http://www.aict-iatc.org/

ZÜBÜK

Ankara Sanat Tiyatrosu'nun bu yıl ki yapımı 'Zübük', dönemin en çok tutan oyunları arasında yer alıyor. AST'ın seyircisinin geri döndüğünü muştulayabilir miyiz? Topluluğun, geçmiş yıllarda manşetlere çıkan borçlarının bir bölümünün kapatıldığını, bir bölümünün de taksitlendirilerek ödeme düzenine oturtulduğunu da öğreniyorum. AST'ın, 50. yılına yaklaşırken, geçmişteki 'özellikli' konumuna ulaşması, yalnız topluluğa omuz vererek bugünlere taşıyan üç kuşaktan sanatçıların değil, özgürlükçü, eşitlikçi, hukuka saygılı bir toplum düzeni adına tiyatro yapan tüm toplulukların başarısı sayılmalı.

Doğru metin, doğru sanatçılar, doğru zamanlama...'Zübük', hem içeriğiyle, hem de sunuluş biçimiyle bir tiyatro oyununun mayasının tutması için gerekli koşulların sağlandığı bir yapım.

İçerik, Nesin Usta'nın kaleminden her dem damlayan bir ulusal hastalığımızla ilgili: 'küçük çıkarlar' uğruna 'büyük ödünler' vermekten çekinmeyen, 'bedavacı', 'kolaycı' yaradılışımız; dolayısıyla da, çıkarlarımızı korumak için hakkımızı yasal yollardan aramayı öğrenmektense, sorunun çözümünü bizden daha 'becerikli' olduğunu gördüğümüz bir 'aracı'nın, devlet katındaki 'torpilli' (olduğunu sandığımız) konumuna havale etme eğilimimiz; bu eğilimimiz nedeniyle, onun bizi sömürmesine izin verişimiz; böylece onu toplumda hiç hak etmediği yerlere getirdikten sonra –istesek de istemesek de- ona 'biat etme' durumunda kalmamız; sonunda da toplum mekanizmalarının bütünüyle 'zübük'lerin eline geçmesi...

'Zübüklük' olgusu, 'başta inanç olmak üzere, toplumdaki tüm iyi duyguları, umutları, çaresizliği, eğitimsizliği, paraya, çıkara iktidara tahvil etme, sonuna kadar sömürme sanatı' olarak açıklanıyor. Bu sanatın ustalarının eline düşmemek için yapmamız gereken, öncelikle kendi 'zübüklüklerimiz' ile yüzleşerek bu hastalıktan kurtulmak. Nesin'in yapıtını sahneye uyarlayan Dersu Yavuz Altun, birbirini izleyen tablolarda, bireylerinden her birinin kendi çıkarını kolladığı bir kasaba halkının, hepsinden çok daha kurnaz ve çıkarcı olan bir 'hemşehri'lerini devlet katına dek nasıl yükselttiklerinin, bu süreçte onun tarafından nasıl kazıklandıklarının öyküsünü anlatıyor.

Öykünün zaman içindeki yolculuğu birbirini izleyen tablolar yoluyla, hızlı biçimde sergileniyor. Yönetmen Altun, oyun için öngördüğü kabare tiyatrosu kıvraklığını, sahnede çeşitli biçimlere sokulan taşınabilir blokların kullanımıyla, yedi oyuncunun birden çok kişiyi canlandırmasıyla, en çok da metni başarılı bir müzikal çerçeve içine yerleştirerek sağlamış. Çeşitli tablolarda hızlı giysi değişimleri ve 'ortaoyunculuk' biçemine yaslanan yorumlarıyla, şarkılı bölümlerde ise oyuncu kişilikleriyle sahneye çıkan sanatçılar, topluluğun müzik yönetmenliğini yapmakta olan Ali Seçkiner Alıcı'nın seyirciyi daha ilk aşamada sarıp sarmalayan müziğinin de hakkını veriyorlar. Yapımın başarıyı kucaklayan en önemli bir başka boyutu da, sahneyi boydan boya kaplayan bir üst platformda yer alan canlı orkestra ve şarkı eşlikçileri.

Hızlı tartımını iki saat boyunca sürdüren, disiplinle yürüyen, iyi çalışılmış, tüm ayrıntılarına dikkat edilmiş, özenli bir yapım izliyoruz. Zübükzade İbrahim'i incelikli bir teatral yaklaşımla oynayan Yıldırım Şimşek'ten başlayarak, tüm oyuncular, komedi oyunculuğunun –çekip uzatıldığında iç bayıltıcı olan- abartmalarına ölçülü biçimde –klişelere abanmadan- başvururken, kendi yaratıcıklarını da ortaya koyuyorlar. Hakan Güven, Ana ve İmam kompozisyonlarıyla, Mehmet Ulusoy her zamanki yumuşak/duru oyunculuğuyla, Erdem Ulusal çeşitli kompozisyonlarıyla, Zafer Gökçek ve Ferhat Büküş tiplemeleriyle metni ayakta tutuyorlar. Eğitimi ve birikimiyle 'aslen' müzikçi olan Ali Seçkiner Alıcı'nın oyunculuktaki gelişimi ise şaşırtıcı...

Kimi sahnelerin gereksizce uzaması dışında, 'açık biçim' tiyatronun bilinen özelliklerinin yeterince 'yalın' ve yeterince 'gösterişli' bir yaklaşımla sunulduğu 'Zübük' yapımı, Aziz Nesin Usta'dan toplumca alınacak derslerin tükenmediğini bir kez daha kanıtlıyor.

Ayşegül Yüksel
(Cumhuriyet, 31 Ocak 2012)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim