http://www.aict-iatc.org/

Quo vadis, "In-Yer-Face" ? "Suratına Tiyatro" nereye koşuyor...?

En azından dergimizde belgelenmiştir: Bu satırların yazarı, daha "dot öncesi" dönemlerde de "In-Yer-Face" tiyatro türünün en ateşli savunucuları arasında yer almıştı – "Leenane'nin Güzellik Kraliçesi" veya "Inishmore'lu Yüzbaşı"ndan bu yana ("Acaba, tiyatro koltuklarının boş kalmaması için, daha çok bu tür konulara mı yönelmek gerekiyor?" – "Tiyatro... Tiyatro...", Şubat 2004). Dahası, "IYFT"in ilk kuramcısı olan Alex Sierz'in aynı isimli kitabını dilimize çevirmiş olan Selin Girit, önsözünde "...bu tür oyunları en iyi tarif ettiğini düşündüğüm tanım"ın ise gene bu satırların yazarının "...kullandığı 'suratına' ifadesi oldu" belirtme nezaketinde bulunuyor...

Şu bir gerçektir ki, gerek Devlet Tiyatroları, gerekse Kenter Tiyatrosu yönetimini ve tabii ki en başta "dot"un kurucuları Özlem/Murat Daltaban çiftini, yenilikçi yaklaşımları ile gösterdikleri yüreklilik için ne denli kutlasak, azdır. Geçtiğimiz günlerde Özen Yula'nın "Yala Ama Yutma..." oyununun başına gelenler, bundan 3-4 yıl önce "Sansürcü" veya "Kürklü Merkür"e uygulanmış olabilirdi..!

2004/2005 tiyatro sezonundan bugüne dek aynı yolda ilerleyen Tiyatro "dot", bu yıl iki ayrı sahnesinde aynı anda "Suratına Tiyatro"nun neredeyse beşiğinden bir örnek ile, aslında bu türün temsilcileri arasında yer almayan bir yazardan gene de "IYFT"ya çalan oldukça yeni birer oyun sunuyor: Mark Ravenhill'in Londra West End tiyatro camiasına 1996 yılında bir bomba gibi patlamış olan "Shopping and F***ing" ("Alışveriş ve S***ş") ile Simon Stephens'in 2008'de gösterime giren "Pornography"... İlginç bir rastlantıdır ki, "Tiyatro 0.2" topluluğunun sahnelediği bu türdeki diğer örnek, gene Mark Ravenhill'in ilk oyunlarından "Açık Saçık Birkaç Polariod", "dot"un Mısır Apartımanı sahnesinin çapraz karşısındaki İstanbulİmpro Terminal'de Türkiye'deki ilk gösterimini Aralık 2009'da yaptı.

"Suratına Tiyatro" türüne meraklı olanların aynı hafta içinde izleyebilecekleri bu üç oyunun konularına şöyle kısaca bir göz atacak olursak,

"Alışveriş ve S***ş" oyununun başkişileri olan "...uç noktalara itilmiş uçta...karakterlerin ...hayatlarının her köşesine sızmış..." piyasanın kurallarına göre "...mahrem olması gereken seks(in) bile kurumsal bir alışveriş haline..." (A.Sierz/çev.:S.Girit, s.156) geldiğini bilincine varıyoruz (!), iki eşcinsel arkadaş ile dostları ve bir "piyasa girişimcisi"nin devinimlerini izlerken;

"Açık Saçık Birkaç Polariod"de, on beş yıllık bir hapis cezasının ardından Londra'daki eski ortamına dönmeye çalışan bir solcu militan, bir yandan sadece günlük eğlenceler peşinde olan biri HIV pozitif, diğeri erkek bir fahişe ve onların ortak arkadaşları striptizci bir kızın, değerlerini anlayamadığı dünyalarına uyum sağlamaya çalışmakta, beri yandan öldürmeye teşebbüs ettiği için hapse atıldığı eski dostu, bugünün girişimcisi ile yüz yüze gelmektedir... "Polariod" fotoğrafları betimlemesi ise, "...anında sevindiren, ama kısa ömürlü olan resimleriyle, doksanların pop kültürü için kullanılan güçlü bir eğretileme görevi görüyor..." (a.g.e., s.182);

"Pornografi"ye gelince – 1998'den bugüne dek kaleme aldığı bir düzine oyunuyla aslında "IYFT" yazarları arasında anılmayan Simon Stephens, bu oyununda Temmuz 2005'de Londra'nın 2012 Olimpiyatları'nı düzenleme hakkını kazanması ile hemen ardından çeşitli metro istasyonlarında meydana gelen bombalamaların, neredeyse aynı anda yaratmış olduğu mutluluk/umut ile üzüntü/karamsarlık ikilemini işlemektedir... Birinin terörist, diğerlerinin ise aralarında yasak bir aşk ilişkisine girişen iki kardeşin de bulunduğu yedi ayrı insanın yaşadığı, bu olaylar ile ilgili/ilgisiz kişisel deneyimlerine tanık oluyoruz, toplam yedi ayrı sahnede...

...ve, asıl konumuza girecek olursak – "Pornografi", bana kalırsa, "dot"un bugüne dek sergilediği en zayıf oyunu, Ravenhill'inkileri ise, en basitinden "demode"dir..!! Açıklıyayım, efendim... En başta, "Pornography"nin yazarının öne çıkarmaya çalıştığı ve İngiliz kamuoyunu derinden sarmış olan, Londra bombalamalarının o kentte doğmuş/büyümüş "British boy"lar tarafınca yapılmış olması, bizi ne denli ilgilendirir ki?! Bunların gölgesindeki kişisel devinimlere gelince, bunlar kısmen röntgencilik (kardeşler), kısmen ise kitsch (akademisyenin, geceyi evinde geçiren eski öğrencisine saldırması) sınıflandırmasına girer bence; burada tek inandırıcı olan bölümler, belki kara tenli teröristin ve (kesinlikle!) yaşlı kadının monologları olsa gerek... Karşılıklı veya eşcinsel seks'in bir meta olduğu ve "eros/sexus" çelişkisi, antik tiyatrodan bugüne dek bilinmekle birlikte, bu tür ilişkilerin dolaylıdan dolaysız gösterime girdiğini, Schnitzlerin "Aşk Çemberi"nden değilse bile, gerçekten de 1990'lı yıllardan bu yana biliyoruz – ve "dot"da birkaç kez –gene çok başarılı biçimde– tanık olduk... Buradaki cesur sahne yöntemlerinin, özellikle bunlara henüz yabancı olanlar için yeni ve ilginç olduğu yadsınamaz – ancak birazcık da, bu tür oyunları artık beş yıldır izleyen tiyatroseverleri düşünmek gerekmez miydi? Bunlar için "Buyrun şok festivaline" (Sierz'in taa 2000 yılında yayınlanmış kitabının bir bölüm başlığı) artık oldukça bayatlamış bir çağrı olsa gerek..! Hele, hele, bırakınız 1950'ler İngiltere'sinin "Angry Young Men" ("Öfkeli Genç Adamlar") edebiyatını, Ernst Toller'in 1927'de yazdığı kült oyunu "Hoppla, wir leben!"den kuvvetli biçimde esinlenmiş (?!) "eski tüfek solcu" nakaratını, içine birazcık HIV da katıp ısıtarak önümüze koymak, neye hizmet ediyor acaba – kaldı ki, 1960-70'lerin yenilikçi/gözde "Polaroid" olgusu, günümüz gençlerinin çoğu tarafından artık bilinmiyor...

Kıssadan hisse: Bu satırların yazarı, "Suratına Tiyatro"dan kesinlikle sıkılmış/bıkmış değildir (aç parantez: Yukarıda değindiğim oyunların her birinde rol alanların büyük çoğunluğun son derece başarılı olduklarını, altını çize çize belirtmek gerekiyor) – ne var ki, özellikle Mark Ravenhill'in o son derece çarpıcı/insancıl/pasifist, 2008'de yazdığı "Vur/Yağmala/Yeniden" başyapıtından bir sezon sonra 12 yıl geriye giden, ayrıca –gene, salt kişisel görüşüme göre– bizler için oldukça önemsiz ileti/konulara yer veren oyunlar sergilemiş "dot" ile bu önemli topluluğun izinden gitmeye koyulan, ancak gene eski bir Ravenhill'i dolaptan çıkarmayı yeğlemiş "Tiyatro 0.2"den çok daha "çağdaş tokatlar" beklerdik, doğrusu...

Dergimizin 2008/2009 tiyatro ödüllerini "gerekçe"lerken, bir çeşit "yerli In-Yer-Face" olarak tanımladığım Berkun Oya'nın "Bayrak" oyununu örnek göstererek, son olarak şunu savlamak isterdim: "Suratına Tiyatro"yu benimsemiş genç izleyicileri bıktırmadan, çok acil olarak bu türdeki yerli yapımlara gereksinim vardır! Bunlar, siyasi konuları ("açılımlar", ulusalcılık vbg) irdeleyeceği gibi, toplumsal sorunları (töreler, gençlerdeki depolitizayon, sosyete/lümpen kültürü ikilemi/eşleşmesi vbg) da ortaya atabilirler, izleyicilerin "suratına, suratına..."

"Tiyatro... Tiyatro..." Dergisi, Mart 2010

Robert Schild

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim