http://www.aict-iatc.org/

MEDEA BİR KAHRAMAN MI? YOKSA ANTİ KAHRAMAN MI?

"Bir zaman gelecek, saygı duyulacak dişi cinse"

Euripides

Bir kadın düşünün çok sevdiği, uğruna birçok fedakarlık yaptığı, ailesine tercih ettiği, iki oğul doğurduğu adam tarafından aldatılsın, bu hiç yabancısı olmadığınız bir durum değil mi? Yüzyıllardır hatta insanoğlu var olduğundan beri aldatma var. Sadece erkek tekelinde de değil aldatma, kadın da bu fiilin etkin parçası olabiliyor kimi zaman. Buraya kadar şaşırtıcı bir durum yok, eylem olumsuz da olsa kanıksanıyor zaman içinde. Asıl mesele adatılan kadının verdiği tepki. Bu tepki razı oluştur bazen, bazen çekip gitmektir, bazen misilleme yapmak, bazen de intikam almaktır. Euripides'in Medea'sı bunların hepsinden öte tüyler ürperten bir seçim yapıyor, farklılık da burada başlıyor.

Önce Medea'yı tanımak gerekir; Medea, büyücülük özelliğine sahip tutkulu, zeki, güçlü bir kadındır. İolkos kralı Aison un oğlu İason' a aşık olan Medea ailesini, yerini yurdunu terk edip İason'la kaçarken öz kardeşini parçalayarak öldürmüş babası parçaları toplarken de onlar zaman kazanmışlardır. İskenderiye kaynakları bu vahşice yoruma katılmazken Gürcü ve Yunan kaynaklarında bu yorum kabul edilir. Medea daha sonra İason'un üvey amcası Pelias' tan tahtı almak için İason'la işbirliği yapar. Bu öyle bir işbirliğidir ki Pelias'ın kızlarıyla arkadaşlık kuran büyücü Medea, ihtiyarlamakta olan babalarını gençleştirmenin çaresini kendilerine öğreteceğini söyler, örnek olması bakımından yaşlı bir koçu alıp keser. Kestiği koçu büyülü otlarla kaynayan bir kazana atıp, körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Pelias'ın kızları büyücü Medea'ya inanarak babalarını öldürüp kazana atarlar. Pelias'ın dirilmediği görülünce de Medea ve İason, İolkos'tan kovulur.

Medea işte böyle tutkulu bir kadındır. Sevdiği adam için yerini yurdunu terk edecek, kardeşini parçalara ayıracak, bir babayı kızlarına öldürtecek kadar tutkulu. Bu yaşananlardan sonra ise İason, Medea'ya ihanet eder, Korent kralı Kreon'un kızıyla evlenir. Bunun üzerine Medea çılgına döner, acılara boğulur. En kötünün bu olduğu düşünülürken İason'un iki oğlunu ve Medea'yı sürgüne göndereceği anlaşılır. Bunun üzerine de Medea İason'u can evinden vuracak bir plan yapmaya karar verir. Bu öyle bir plandır ki herhangi bir kadının ya da annenin cesaret edemeyeceği tüyler ürperten bir plandır ve bunu ancak Medea gibi "Ruh hali acımasız, tabiatı tehlikeli /İradesi dik başlı, gözü kara" bir kadın yapabilir.

"Medea", Tiyatro Biteatral'in ilk oyunu. Devlet Tiyatrosu sanatçısı ve akademisyen Ayşe Lebriz Berkem, özel tiyatro kurmanın, destek bulmanın, hatta oynayacak sahne bulmanın günden güne zorlaştığı bir dönemde kuruyor Biteatral'i. Oyunu Gürcü yönetmen Zurab Sıharulidze sahneye taşımış. İkiliyi daha önce Beckett'in "Mutlu Günler" oyunundan hatırlıyoruz. Aynı dili konuşan sanata aynı noktadan bakan yönetmen ve oyuncu, Medea'yı sahnelemeye "Edebiyatta Kahraman" konulu bir sunumdan sonra karar vermişler.

Tragedyanın özüne uygun, ama daha çok modern, yenilikçi, yer yer postmodern diyebileceğimiz oyunda Medea'ya Ayşe Lebriz Berkem, İason ve Kreon'a Berk Yaygın, koroya ise Gizem Erdem ve Damla Ekin Tokel hayat veriyor. Yönetmen, Korentli kadınlar korosunu iki oyuncuyla sınırlandırmış. Bu iki oyuncuya da güçlü bedensel devinimler yüklemiş, öyle ki koro kimi zaman anlatıcı misyonunun dışında Medea'yı sarıp sarmalayan bir kalkan bazen de tüm kadınları temsil eden figür haline geliyor oyunda. Genç oyuncuların ses tonları, makyajları, giysileri koronun işlevini yerine getirmesi açısından uygun. Koronun oyuna hakimiyeti sayesinde asıl metninde yer alan sütnine ve lalanın eksikliği hissedilmiyor.

"Mutlu Günler"deki başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken ve Tiyatro Ödülleri'nde "en iyi kadın oyuncu adayı" olan Ayşe Lebriz, Medea'yı iyi özümsemiş, karakterin derinliğine inmeyi başarmış. Ağlamaktan harap olmuş görünüp buna rağmen serinkanlı ve kendine hâkim duruş geçişlerini ustalıkla aktarıyor izleyiciye. Berk Yaygın ise ödüllü bir oyuncu. Devlet Tiyatrolarında yine Zurab Sıharulidze yorumuyla sahnelenen "Fareler ve İnsanlar" oyunundaki Lenny rolüyle Kanpolat Oyunculuk Ödülü'nü kazanmış bir oyuncu. Yaygın, Kreon ve İason olarak biraz genç durmasına rağmen rolünü izleyiciye aktarma da sıkıntı yaşamıyor.

Sahnenin solundaki yastıklar ve eski fotoğraflardan oluşan bölüm Medea'nın acılar çektiği yatak odası olarak tasarlanmış. Sağda ise İason ve Kreon'a ait farklı bir uzam oluşturulmuş. Yüksek arkalı bir sandalye otoriteyi, valiz sürgünleri temsil ediyor oyunda. Koronun Medea'nın yüzüne tuttuğu ayna ise yansıtma tekniğiyle Medea'nın kendisiyle yüzleşmesini sağlıyor. Kreon'un eline verilen baston ise sarsılan otoritesinin sembolü adeta. Işık olarak da kırmızı hakim ışık kullanılmış. Tragedyadaki bol kanlı finaller düşünülürse kırmızı doğru seçim olmuş.

Tragedya ve kanlı son demişken Aristoteles'in "Poetika" adlı eserinde yer alan Medea eleştirisine değinmek gerek. Aristoteles, oyun sonunda Medea'nın ejderhalar tarafından çekilen bir araba ile güneş tanrısının katına yükselme sahnesini tragedya tekniği açısından yanlış bulmuş ki bu noktada oldukça haklı. Çünkü oyun içinde Medea acımasız olduğu için, İason da kralın kızıyla evlenerek ailesinden vazgeçtiği için suçludur ve tragedya mantığında adalet ancak ölümle sağlanır. Bu durumda Medea'nın "deus ex machina"ya binerek gökyüzüne yükselmesi aslında trajik etki bakımından etkileyici bir son değildir. Gerçi yönetmen farklı olarak, ejderhalar tarafından çekilen at yerinde "kothornos" yani eski Yunan'da tiyatro oyuncularının sahnede daha iyi görünebilmek için giydikleri yüksek topuklu ayakkabıları kullanarak bu yükselmeyi yorumlamış. Ayrıca Aristoteles, bilge Pandion'un oğlu Aegeus'la Medea'nın diyalogunu organik yapıyla uyumsuz bulmuş, aynı uyumsuzluğu Sıharulidze de görmüş olmalı ki bu bölümü oyundan çıkarmış.

Oyunu izlerken Euripides'in kadının yanında tavrı dikkati çekiyor. "Derler ki bize, biz evde/Tehlikelerden uzak yaşıyormuşuz, onlarsa gidiyorlarmış savaşa: salaklar!/Bir savaşta üç kez en ön safta yer almayı yeğlerdim/Bir çocuk doğurmaktansa." Diğer yandan da Medea'yı bu kadar canileştirerek zihinlerde "acaba Euripides kadın düşmanı mıydı" sorusunu oluşturuyor. "Kadınız biz, dürüst işlerde bir işe yaramayız/Şeytani işlerde de bir numarayız." dedirtiyor Medea'ya. Ardından da bu tezini çürütüyor. "Bir zaman gelecek, saygı duyulacak dişi cinse/O yakışıksız, eski iftira/Yapışıp kalmayacak üzerimizde, asla."

Biteatral kendini anlatırken amacının merakla izlenilesi, üzerinde düşünülesi, tartışılası işler yapmak olduğunun altını çiziyor. "Medea"yı izlerken seyircinin bunu hissetmesi mümkün, çünkü oyundan sonra beyninizin içi Medea'yı koyacağınız yeri düşünmekle meşgul oluyor. "Medea" taraf olmak konusunda seyirciyi zorluyor. Kısaca Biteatral bu ilk oyunuyla amacına ulaşıyor. Medea'yı izleyin, bakalım sizin kahramanınız mı anti kahramanınız mı olacak?

Yazan:Euripides

Yöneten: Zurab Sıharulidze

Çeviri: Metin Balay

Dekor-Kostüm: Başak Özdoğan

Işık Tasarımı: Zurab Sıharulidze

Hareket Düzeni:Gizem Erdem

Müzisyen:İlkay Zeynep Aknam

Oyuncular:Ayşe Lebriz Berkem, Berk Yaygın, Gizem Erdem, Damla Ekin Tokel.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim