http://www.aict-iatc.org/

KADINLARA ODAKLI BİR DÜĞÜN GÜNÜ

'Düğün' bir AYSA Prodüksiyon yapımı. İlk kez Nisan 2011'de sahneye çıkartılan, galası da geçen Kasım ayında İstanbul'da yapılan bu çalışmanın kent içinde ve dışında sergilenme sayısı otuzu aşmış durumda.

Yapımın temel özelliği, yazarından teknik ekibe dek, oluşumuna katkıda bulunanların tümünün kadın olması. Ödüllü genç yazar Ayşe Bayramoğlu, parıltılı sahne sanatçısı Tilbe Saran, genç oyuncular Evren Ercan ve Eda Çatalçam ile 'kadın olma' sorunu doğrultusunda buluşup, 'Düğün' oyununda somutlaşan projeyi oluşturmuşlar. Tilbe Saran sanat yaşamında ilk kez yönetmenlik görevini yüklenmiş. Başak Özdoğan'ın mutfak dekoru, Ayşe Ayter'in ışık tasarımı ve Serpil Günseli'nin müziğiyle oyunun uzamsal dokusu belirlenmiş.

'Kız tarafı'nın 'aileden kalma' köşkünün mutfağındayız. Hep bu mutfakta kalacağız ve bu mutfağa yalnızca kadınlar girip çıkacak. Bahçede yapılan düğün ile köşk arasındaki geçişi sağlayan –böylece sahneye çeşitli yönlerden giriş çıkışa da olanak veren 'mutfak uzamı', bir 'düğün zamanı' boyunca, çeşitli kuşaklardan ve farklı konumlardaki kadınların birbirleriyle ve kendileriyle çatışıp hesaplaştıkları bir eşik oluşturacaktır.

Yemeklerin servise hazır durumda bekletildiği, o gün için kiralanmış yardımcının koşturup durduğu, 'kadının yeri' sayılan 'mutfak', o gün küçük burjuva düğünleri uyarınca şıklaşan kadınların görüntü ve sesleriyle, 'groteskleşmiş' ('yaşamın içinden' olmasına karşın 'yaşamdan büyük' görünen) bir yaşantıya sahne olacaktır. Bir başka deyişle, 'süs bebeği' dokunulmazlığına bürünmüş kadınların görünüşleri altında gizlenen 'hırpalanmışlık' bu yaşantı içinde ortaya çıkacaktır.

Sahnede yalın bir metnin yalınlıkla akışını izleriz oyun boyunca. Mutfağa giriş çıkışlarda ilk gözlemlenen, doğal bir düğün telaşıdır. Sonra, biri İstanbullu öteki Orta Anadolu kökenli iki ailenin birbirini yeterince tanımamış olmasından kaynaklanan –çoğu düğün ortamlarında açık ya da örtük biçimlerde yaşanmış- gerilimler gelir gündeme. Daha sonra, 'kız tarafı' ile 'oğlan tarafı'nın kadınlarının arasındaki gerilimin çok ötesine ulaşan bir çatışma ve hesaplaşma aşamasına geçilir.

İşte o noktada, 'gerilim'in temelinde yatan olgu ön düzeye çıkartılır. Bu olgu, 'erkek egemen' düzenin, 'kadın kimliği' üstünde yaptığı baskıdır. Erkek-egemen düzende alışılagelmiş 'erk' gösterilerinin temel göstergesi olan 'şiddet'e yönelim, kadınlar tarafından da –en azından 'söz' düzeyinde- benimsenmekte, bir sonraki kuşakları ve toplumsal çevreyi baskı altına almak için kullanılmaktadır. Erkek-egemen düzenin kadına yaşattığı 'kurban' olma deneyimi, kadına başka kadınların 'cellat'ı olma yetkisini kazandırmıştır sanki... Bu kısır döngüye karşı çıkılmalı, kadın kimliği özgürleşmelidir.

'Düğün' büyük bir sahne yapıtı değil; oyunu oluşturan ekibin katıldığı tartışmalar da gözetilerek, sahneleme süreci içinde kaleme alınmış –'naif' olmaktan çekinmeyen- bir proje çalışması. Ayşe Bayramoğlu, oyunu ille de 'vurucu' kılma adına nasıl kalemini zorlamamışsa, yönetmen Tilbe Saran da sahne olayına 'kuş kondurma' özentisinden uzak durmuş. Pürüzsüzce akıp giden gerçekçi bir oyun düzeni içinde oyuncularla ince ince çalışmış.

'Gelin'in anneannesi, İstanbul hanımefendisi Saffet'i yılların ustası Güler Ökten canlandırıyor. Ahretliği Şerbet Hanım'ı ise her tür rolü kendine yakıştırma becerisini hiç durmaksızın geliştiren Zerrin Sümer yorumluyor. Oyundaki en 'verimli' rol olan, 'gelin'in annesi Ahsen'i ise Şebnem Sönmez bir virtüoz özgüveniyle, müthiş bir doğallık ve enerjiyle sarıp sarmalıyor. Tilbe Saran, 'damat' annesi Neriman'da, Anadolu'nun küçük kentlerindeki kadın tavrını ve söylemini –karikatür çizmeden- dile getiriyor. Gelin'de Evren Ercan, özgür düşünceli arkadaşı Pelin'de Serpil Göral, damadın üvey ablası Nazife'de Eda Çatalcam, yardımcı mutfak elemanında Maria Akgüllü, birlikte sahneye çıktıkları ustalarla atbaşı gidebilen yorumlar sunuyorlar.

'Düğün', kadınların erkek-egemen dünya ile barışıklığını eleştirerek 'farkındalık' yaratmayı amaçlayan bir oyun. 'Güldürücü' olan ile 'acınası' olanı bir 'düğün' olayı içinde doğru biçimde dengelediği, doğru biçimde oynandığı için keyifle izleniyor.

Ayşegül Yüksel
(Cumhuriyet, 17 Ocak 2012)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim