani bazı konular vardır ya işlendiği zaman alıcısı, izleyeni, meraklısı epey vardır, kazancı cepte garantidir. Bunu bilen bazı tiyatro grupları da hemen o konular üzerinden kısa vadede para kazanmak maksadı ile derme çatma bir şeyler karalarlar, üç – beş kişi bir araya gelerek ucuz oyunlar yaparlar. Sanat kaygısı güdülmez, seviye asla düşünülmez, zekâ düzeyinden yoksundur bu oyunlar. Kastettiğim bu konuların en başında da kadın – erkek ilişkisi gelir. Dediğim gibi, izleyeni garantidir. Çünkü hayatın, daha doğrusu doğanın başat dinamiğidir. Âlemde var olan her şey bu minval üzere cereyan eder. İnsan neslinin devamlılığının, toplumun her alandaki düzeyinin, bazen savaşların – barışların belirleyicisidir bu ilişki. Durum böyle olunca ve bu durum neredeyse her bireyde olunca ya da en azından şahit olununca elbette seyirci garantili konu haline gelir.

Yazıya, meraklısı garanti olan konuları ucuz yollu bir şekilde işleyen tiyatro gruplarından bahsederek giriş yaptım diye sakın Aşka Olan Meylim Senin Yüzünden oyunu için de aynı kanaate sahip olduğumu düşünmeyin. İstanbul Komedi Oyuncuları bu sezon yeni oyunlarıyla sahnelerde. Sadece İstanbul içinde değil Anadolu'nun birçok ilinde ve ilçesinde oyunu sahnelemeye başlamışlar bile. Oyun, yukarda kastettiğim üslûpla kaleme alınmış ya da sahnelenmiş bir oyun değil asla. Aksine kadın – erkek ilişkilerinin özellikle evlilik sonrası oturduğu düzlemi derin bir bakış açısıyla irdelemiş. Evet, kesinlikle derin bir bakış açısıyla... Oyunu izleyenler veya oyun hakkında malumata sahip olan kişiler içinde, bu oyunu "çerezlik oyun" diye adlandırılabilecekler olacaktır elbette ancak ben asla öyle düşünmüyorum. Kadınlarla erkeklerin evlilik hayatına, sadakate, eş olabilme, beraber yaşabilme kavramlarına yükledikleri anlamların farklılığını çok yerinde tespitlerle sunmuşlar. Yahu çerezlik oyun demişken değinmeden geçemeyeceğim. Lütfen Profilo Alışveriş Merkezindeki sahnelerde oynanan oyunların aralarında, sahneye satıcıların bir tepsi içinde getirdikleri ve burnumuzun dibine kadar sokara "alır mısınız" dedikleri yiyecek satışı durdurulsun. Bir tiyatro sahnesinde olmaması gereken ve şık durmayan şeyler bunlar.

Gelelim oyuna...

Oyunda belli bir olay örgüsü yok. İki çift arasında geçen kadın – erkek kavgalarının, birbirlerinden farklı duygusal yapıların ortaya döküldüğü bir oyun. Kadınların çok daha ince eleyip sık dokuduğu olaylara erkeklerin düz bir mantıkla bakmaları, erkeklerin kadınlara nazaran daha şüpheci yaklaşımları, erkeklerin aslında kadınlar karşısında ruhen daha bir çocuk halleri, evlilik öncesi ve sonrası erkeklerin ve kadınların değişim süreçleri, çiftlerin evlendikten sonra geliştirdikleri yeni tutumları, bu tutumların rutinleşmesiyle beraber ortaya çıkan arayışlar... Oyunun ana fikri içerisinde yer alan yan fikirler bunlar.

Kayra Şenocak; oyunun hem yazarı hem yönetmeni hem de oyuncularından. Çok iyi bir gözlemle kaleme aldığı belli. Kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları ti'ye almaları gereken durumlarını zekice sunmuş. Bu tür oyunları kaleme alan başkaca yazarlarda olduğu gibi sadece bel altı çalışmamış. Sevginin zarafetini, ne olursa olsun ne kavgalar ederlerse etsinler yine de her şeye rağmen birbirilerine sığınan çiftlerin duruluğunu da vererek aslında evliliklerde ya da ilişkilerde var olan güzellikleri de bir anlamda gözler önüne sermiş. Ara ara okuduğu şiirler bu güzelliği vermek açısından yerinde olmuş. Yönetmenliği ise çok sıradan olmuş. Herhangi bir mizansen bile yok dersem yeridir. Ev sahibi olan çiftin sık sık salonu terk etmesi, oda değiştirmeleri fazla olmuş, azaltılabilir. Ara sıra parmaklarını şaklatması ile beraber oyunu dondurup seyirci ile iletişime girmesi gayet iyi olmuş. Kadınların erkeklere nazaran statik ve geri plânda kalması da dikkatimi çeken olumsuz unsurlardandı. Gerçi bu söylediğim kadın oyuncuların oyunculukları ile de ilgili olabilir. Ona da ayrıca değineceğim. Kayra Şenocak'ın oyunculuğuna gelince... Oyun öncesinde, oyunun başlamasına 20 dakika olmasına rağmen tiyatro salonunun hemen yanındaki kafede dostlarıyla sohbet ederken gördüğümde bu rahatlığın fazla olduğunu düşünmüştüm lâkin sahnede kendisini izlediğimde "adam haklıymış rahat olmakta" dedim kendi kendime. Ben bu kadar rahat ve bir o kadar da esnek oyunculuk ender gördüm. Sanki sahnede değildi, sanki oynamıyordu. Her hareketiyle doğaldı. Özellikle sahnenin donduğu anlarda tam bir meddah rahatlığı içindeydi. Selama çıkışı bile aynı doğallıktaydı. Son olarak çok ufak bir önerim olacak kendisine; oyunun dekorunu biraz daha zenginleştirirse görsel açıdan daha iyi olur diye düşünüyorum.

Ercü Turan; yazarken bile mimikleri aklıma geldikçe gülüyorum. Sahneye çıktığı anda, "kesinlikle bu adam çok komik bir tip ve buna çok güleceğiz" dedim. Yanılmadım, öyle de oldu. Özellikle sarhoşu çok iyi oynadı. Sarhoş tipte bulduğu mimikler, tikler kendine özgüydü. Bazı cümleleri anlaşılmadığı için yaptığı espriler güme gitti, kelimeler daha dikkatli bir şekilde artiküle edilirse iyi olur. Ancak hem Kayra Şenocak'a hem de Ercü Turan'a naçizane bir tavsiyem olacak ve gerçekten önemli bir tavsiye. Zil zurna sarhoş iki adamı oynarlarken birden ne oluyor da aniden o halleri gidiyor, ayık kafa bir adama dönüşüveriyorlar? Hiç... O zaman neden böyle bir acemilik yapılır ki? En azından oyunda ara ara kullanılan yabancılaştırma konulur da ondan sonra sarhoş haller bitirilirse bu acemilik giderilmiş olur.

Özgül Kavruk – Zeynep Aydemir; özür dilerim ancak ayrı ayrı yazamadım. Çünkü ikisi içinde söyleyeceğim şeyler aynı. Erkek oyuncuların performansı tavan yaparken, iç enerjilerini tamamen ortaya dökerlerken kadın oyuncular olarak çok geri plânda ve sönük kaldılar maalesef. Özellikle Özgül Kavruk'ta mimikler, sözlerdeki vurgular tam gibi görünse de bunları yansıtmada duygudan eser yoktu. O yüzden kadınların sözlerinin birçoğu seyirciden reaksiyon almadı. Oysa reaksiyon beklendiği çok belliydi.

Günlük stresinizden kurtulup, beyninizin içini boşaltmak istiyorsanız oyunu tavsiye ederim. Hem seviyesi ve zekâ düzeyi de benzeri birçok oyuna nazaran kıyaslanamayacak derecede kaliteli. Şimdiden iyi seyirler...

http://tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=233

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim