http://www.aict-iatc.org/

VUR/YAĞMALA/YENİDEN 1-2

NORMAL İNSAN KAVRAMI VE GÜVENLİK SORUNU ÜZERİNE

Dot 2005 yılında "Donmuş" (Frozen) oyunuyla başladığı Britanya kökenli in-yer-face akımıyla varlığını sürdürmeye, artık müdavimi olan izleyicisini etkilemeye, günden güne de yeni izleyiciler kazanmaya devam ediyor.

Yeni oyunları: "Vur/Yağmala/Yeniden" (Shoot/Get Treasure/Repeat). Dot ekibi, oyunu Tünel'deki Bilsar Binası'nda oynuyor ve hemen ardından da oyuncuların bir kısmı Mısır Apartmanı'ndaki "Kürklü Merkür" oyununa geçiyor. Sahne sayısının oldukça azaldığı şu günlerde Murat Daltaban, bir gecede iki oyun sahnelemeyi başarıyor ve yine bir gecede iki oyunda rol alabilen oyuncular da meslektaşlarını kıskandıracak bir lükse sahip olmuş oluyorlar. Ne diyelim darısı tüm yönetmen ve oyuncuların başına.

Mark Ravenhill'in 2007 yılında yazdığı on altı kısa oyun, bir radyo oyunu ve bir epilogdan oluşan oyunu; ekim ayında başlayan proje kapsamında her ay iki ya da üç oyun sahnelenecek ve haziran ayında da toplu bir gösterimle tamamlanacak şekilde tasarlanmış. Oyunlar Mark Ravenhill tarafından ilk olarak "2007 Edinburgh Festivali" kapsamında "Ravenhill for Breakfast'" projesi için yazılmış ve her gün bir oyun, oyuncular tarafından okunmuş. Nisan 2008'de de Londra'da farklı tiyatrolar (Paines Plough, The National Theatre, Out of Joint, The Gate Theatre, Royal Court) tarafından paylaşılarak üç hafta boyunca tüm oyunlar sahnelenmiş.

Oyun metninin sarsıcılığı, diyaloglardaki gerçekçilik ve gözlem gücü, yazarı Mark Ravenhill'i biraz daha yakından tanımamızı gerekli kılıyor. 1966 doğumlu İngiliz yazarın, ilki 1995 yılında yazmış olduğu on yedi oyunu var, sonuncusu da "Vur/Yağmala/Yeniden". Tarihi tiyatroya saygısı olan ve kişinin geçmişine odaklanması gerektiği görüşünü savunan Ravenhill, 1990'lı yıllarda çağdaş İngiliz toplumunu anlatırken 2000'li yıllarda daha deneysel ve soyut çalışmalar yapmaya başlar. 11 Eylül terörizmine tepkisini dile getirdiği 2005 yılında yazdığı "Product" isimli tek kişilik satirik oyunundan sonra, "Vur/Yağmala/Yeniden"in de bu gerçekten yola çıkılarak yazılmış olduğunu, savaşın birey üzerindeki etkisini anlatan öykülerin yer aldığını görmek mümkün. Bir ayrıntı olarak da yazarın "The Cut" isimli oyununun İngiltere'de sahnelendiğini ve ünlü aktör Ian McKellen'ın da bu oyunda rol aldığını belirtelim.

Oyun genel anlamda; savaş, barış, otorite, özgürlük, demokrasi, suç, ceza, hastalık kavramlarını kullanarak bugünün kaosunu anlatmakta.

Ekim ayı gösterisinin ilk oyunu "Kayıp Cennet" te; bir havayolu şirketinde hostes olarak çalışan Liz, alt kattaki komşusu Ruth'un çığlıklarına dayanamaz ve komşusunu uyarmaya karar verir. İşkenceden bitkin bir halde olan komşusunu görünce önce tamamen insancıl güdülerle yaklaşarak onun için üzülür. Daha sonra ise gözlerini kırpmadan işkence yapabilen ama aslında normal! olan adamlar geldiğinde kendini saf değiştirmiş bulur ve bu geçiş hiç de zannedildiği kadar zor olmaz. Evinin ipoteğini ödeyen, aileleriyle nehir kenarında gezinen bu normal adamların Ruth'un bir terörist olduğunu ve bu nedenle ona işkence yaptıklarını söylemelerinin ardından Liz, az önce şefkat gösterdiği Ruth'a silah doğrultan biri haline gelir. Oyunda "şeytan bile bu kadar korkunç değil, hepimiz iğrenciz" söyleminden hareketle normal insan kavramı sorgulanır.

İkinci oyun, "Dün Meydana Gelen Bir Olayda" tiyatro oyuncuları, bir gece önceki gösterileri sırasında arkadaşlarından birinin uğradığı saldırıyı araştırmakta, çürük elmayı bulmak için görgü tanığı aramaktadırlar. Aslında sanat ruhu taşıyan bu normal insanların, saldırıya uğrayan kişi yakınlarından biri olunca nasıl da taraf değiştirip birer şiddet yanlısı haline gelebilecekleri vurgulanır.Oyun metnindeki; "Normal bir ülkede, normal bir şekilde dolaşan, normal kadınlar ve normal erkekler için şükürler olsun Tanrım. Bu sabah içtiğim normal kahve için şükürler olsun Tanrım. Damgalama kanununu çıkarmaları için millet vekillerimize akıl ver Tanrım." cümleleriyle de ironi göze çarpıyor.

Kasım ayı gösterisinin ilki "Korku ve Sefalet" adını taşıyor. Nina Simone müzikleri eşliğinde küçük burjuva bir ailenin akşam yemeğine tanık oluyoruz. Çift, yan odada uyuyan çocukları Alex'in geleceği için endişelenmekte, ona korunaklı bir hayat sunmak için yaşam önerileri getirmektedirler. Huzurlarını ve güvenlilerini sağlama adına paranoya düzeyinde önlemler alan çiftin aslında göz ardı ettikleri başka bir konu vardır. O da iç huzurlarını sağlayamamış olmaları.

İkinci oyun "Savaş ve Barış"; bir önceki oyunda anne babasının huzuru ve güvenliği için çırpındığı Alex, kafası kopmuş bir çöl askeriyle birliktedir. Babası onun havaya uçan askerlerden ve bombacılardan uzak kalması için uğraşırken "güvenlik hayattaki her şeydir" tezini savunurken Alex, bir askerin ve savaşın korkunç yüzüyle boğuşmaktadır, rüyalarında ve bilinçaltında. Alex, Nietzsche'nin übermensch tanımı gibi bir üst insan profiline sahiptir, buna karşılık ise çöl askeri sıradan insan kalıplarındadır ve Alex'in kusursuzluğunu tehdit etmektedir.

Dot'un diğer oyunlarında da olduğu gibi sahne tasarımı ayrıntılara boğulmamış, dört oyunun üçünde mekana eşlik eden sandalyelerden başka dekor unsuru yok. "Korku ve Sefalet" te kullanılan yemek masasıyla minimalist düzeyde bir dekor oluşturulmuş. Bu sade dekor, metnin yoğunluğu ve oyunculukların göz dolduruşu karşısında yerinde bir seçim olmuş.

Oyunlarda, geçtiğimiz sezon "Kürklü Merkür"ün parti konuğu rolünde olan Cemil Büyükdöğerli'yi ve yine geçen yılın "Savaş İkinci Perdede Çıkacak" oyununun Vladımır Bendl' ı olan Hakan Meriçliler' i rollerine olan hakimiyetleriyle görüyoruz. Sandalyeler arasında savrulan Gonca Vuslateri de düzgün oyunculuğuyla dikkat çekiyor. Uğur Polat, oğlunun korkuyla tanışmaması için elinden geleni yapmaya çalışan bir babayı ve karısıyla gece yatağa girdiğinde sevişme hesaplarını yapan bir erkeği izleyiciye aktarmada yine iyi oyuncu, yine çok başarılı. Kürklü Merkür'ün iki genç oyuncusu Tuğrul Tülek ve Cem Özeren'in oyunculukları ise, ses hakimiyetlerinin yanı sıra beden disiplinleriyle de göz dolduruyor.

Dot, oyunların finalinde sert rock parçaları kullanmaya devam ediyor. Kürklü Merkür'de kullandığı Korn'un Evolution şarkısından sonra, Vur/Yağmala/Yeniden'de Marilyn Manson'un Sweet Dreams şarkısıyla pek manidar bir seçim yapıyor. "Kendinize bile itiraf edemediğiniz gerçekleri vurduk yüzünüze, haydi bakalım tatlı rüyalar şimdi de" diyerek dünyayı ve yedi denizi dolaşıp sürekli arayış içinde olan, kullanan ve kullandırılan insan cinsine atıfta bulunarak noktayı koyuyor.

İlk iki gösteriyi kaçıranlar, çok şey kaçırdınız maalesef. Fakat temaların yakın, konuların bağımsız olduğu altı gösteri daha var bu sezon. Dot, Bilsar Binası'nda sizi bekliyor, giderken yanınızda kendinizle yüzleşme cesareti de götürün, sarsılmalarınızı hafifletir belki.

Yazan:Mark Ravenhill

Yöneten:Murat Daltaban

Çeviren:Özlem Karadağ

Mekan Tasarımı:Yeşim Bakırküre

Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan

Projenin Tümünde Yer Alan Oyuncular : Ayçe Abana, Saadet Işıl Aksoy, Serkan Altunorak, Enis Arıkan, Öykü Başar, Beste Bereket, İpek İlgin, Şebnem Bozoklu, Cemil Büyükdöğerli,Çağ Çalışkur, Murat Daltaban, Ece Dizdar, Engin Altan Düzyatan, Gizem Erdem, Tülay Günal, Melike Güner, Veda Yurtsever İpek, Rıza Kocaoğlu, Alper Kul, Mürüvvet Kurt, Mark Levitas, Hakan Meriçliler, Ezgi Mola, Devrim Nas, Mert Öner, Cem Özeren, Özgür Özgülgün, Melina Özprodomos, Uğur Polat, İbrahim Selim, Pınar Töre, Mine Tugay, Tuğrul Tülek, Selen Uçer, Gonca Vuslateri.

Dramaturg:Serkan Salihoğlu

Ses operatörü: Uygur Yiğit

Işık Operatörü:Alaz Köymen

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim