http://www.aict-iatc.org/

YÜZYILIN AŞKI

Yeşim Özsoy Gülan'ın Ve Diğer Şeyler Topluluğu için yazıp sahnelediği 'Yüzyılın Aşkı' seyirciyle bir yıl önce Şubat ayında buluşmuştu. Galata Perform'un tiyatro uzamı için tasarlanmış olan oyunu Karaca Tiyatro'da izledim.

'Uzam farklılığı' seyircinin algısını etkiler. Oyunu izlediğim uzamda, algılama eksenini belirleyen, öncelikle ışık (Kemal Yiğitcan) ve müzik (ses tasarım Korhan Erel) ile Anlatıcı'nın (mikrofondan gelen)sesi (Yeşim Özsoy Gülan), sonra da bu üç etken aracığıyla, iki oyuncunun (Sanem Öge, Deniz Celiloğlu), biçimden biçime giren masa ve iki iskemleyi kullanarak bir sahneden ötekine geçişleri, her bir sahnedeki –kılık değiştirmeyi de içeren- devinimleri (sahne ve kostüm tasarım Başak Özdoğan), sahnedeki hareketin vazgeçilmezi olarak tasarlanmış video görüntüleri (Melisa Önel) ve oyuncuların -Karaca Tiyatro uzamında gerektiğinden de geri düzleme atılmış- sesleriydi.

Bu öğelere, bir tanesi oyunun afişi olarak da kullanılmış olan- Genco Gülan'ın 'su altı foto' çalışması ve yapımın özgün uzamında duvarlara yazılı tümcelerin de yer alışı eklenince, yapım için biçimsel düzeyde nasıl yoğun bir işçilik yapıldığı ortaya çıkıyor. 'Tiyatro uzamı'na, daha genel anlamıyla, 'çevre'ye 'yerleştirme' (enstalasyon) işlemi, görüldüğü gibi, farklı üretimlerin iç içe örülüp birlikte devindirilmesiyle oluşuyor. Dilerim, 'Yüzyılın Aşkı' yapımında gözlemlenen biçimsel yaratıcılık, çoğunlukla 'bilineni yinelemek'ten öteye gitmeyen kurumlaşmış profesyonel tiyatroculuğun, kullanageldiği 'klişeler'i sorgulamasına yol açsın.

Oyunun içeriğine gelince... 'Yüzyılın Aşkı', 'aşk' denen olgunun 'imkansızlık' ile beslenişini vurgularken (ve aşk konusunu işleyen yüzlerce gerçek yaşam öyküsü/sinema filmi/roman/müzik parçası gibi malzemenin belleğimizdeki tanıklığından yararlanırken), yer yer 'metinlerarasılık' denizine dalıyor. Refik Halit Karay'ın 'İki Bin Yılın Sevgilisi' romanına ise 'isim çağrıştırması' yoluyla özel bir selam yollamakla kalmıyor, romanın, iki sevgilinin çağlar içinde kimlik değiştirerek yaşadığı 'aşk'ı 'geçmişe dönüş' yoluyla anlatan kurgusal özelliğinden de esinleniyor. Ayrıca, romanın ilk paragraflarında yer alan kimi betimlemeler, oyunda Anlatıcı'nın yeni bir sahneyi sunarken yaptığı cümlelerle çağrışımsal bir ilişki içinde: 'İskenderun Garı'/'Çatalca'da bir tren istasyonu', 'Temmuz sıcağı' etkisi yapan Mayıs öğleden sonrası/'sıkıntılı yaz ikindisi', (her ikisi de koku salma özelliği taşıyan)'okaliptüs ağaçları'/'leylak ağaçları'...

Yazar Özsoy Gülan, sahne olayını 'aşk' ana başlığı doğrultusunda kurarken, , Cumhuriyet Türkiyesi'nde 20. yüzyıl boyunca yaşanmış kimi toplumsal/politik/ekonomik kırılma aşamalarından yola çıkmış. Amacı da 'resmi tarih'in sunduğunun dışında bir duyarlık düzeneği oluşturmak. Kadın ve erkek arasındaki özel ilişkinin oluşum/gelişim/bozulma çizgisi, değinilmesi amaçlanan tarihsel aşamanın az öncesine ya da sonrasına getirilerek 'resmi tarih'in ilgi alanının dışına çıkılmış. Yazar böylece, hilafet/saltanat yanlılarının 1924'te sürgüne giderken yaşadıkları hüzün, 1940'lı yıllarda gayrimüslim 'ticaret erbabı'nın Varlık Vergisi ile mağdur edilişi, 1950'ler başında politika ile iş dünyasının buluşması, 1959'dan 27 Mayıs'a ulaşan dönemin bunalımı, 1972'de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, 12 Eylül 'korku' dönemi, yüzyılın bitiminin arifesindeki tüketim çılgınlığı gibi –onlarca başka seçenek arasından çekip çıkardığı- kimi olguları, zaman açısından karışık bir düzen içinde sunarak, belleğimize –usulca- seslenmeyi amaçlamış. 1990'da yitirdiğimiz Cemal Süreya'ya da ağıt yakmadan edememiş.

Oyun boyunca gözümüzden ve kulağımızdan içeri süzülüp bilincimize ulaşanlar, tıpkı Genco Gülan'ın su altı fotoğraflarında olduğu gibi, canlı bedenler su altında devinirken oluşan 'ağır çekim' etkisinin görsel düzeyde yarattığı yarı-düşselliğe taşıyor bizi.

Sonuç olarak da, 'Yüzyılın Aşkı' yapımıyla ulaşılan nokta, 'politik/ ideolojik değinme'ler düzeyinde kalan kimi 'tarihsel aşamalar' ve bu aşamalara pamuk ipliğiyle tutturulmuş kurgusal 'aşk izlekleri' birbirini izlerken -söz, ses, müzik, ışık ve görüntü yoluyla- yaratılan şiirsel yoğunluklu çağrışım zenginliği oluyor.

'Yüzyılın Aşkı' yapımının içerdiği özenli işçilik, 'performans metni'nin video çekimlerine göstergebilimsel yaklaşım uygulanmasıyla değerlendirilmeli diye düşünüyorum.

'Sevgililer Günü'nüz mutlu olsun!

Ayşegül Yüksel
(Cumhuriyet, 14 Şubat 2012)

Hakkında

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul'da yerleşik olan bir sivil toplum kuruluşu'dur. 1990 yılında 35 üyenin katılımıyla kurulan...

devamı için

Takip Et

Bilgi İletim