http://www.aict-iatc.org/

Kırık Bir Aşk Hikayesi: “İstanbul Hatırası”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın geçen 2010 Mayıs ayında premiyer yapan "İstanbul Hatırası" oyunu bu sezonun çok rağbet gören, sahne sahne dolaşan oyunlarının başında geliyor.

Tarık Şerbetçioğlu'nun yazıp yönettiği "İstanbul Hatırası", adından da anlaşılacağı üzere eski İstanbul'u, İstanbulluları, yaşamı ve İstanbul'da yaşanan bir hikayeyi anlatıyor. Şerbetçioğlu, bu oyunla hafızalarda kalan ve gelen nesillerce de bilinmesini arzu ettiği kültürel birikimi, değişimi, tarihsel bir perspektif içine yerleştirmiş.

Ali Bey'in defterine not ettiği hatıraların izinde hikayeyi geçmişe giden bir kurguyla izliyoruz. Genç Ali'nin bir kumpanyada çalışan Ermeni kantocuya aşık olması, bu vesileyle tiyatroya sevdalanması, ailesinin tiyatroculuğa merak sarmasına gösterdiği tavır, savaş yılları, işgal İstanbul'unun manzarası, toplumun güne ayak uyduran değişimi ve tabii günün sonunda elde kalan kırık bir aşk hikayesi...

Şerbetçioğlu, 1910-1950 arasındaki dönemi yansıtan oyununda döneme dair temel durumları, bakış tarzlarını ve ilişkileri fazla detaya boğmadan ama altını da gayet net çizerek ifade etmiş. Sahneye koyarken de bu tabloyu doğru oyuncu seçimi, doğru mizansen ve yerinde müziklerle renklendirmiş.

Usta oyuncu sıfatını sonuna kadar hakeden Toron Karacaoğlu, hem hikayeyi anlatan meddah hem de ana karakter Ali'nin yaşlılık halini canlandırıyor. Sahneye adımını attığı andan itibaren sesinin, bedeninin enerjisi seyirciye doğrudan yansıyor. Oyunun şarkılarına makamını veren, anlam ve renk katan da Karacaoğlu'nun sesi. O hatıraları anlatan değil de yaşayan ta kendisi.

Oyunun hem yazarı hem yönetmeni olan Tarık Şerbetçioğlu, aynı zamanda ana karakter Ali'nin de gençliğini oynuyor. Naif aşık rolünde abartıya kaçmadan, o dönemin ağırlığını da koruyan bir çizgiyi tutturuyor. Ermeni kantocular Varsenik'te Binnur Şerbetçioğlu'nu ve Hayganuş'ta Selma Kutluğ'u izliyoruz. Her iki oyuncu da sahnede ateşli, sahne arkasına geçince takındıkları despot tavrı tam anlamıyla yansıtıyor. Bu despot tavır o dönemdeki azınlık sanatçıların genel tavrı olsa gerek. Zira onlar her zaman aslında toplumun ötekileştirdiği kitleler olmuşlar. Çoğunluğun kucaklarken bile acıma duygusunun içten içe beslendiği bir yerde durmuşlar. Bu durum onlarda kimi zaman sevgilerini bastırma, hayata daha dik bir duruş sergileme, inatla yaşama tutunma güdüsü olarak ortaya çıkmış.

Binnur Şerbetçioğlu gerek kantoları gerekse "Sarı Gelin" türküsünü başarılı yorumluyor. İskender Bağcılar, Rahmi Elhan, Ergun Üğlü, İbrahim Şirin, Gökhan Eğilmezbaş ve Naci Taşdöğen üstlendikleri birkaç rolde olayların farklı noktasındaki insanları layıkıyla temsil ediyorlar. Taklide kaçmayan, komikliğe sarmayan bunun yanında tempoyu yüksek tutan yaklaşımlarıyla oyunu keyifli kılıyorlar. Özellikle Naci Taşdöğen'in tuluata yatkınlığı giyindiği roldeki performansını arttırıyor.

Selim Atakan'ın müzik düzenlemeleri her zamanki gibi yine kendini kalitesi ve renkliliğiyle farkettiriyor. Kantolardan Türk musikisine, oradan türküye geçişler seyirciyi müzikal anlamda da tatmin ediyor. Deniz Noyan'ın şefliğindeki orkestra canlı performansıyla oyuna müzikal değer katıyor.

"İstanbul Hatırası", Şehir Tiyatrolarının kuruluş misyonuna uygun olarak öğrencilerin, tiyatroyla ilk defa tanışanların olduğu kadar tiyatroyla haşır neşir olmuş kitlelere de geleneksel kültürümüzü aktaran, küçük mesajlarla tarihimize dokunan keyifli bir seyirlik olarak hafızamızda yerini alıyor.

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim